ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Türkiye’nin bölgedeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Antalya Diplomasi Forumu kapsamında konuşan Barrack, Türkiye’yi “bölgede işleyen tek NATO üyesi” olarak tanımladı. Türkiye’nin Orta Doğu’daki etkinliğine işaret eden Barrack, ülkenin bölgesel dengeler açısından önemli bir konumda bulunduğunu ifade etti. Türkiye ile İsrail arasındaki gerilime de değinen Barrack, taraflar arasında yaşanan sert söylemlerin büyük ölçüde retorik düzeyde kaldığını belirtti.
ABD’li büyükelçi, Lübnan’daki ateşkes sürecine ilişkin değerlendirmesinde ise İsrail’in kendisine yönelik bir saldırı olması halinde ateşkesi sürdürmeyebileceği uyarısında bulundu.
Diplomasinin önemine dikkat çeken Barrack, uluslararası krizlerin çözümünde diyalog ve müzakerenin belirleyici rol oynadığını ifade etti. Barrack, küresel ölçekte karmaşık gelişmelerin yaşandığını belirterek, bu tür platformların ülkeler arasında iş birliği ve anlayışı güçlendirdiğini kaydetti.
“S-400 sorunu yakında çözülecek”
Suriye konusuna da değinen Barrack, bu ülkeyi uluslararası iş birliği açısından önemli bir alan olarak nitelendirdi.
Barrack, ABD ve Türkiye arasında yaşanan S-400 sorununun yakında çözüleceğine inandığını söyledi. Yaptığı açıklamada, “ABD ve Türkiye arasında ilişkiler hiç bu kadar iyi olmamıştı. Bence yakında S-400 sorununun çözüleceğini göreceksiniz. Türkiye’nin F-35 programına kabul edilmesi sorun teşkil etmiyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının ardından ABD 2020’de yaptırım uygulamaya başlayarak Türkiye’yi F-35 savaş uçağı programından çıkarmıştı.
“Orta Doğu’da yalnızca güce saygı duyuluyor”
Orta Doğu’da yalnızca güce saygı duyulduğunu savunan Barrack, Suriye ve Körfez ülkelerini işaret ederek şunları söyledi:
“Suriye neden işliyor? Çünkü güçlü, kararlı ve cesur bir lider var. İnsanlar geçmişte onunla aynı fikirde olmayabilir ama onu bir yere doğru liderlik ederken görüyorlar. Körfez örneğine bakacak olursak; bu ülkelerin oldukça başarılı olduklarını ve buradaki müşfik monarşilerin sonuç verdiğini görürüz. Orta Doğu’da işe yarayan tek şey, güçlü liderlik rejimleri oldu: Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar.”
Barrack ayrıca, Arap Baharı’nın sönümlendiğini, demokrasi ve insan hakları için müdahale ettikleri ülkelerde de sonucun hüsran olduğunu ifade etti. Tom Barrack, Aralık 2025’te 23. Doha Forumu’nda katıldığı bir panelde de bu görüşlerini paylaşmış, bölgede en iyi işleyen yönetim biçiminin monarşi olduğunu savunmuştu.
“Suriye harika bir laboratuvar”
Diplomasinin dünyadaki dramatik ve travmatik olaylar arasında sürekli fayda sağlayan bir hediye olduğunu belirten Barrack, “Her gün kendilerinden bir şeyler öğrendiğim bu diplomatlar kurşunları, füzeleri, roketleri ve silahları önleyen diyaloglar, konuşmalar, cümleler kurmak için oradalar. Bu yüzden bence bu 2 gün son derece önemli” ifadelerini kullandı.
Barrack, dünyada kafa karıştırıcı ve karmaşık birçok şeyin olduğunu belirterek bu nedenle “burada olmaktan, dinlemekten, öğrenmekten ve küçük de olsa yardımcı olmaktan heyecan duyduğunu” vurguladı. ADF’nin Suriye için önemine ilişkin soruya Barrack, “Suriye, inanılmaz bir şekilde, yaşadığımız en büyük yeni olay odaklı diplomasi deneylerinden biri oldu. Kimsenin gerçekten tahmin etmediği veya beklemediği, bölgeden, Amerika’dan, müttefiklerden ve kendini arayan bir kültürden işbirliği içeren kuantum bir hareket” yanıtını verdi.
Barrack, Orta Doğu’da herkesin hoşgörü, saygı, alçakgönüllülük ve anlayış aradığını ve bunun aileden, topluluktan, kabileden, dinden ve ulustan kaynaklandığını belirterek “Bence Suriye, diyalog ve işbirliğinin işe yarayıp yaramadığını denememiz için harika bir laboratuvar ve şu ana kadar harika bir iş çıkarıyor” dedi.
“Yeni düzen: Herkes kendi sorumluluğunu üstlenmeli”
Barrack, ABD Başkanı Donald Trump’ın gerekli gördüğü yerlerde “güç ve refah yoluyla barış” ilkesinin etkisini kullandığını öne sürdü. Dünyada, bölgelerin kendi meselelerini ve sorunlarını kendilerinin hallettiği yeni bir düzen oluştuğuna işaret eden Barrack, “Gerektiğinde müdahale edeceğiz ancak 1945’ten beri dünya çapında uygulanan askerî koruma ve güvenlik anlaşması değişiyor. Herkes kendi sorumluluğunu üstlenmelidir” dedi.
Suriye’deki gelişmelere dikkati çeken Barrack, özellikle Dürzi nüfusun yoğunlaştığı Süveyda bölgesinin komşularıyla uyum içinde hareket etmesinin son yılların en önemli fırsatlarından biri olabileceğini ifade etti. Ürdün konusuna da değinen Barrack, “Ürdün, sorunları ve problemleri nasıl çözeceğimize dair bir yol haritası sunarak bize gerçekten yardımcı oldu” diye konuştu.
Lübnan’da ateşkes
Barrack, ateşkesin sağlanmasının ve tarafların doğrudan diyaloğa girmesinin çok hassas bir konu olduğunu vurgulayarak “Unutmayın, bu daha önce gerçekleşmemişti. Kasım 2024 anlaşması, İsrail ile Lübnan arasında doğrudan yapılmamıştı. Bu yüzden başkanın müdahale ederek harika bir şey yaptığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun bu konuyu halihazırda “çok iyi bir şekilde” ele aldığını belirten Barrack, bu adımların küçük ve zaman alacak adımlar olduğunu belirtti.
Lübnan’ın yeniden 15 yıllık bir iç savaş istemeyeceğini belirten Barrack, Lübnan ordusunun Hizbullah’ı fiziksel olarak ortadan kaldırmasının söz konusu olamayacağını vurguladı. Barrack, bölgede İsrailliler ve Lübnanlıların bir araya getirilmesi durumunun “muhteşem” olabileceğini iddia etti.




