Özgür Kadın Hareketi, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü talebiyle Bursa’nın Gemlik ilçesinde yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından Özgür Kadın Hareketi adına Ayla Akat Ata tarafından okunan ortak açıklamada, toplumsal barışın tesisi için atılması gereken adımlara dikkat çekildi:
“Bugün Türkiye’de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü kaçınılmaz, acil ve ertelenemez bir zorunluluktur. Bu anlamda, 27 Şubat 2025’te İmralı Adası’nda yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ve akabinde atılan adımlar, muazzam bir fırsat sunmaktadır.”
Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının üzerinden 1 yıl, 1 ay ve 23 gün geçtiğini hatırlatan Ayla Akat Ata, şunları da söyledi:
“Her ne kadar ‘Barış Hukuku’nun yaratılması ve güvencesinin sağlanması noktasında parlamentonun işlevsel kılınmaması; atılması gereken demokratikleşme adımları konusunda ketum davranılarak sürecin zamana yayılması toplumda güvensizlik yaratmış olsa da; barışa dair çözüm iradesi ve umudu hep diri tutuldu. Nitekim 8 Mart, Newroz ve 4 Nisan’da kutlama alanları milyonlarla dolup taştı; halk, demokratik çözüm ve barış mesajını, sorumlu ve karar verici tüm otoritelerin anlayabileceği ve anlamlandırabileceği şekilde net bir biçimde ortaya koydu.”
Açıklamada, sürecin başarılı olmasının tarafların eşit ve güvenli koşullarda müzakere edebilmesine bağlı olduğu belirtilerek, mevcut iletişim koşullarının iyileştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Hukuki güvence vurgusu
Açıklamada, TBMM bünyesindeki “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” tarafından hazırlanan raporda yer alan yasal düzenlemelerin vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi çağrısında bulunuldu. Kalıcı bir barış ortamının inşası için “eşit yurttaşlık” temelinde bir barış yasasına ihtiyaç duyulduğu belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Demokratik çözümün sağlanması, eşit yurttaşlık temelinde bir barış yasasının çıkarılması ve sürece katılan tüm kesimler için güçlü hukuki güvencelerin oluşturulması bu sürecin temel gereğidir. Bu adımlar atılmadan müzakere zemini kurulamayacağı, geçmişteki tecrübelerle sabittir.”
‘Süreç ikinci aşamaya geçmeli’
Etkinliğe katılan kadınlar, barış mücadelesinin kararlılık gerektirdiğini belirterek, sürecin ikinci aşamasına ivedilikle geçilmesi çağrısı yaptı:
“Şimdi ivedilikle ikinci aşamaya geçilmesi gerekmektedir. Ancak sürecin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi ve ikinci aşamaya geçilebilmesi; dünya örneklerinde olduğu gibi, gerekli müzakere koşullarının eksiksiz biçimde sağlanması ile mümkündür. Yapılan müzakerelerin sonuç alıcı olmasının yolu; tarafların eşit, özgür ve güvenli bir ortamda sürece dahil edilmesinden geçmektedir. Ne var ki bugüne kadar bu temel ilke hayata geçirilmiş değildir.”
Baş müzakereci olarak Abdullah Öcalan’ın, Kürt sorununun demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü çözümü ile kalıcı barışın inşası için çalışmalarını, özgür yaşam ve iletişim koşulları sağlanmadan sürdürdüğü belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:
“Bu koşullarda yürütülen bir sürecin ilerlemesi ve dolayısıyla başarıya ulaşması mümkün değildir. Kürt halkının iradesi ve tarihsel mücadelesiyle şekillenen muhataplık temelinde, Sayın Öcalan’ın sürecin asli muhatabı ve baş müzakerecisi olduğu tartışılmazdır. Bu gerçeklik, yapılacak yasal düzenlemeler temelinde güvenceye kavuşturulmalı; Sayın Abdullah Öcalan’ın siyasi statüsü bir an önce tanımlanarak, özgürce yaşayabileceği ve çalışabileceği koşullar yaratılmalıdır.”
‘Demokratikleşme adımları gecikmeksizin hayata geçirilmeli’
“Bu çerçevede TBMM ‘Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ tarafından hazırlanan raporun, özellikle 6. ve 7. bölümlerinde yer alan yasal düzenlemelerin ve demokratikleşme adımlarının gecikmeksizin hayata geçirilmesi, sorumlulukla ele alınması gereken tarihsel bir zorunluluktur. Zira demokratik entegrasyonun sağlanması, eşit yurttaşlık temelinde bir barış yasasının çıkarılması ve başta kadınlar olmak üzere sürece katılan tüm kesimler için güçlü hukuki güvencelerin oluşturulması bu sürecin temel gereğidir. Bu adımlar atılmadan müzakere zemini kurulamayacağı, kalıcı ve onurlu bir barışın inşa edilemeyeceği; 1993 yılından bu yana yakalanan barış olanaklarının değerlendirilememesi ve sonrasında yaşanan acı deneyimlerle sabittir.”
Açıklamada; Abdullah Öcalan’ın siyasi statüsünün tanınması, fiziki özgürlüğünün sağlanması, müzakere koşullarının derhal oluşturulması ve barışın hukuki güvencesinin inşa edilmesi talep edildi:
“Kadınların öncülüğünde yükselen bu mücadele, aynı zamanda özgür ve eşit bir yaşamı kurma iradesidir. Bu iradeden geri adım atmayacağız. Özgürlük sağlanana, eşit ve demokratik bir yaşam kurulana kadar mücadelemizi her alanda büyüterek sürdüreceğiz.” (MA)




