• Ana Sayfa
  • Kadın
  • ‘Almancılar’ göçün 65. yılda İstanbul’da: Aşk, Mark ve Ölüm sergisi Depo’da

‘Almancılar’ göçün 65. yılda İstanbul’da: Aşk, Mark ve Ölüm sergisi Depo’da

Maxim Gorki Tiyatrosu’nun “Aşk, Mark ve Ölüm” sergisi, 8 Mayıs’ta göçün 65. yıldönümünde İstanbul Depo’da izleyiciyle buluşuyor. Çağdaş sanat festivali Berliner Herbstsalon’un son edisyonunun seçkisi, Türkiyeli göçmenlerin Almanya’daki 60 yılı aşkın tarihine odaklanıyor.

‘Almancılar’ göçün 65. yılda İstanbul’da: Aşk, Mark ve Ölüm sergisi Depo’da
‘Almancılar’ göçün 65. yılda İstanbul’da: Aşk, Mark ve Ölüm sergisi Depo’da
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 24 Nisan 2026 19:06

Halk arasındaki yaygın söylemle “Almancılar,” ya da 1960’lı yılların başında Türkiye’den Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerine giden göçmen işçiler, göçün 65. yıldönümünde, Maxim Gorki Tiyatrosu’nun “Aşk, Mark ve Ölüm” sergisiyle İstanbul’a geri dönüyor.

Tiyatroda iki yılda bir düzenlenen Berliner Herbstsalon adlı çağdaş sanat festivalinin yedinci ve son edisyonunun küçük ama önemli bir seçkisi de Depo’da izleyiciyle buluşuyor.

Aşk, Mark ve Ölüm

Sergi adını, Yeni Alman Dalgası olarak anılan müzik akımının temsilcilerinden İdeal grubunun 1982’de yayınlanan şarkısından alıyor.

Grup, şarkı sözleri için Aras Ören’e başvurdu. Ören, 1982’de yazdığı “Aşk, Mark ve Ölüm” başlıklı şiirinde göçmenlerin Almanya’dan duydukları hayal kırıklığını anlattı.

O dönem hızla yayılan yabancı düşmanlığı, medya ve siyasette yürütülen ırkçı tartışmalardan besleniyordu. Aras Ören şiirini şöyle bitiriyordu:

“Ağla tepin bağır çağır
Alçak sesle yüksek sesle
Her yan duvar her yan sağır
Ölüm ucuz gelir bize”

Aşk, Mark ve Ölüm aynı zamanda Cem Kaya’nın Türkiyeli göçmenlerin müzik tarihi üzerine çektiği çok ödüllü belgesel filminin de adı.

Yönetmen, film için DJ ikilisi Ayata/Kullukçu’nun “Songs of Gastarbeiter” adlı derleme albümünden esinlendi.

İkilinin bir araya gelmesine, 2011 yılında Türkiye ile Almanya arasında imzalanan işgücü anlaşmasının 50. yıldönümünde, sanat yönetmenliğini Shermin Langhoff’un yaptığı Ballhaus Naunynstrasse’de kutlayan “Almancı – 50 Yıllık Sahte Evlilik” adlı festival vesile olmuştu.

Aşk, Mark ve Ölüm I

Serginin ilk bölümü, Melek Konukman-Tulgan, Filiz Taşkın, Serpil Yeter ve Gülsün Karamustafa’nın birkaç eseri dışında belgesel bir niteliğe sahip.

Geniş çaplı bir araştırmaya dayanan bu bölüm, Telefunken firmasının Berlin’de Stresemannstrasse 30 adresinde “misafir kadın işçiler” için tahsis ettiği yurdun sakinlerine odaklanıyor.

Emine Sevgi Özdamar’ın eserleri bu konuda önemli bir rol oynuyor. 1946 yılında Malatya’da doğan ve İstanbul ile Bursa’da büyüyen Emine Sevgi Özdamar, 1965 yılında Stresemannstrasse 30’a yerleşti.

Telefunken’deki işi ile tiyatroya ve sömürü ile baskının olmadığı bir dünyaya duyduğu özlemin damga vurduğu yurttaki hayatını, 1998’de yayımlanan ve Berlin üçlemesinin ilk kitabı olan “Die Brücke vom Goldenen Horn” adlı romanında anlattı.

