CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu İBB Davası’nın duruşması 26. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam etti.
Duruşmada, İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan salona getirildiğinde, meslektaşları “Savunma susmadı, susmayacak” şeklinde slogan attı. Duruşma, aranın ardından Mehmet Pehlivan’ın savunmasıyla başladı.
Pehlivan, şunları söyledi:
“Tarihin doğru tarafında durduğu için, hukukta ısrar ettiği için başına iş getirilen ilk avukat olmadığımın bilincindeyim”
“Neden Buradayız? Ben Mehmet Pehlivan. Avukatım. 10 aydır yüksek güvenlikli bir hapishanede kapatılmış durumdayım. Bugün de yargılandığımız iddiasıyla, kamuya ilk kez sesimizi doğrudan duyurabileceğimiz mahkeme salonuna benzetilmeye çalışılan bu yerdeyiz. Hapishanede, kapatılmış olmak ve bu kapatılmanın ne kadar süreceğinin size bağlı olmaması ‘kuyruğu dik tuttuğumuz’ için kolay gibi görünebilir.
Dik durmaktan vazgeçmeye niyetimiz yok. Tarihin doğru tarafında durduğu için, hukukta ısrar ettiği için başına iş getirilen ilk avukat olmadığımın bilincindeyim. Yine de ‘neden buradayız’ sorusunun cevabını vermek benim için kolay olmadı.
Tutuklanana kadar hapishaneyi yalnızca avukat olarak ziyaret ettim. İnanın, bu ziyaretler insanı kapatılma duygusuna alıştırmıyor. Kapatılmaya tedarikli olamazsınız. Kapatıldığınız yerde sevdiklerinizden, yaşantınızdan yalıtılmak ‘tamam, hadi yapalım!’ denilerek göğüslenebilecek bir şey değil. Vicdani ve insani açıdan harikulade insanlar ve yargıçlar olsanız dahi kapatılmayı anlayabilmeniz mümkün değil. Belki de bu yüzden hukuk icracılarının bir süreliğine de olsa bunu ‘staj etmeleri’ kötü bir fikir gibi görünmüyor. Kapatılmak, her ne kadar çığ gibi gelen bir soruşturma sürecinden sonra beklediğim bir şey olsa da yüksek güvenlikli hapishaneye adım attığım ilk an kendime sordum: Neden buradayım?
“Buradayım, çünkü İmimoğlu’nun avukatlığını üstlendim”
Evet, buradayım. Çünkü Ekrem İmamoğlu’nun avukatlığını üstlendim. Reddedebilir, vazgeçebilirdim. Ama öyle yapmadım. Yoksulluğun ülkenin her sathını işgal ettiği, hukuksuzluk ve adaletsizliğin hayatın doğal akışı haline geldiği topraklarda, bu düzenin müsebbibi olan iktidarı 4 kez yenen ve yine yenmeye hazırlanan Ekrem İmamoğlu’nun savunmanlığını bilinçle üstlendim. Bu vekaleti üstlendiğimde kendisine yönelen yargı kuşatması zaten başlamış, siyasi yasak oyunlarına girişilmiş, hasım bellenmişti. Ben bu yargı kuşatmasına karşı saf tutarak, mesleki tecrübe ve yeteneklerimi ülkemizde her zaman gururla anılması gereken aktif ve etkili avukatlık geleneğini sahiplenerek kullandım. İşimi iyi yaptım. İyi yaptığım için hedef gösterileceğimi de biliyordum. Öyle ki Ekim 2024’ten beri yapılanların müvekkilimi denklemden çıkarmaya yönelik saldırıların son aşaması olduğunu öngörüyordum. Bu öngörüyle müvekkilimi temsil etmeye devam etmek bilinçli bir tercihti.
O andan itibaren yaptığım tek şey, aktif ve etkili bir avukatlık faaliyeti yürütmekti.
“Burada bir yargılama yapıldığını da sanık savunması yapmam gerektiğini de kabul etmiyorum”
Bu çabamın ve avukatlığımın karşılığı ise kapatılmam ve ‘özel vasıflı örgüt üyesi’ ilan edilmem oldu. Burada bir yargılama yapıldığını da sanık savunması yapmam gerektiğini de kabul etmiyorum. Avukatlık mesleğinin sanık sandalyesine oturtulmasını kabul edemiyorum. Burada olmamın nedeni, siyasi iktidarın hasım bellediği sayın İmamoğlu’nu hukuken ve siyaseten tasfiye etmektir. Herkesin bildiği hakikat budur.
“Mahkemenizin bana biçtiği sanık sıfatını da kabul etmiyorum. Burada Sayın İmamoğlu’nun avukatı olarak bulunuyorum”
Ben Avukat Mehmet Pehlivan. 19 Haziran 2025’te tutuklandığım Sulh Ceza Hakimliği sorgumda sözlerimi ‘avukatlığın nasıl yapılacağını savcılıktan öğrenmeyeceğim’ diyerek bitirmiştim. O gün kaldığım yerden devam ediyorum. Mahkemenizin bana biçtiği sanık sıfatını da kabul etmiyorum. Burada Sayın İmamoğlu’nun avukatı olarak bulunuyorum. Müvekkilime ve müvekkilimin şahsında bu salondaki insanlara neler yapıldığını anlatmak, belgelemek, ispat etmek istiyorum. Neden burada olduğumuzu, burada olma ve oldurulma yönteminizin hiç de tesadüf olmadığının tarihsel ve teorik karşılığını anlatacağım.”
Adem Soytekin söz istedi, duruşmada tansiyon yükseldi
Duruşmada Mehmet Pehlivan’ın savunması sürerken, Mahkeme Başkanı, Pehlivan’a dönerek dosyada adı geçen Adem Soytekin ile ilgili ifadelerin dikkatini çektiğini belirterek, Soytekin’in ek beyanda bulunmak için dilekçe verdiğini ve bu nedenle salona getirildiğini söyledi. Başkan, Soytekin’e söz vermek istediğini ifade etti.
Bu sırada İmamoğlu ve savunma avukatları, “savunmanın ve sorgunun bölündüğü” gerekçesiyle itiraz etti.
Mahkeme başkanı itirazlara karşılık, “Şahıs bana iki gün önce dilekçe verdi, kime söz hakkı vereceğimi size sormam” dedi. Avukatların dilekçenin UYAP sisteminde görünmediğine yönelik itirazlarını dile getirmesi üzerine Mahkeme Başkan, “Ben sorguyu bölmedim; saat 19.00’da bitireceğimizi söyledim, yetişmezse pazartesiye bırakırız” ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanı ayrıca Pehlivan’a hitaben, “Savunmanıza müdahale etmedim. Somut isnatlara girmediniz, Adem Soytekin ile ilgili çelişkileri dile getirdiniz” dedi.
“Burada herkes Mehmet Pehlivan’ın avukatı mı?”
Salondaki tartışmaların büyümesi ve uğultunun artması üzerine Mahkeme Başkanı, “Burada herkes Mehmet Pehlivan’ın avukatı mı?” diye sordu. Bunun üzerine avukatlar hep bir ağızdan “Evet” yanıtını verdi. Bu sırada izleyici sıralarından alkış yükseldi.
Tartışmaların ardından Adem Soytekin’e mikrofon verildi. Soytekin, “Konudan haberdar oldukları için konuşmamı engellemek istiyorlar” dedi. Bu sözler üzerine salondan tepki sesleri yükseldi.
Yaşanan gerginlik sırasında duruşma salonunda görevli jandarma personelinin Soytekin’in etrafında güvenlik çemberi oluşturduğu, ayrıca salona takviye jandarma ekiplerinin alındığı görüldü.
Mahkeme Başkanı, yaşanan tartışmaların ardından Mehmet Pehlivan’ın savunmasının pazartesi günü kaldığı yerden devam edeceğini açıkladı.
Soytekin’in “sataşma” iddiasına izleyiciler ve avukatlar tepki gösterdi
Ardından Soytekin’ söz verildi. Soytekin, “Duruşma başladığından bugüne kadar etkin pişmanlık kapsamında ifade verdiğim için ayrı oturuyorum. Hep laf atmalar falan oluyordu ama dile getirmiyordum. Burada oturuyordum yine Murat Kapki de önümde oturuyordu. Kapki, ‘yargılamanın filmini çekeceğiz sen de rolünü oynar mısın” dedi. Ben de ‘ben rol yapmıyorum’ dedim” ifadelerini kullandı.
Kapki ise Soytekin’e tepki göstererek, “Sen yalan söylüyorsun” diye bağırdı.
Bu sırada izleyiciler ve avukatlar da Soytekin’e tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı “Adem Bey, bu iş farklı yere gidiyor. Pazartesi devam edelim” diyerek duruşmayı bitirdi.
Mahkeme Başkanı söz almak isteyen Kapki’ye, “Soytekin’in sözünü böldüğünüz için size de söz hakkı vermeyeceğim” dedi.
Ayrıca Mahkeme Başkanı, “Bir yanlış anlaşılma oldu. Adem Soytekin’e Pehlivan’ın savunmasıyla ilgili söz hakkı vermedim bize verdiği dilekçeyi UYAP’ta göremediğinizi söylediğiniz için dilekçesini teyit ettirmek istedim. Savunmanızın insicamını bozduğum için özür dilerim pazartesi devam edersiniz” dedi.
Tutuklu sanıklar aşağı indirilirken izleyiciler, “Saçını da çektiler mi Adem?”, “Bravo Kapki” diye seslendi.
İmamoğlu: “Tarihin en büyük zulmü yaşatılıyor iddia makamı vasıtasıyla”
İmamoğlu ise salondan ayrılmadan önce, “Sakin sakin anlatacağız. Lütfen iyi dinleyin, iyi aktarın. Tarihin en büyük zulmü yaşatılıyor iddia makamı vasıtasıyla. Mehmet gencecik bir avukat, tane tane anlattı. Söylediklerinin hepsi hakikat. Hakikat asla kaybolmaz. Biz de hakikate sığınıyoruz” diye basına seslendi.
Pehlivan’ın savunması, pazartesi günü kaldığı yerden devam edecek.