Roman kahramanlarından biri İstanbul’dan Berlin’e yaptığı uzun yolculukta şöyle der: “Bu nasıl bitmek bilmez bir yol.”

Üçlemenin “Seltsame Sterne starren zur Erde” adlı ikinci kitabında ise yazar şöyle diyor:

“Konuştuğum dilde mutsuzum. Kelimeler hasta. Sözcüklerimin bir sanatoryuma ihtiyacı var. Tekrar şifaya kavuşması için ne kadar zamana ihtiyacı vardır bir kelimenin? Yabancı ülkelerde insan anadilini yitirir derler. İnsan kendi ülkesinde de anadilini yitiremez mi?”

Stresemannstrasse işçi yurdunu bir buçuk yıl yöneten Nuran Oktar ve Vasıf Öngören de Berlin’e tiyatro için gelmişlerdi.

Maxim Gorki Tiyatrosu’nun yürüttüğü çalışmalar da aynı deneyimlerden beslenerek, göç sonrası Almanya’da yeni bir tiyatro için çabalıyor.

Aşk, Mark ve Ölüm II

Serginin ikinci bölümünde, özellikle video çalışmaları, yazılı metin ve heykellerden oluşan eserleriyle yaşam öykülerinden esinlenerek Almanya’yı tartışan sanatçılar yer alıyor: Nevin Aladağ, Züli Aladağ, Cana Bilir-Meier, Zühal Bilir-Meier, Ahu Dural, Semra Ertan, Harun Farocki ve Antje Ehmann, Daniel Knorr, Hakan Savaş Mican, Ersan Mondtag, İrfan Önürmen, Emine Sevgi Özdamar, Ülkü Süngün ve Želimir Žilnik.

Program

8 Mayıs Cuma

18:00 Aşk, Mark ve Ölüm Açılışı ve Nihan Devecioğlu ile Müzik Dinletisi

19:30 Emine Sevgi Özdamar ile Okuma ve Söyleşi. Moderatör: Olcay Akyıldız

9 Mayıs Cumartesi

Sahneden Perdeye: Tiyatro Filmleri Gösterimi ve Söyleşiler

16:00 Cinler (Dschinns, 2023). Konuşmacı: Nurkan Erpulat. Moderatör: Selin Tunç

19:30 Almanya Masalımız (Our German Fairytale, 2024). Konuşmacılar: Dinçer Güçyeter ve Hakan Savaş Mican

10 Mayıs Pazar

17:00 Cana Bilir-Meier ile Söyleşi. Moderatör: Erden Kosova

15 Mayıs Cuma

19:00 Göç, Emek ve Toplumsal Cinsiyet: Almanya’ya Giden İlk Kuşak Kadın İşçiler

Sunum: Ayfer Bartu. Moderatör: Hülya Karcı

16 Mayıs Cumartesi

17:30 Sema Poyraz Filmleri Gösterimi ve Yönetmenle Söyleşi. Moderatör: Tunçay Kulaoğlu

19:00 Stresemannstrasse Kadın İşçi Yurdu Sakinleri Mevhibe Çetin, Nuran Dirlikli, Aysel Göksu ve Sabahat Tezyel ile Söyleşi. Moderatörler: Hülya Karcı ve Mürtüz Yolcu

27 Haziran Cumartesi

19:00 Kapanış Filmi ve Söyleşi

Aşk, Mark ve Ölüm (2022)

Cem Kaya ve Ekim Zafer Acun ile Söyleşi. Moderatör: Çiğdem Özdemir

Künye

Sergi Tasarımı: Alice Faucher

Küratöryel Asistan: Maral Müdok

Sanat Yönetmeni Asistanı: Thalia Hertel

Araştırma Ekibi: Hülya Karcı, Erden Kosova, Tunçay Kulaoğlu, Maral Müdok ve Mürtüz Yolcu

Prodüksiyon: Ece Tufan

Koordinasyon: Çiğdem Özdemir

Sergi, Anadolu Kültür işbirliği ve İstanbul Goethe Enstitüsü ile Theater findet Stadt e.V. derneğinin katkılarıyla gerçekleştiriliyor.