“Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla 70 gündür tutuklu bulunan gazeteci Alican Uludağ, Ankara’daki evinden yaklaşık 550 kilometre uzakta Silivri Cezaevinde tutuluyor. Uludağ, geçen Cuma günü Adalet Bakanlığı’na Silivri’den Ankara’ya sevki için gerekli masrafı da cebinden karşılayacağını belirten bir dilekçe verdi.
Ancak 21 Mayıs’ta Ankara 57’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek ilk duruşma öncesinde Uludağ’ın Ankara’ya sevk edilip edilmeyeceği hâlâ belirsiz.
DW Türkçe’nin haberine göre mahkemenin tensip kararına göre Uludağ, duruşma salonunda fiziken hazır bulunmayacak; savunmasını Silivri’den SEGBİS aracılığıyla yapacak. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosu tarafından hazırlanan iddianameyi 1 Nisan’da kabul eden İstanbul 26’ncı Asliye Ceza Mahkemesi, aynı gün “yetkisiz olduğunu kabul ederek” dosyanın tensiple birlikte yetkili Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermişti.
Dosyası Ankara’da, kendisi Silivri’de
Dosya bu kararın ardından Ankara’ya gönderilirken, Uludağ’ın İstanbul Silivri’deki tutukluluğu ise devam etti.
Savunmaya göre, Uludağ’ın gözaltına alındığı ve ikamet ettiği Ankara’dan İstanbul’a götürülerek burada tutuklanmasıyla başlayan hukuksuzluklar zincirine bir yenisi daha eklendi.
Uludağ’ın avukatları Akın Atalay, Tora Pekin ve Abbas Yalçın, dün Ankara 57’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvurarak gazetecinin ilk duruşmaya SEGBİS aracılığıyla değil, fiziken mahkeme salonunda çıkarılması talebinde bulundu.
Mahkemenin 22 Nisan tarihli tensip zaptında yer alan “sanığın duruşma gün ve saatinde SEGBİS sisteminde hazır edilmesi” yönündeki ara kararına itiraz eden savunma, bu uygulamanın savunma hakkını ihlal edeceğini belirtti.
‘Sanığın duruşmada hazır bulunması haktır’
Dilekçede, ceza muhakemesinin temel ilkeleri arasında yer alan “doğrudan doğruyalık” ve “yüz yüzelik” ilkeleri hatırlatılarak, sanığın mahkeme huzurunda bulunmasının adil yargılanma hakkının asli unsurlarından biri olduğu vurgulandı.
Savunma, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıf yaparak, duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın fiziken mahkeme salonunda bulundurulmasının yalnızca usuli bir yükümlülük değil, aynı zamanda temel bir hak olduğunu belirtti.
Dilekçede özellikle Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi’nin emsal kararına işaret edilerek, sanığın ilk savunmasının alınacağı ve hükme etkili işlemlerin yapılacağı duruşmalarda SEGBİS kullanımının ancak sanığın açık kabulüyle mümkün olduğu ifade edildi.
Savunmaya göre yüksek yargı kararları, sanığın duruşmada bulunma hakkının yalnızca savunma yapabilmesini değil; yargılamayı takip etmesini, tanık ve iddiaları dinlemesini, bunlara anında yanıt vermesini ve yargılamaya etkili biçimde katılmasını da güvence altına alıyor.
‘İlk savunmasını yüz yüze yapmak istiyor’
Avukatlar, Alican Uludağ’ın ilk savunmasını SEGBİS aracılığıyla değil, doğrudan mahkeme huzurunda vermek istediğini belirtti.
Bu nedenle mahkemeden, önceki ara karardan dönülerek Uludağ’ın duruşma günü cezaevinden mahkeme salonuna getirilmesi için ceza infaz kurumuna müzekkere yazılması talep edildi.
Dilekçede ayrıca, video konferans yöntemiyle duruşmaya katılımın ancak zorunlu hâllerde uygulanabileceği, bunun için de somut ve olaya özgü gerekçelerin ortaya konulması gerektiği savunuldu.
Savunma, mevcut dosyada bu yönde herhangi bir zorunluluk gerekçesi gösterilmediğini belirterek, Uludağ’ın SEGBİS ile duruşmaya katılmaya zorlanmasının savunma hakkının kısıtlanması anlamına geleceğini kaydetti.
‘Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur?
Gazeteci Uludağ, Pazartesi günü avukatları aracılığıyla Silivri’den gönderdiği mesajda, “Dosyam Ankara’ya gönderildi ama ben İstanbul’da kaldım. 67 gündür tutukluyum. 67 gündür İstanbul’da, evimden 550 km uzakta Silivri Cezaevi’nde sürgündeyim. 26 Şubat’tan beri tek kişilik hücredeyim. Ankara’ya sevk edilmek için Adalet Bakanlığı’na dilekçe verdim, halen ses yok” demişti.
Uludağ, “Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur? Bu uygulamaya son verilmeli” ifadelerini kullanmıştı.
Mart ayında savunma hakkı kullandırılmadı
Uludağ, SEGBİS kararıyla savunma hakkının bir kez daha ihlal edildiğini savunuyor.
Gazeteci Uludağ, Mart ayındaki tutukluluk incelemesi için cezaevinden SEGBİS aracılığıyla İstanbul 6’ncı Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldığını, hâkimin savunmasına başvurmadan tutukluluğun devamına karar verdiğini açıklamıştı.
Silivri Cezaevi’nden gönderdiği mesajda Uludağ, “Hukuka aykırı bir kararla tutuklandığım yetmiyormuş gibi şimdi de savunma hakkım kullandırılmıyor” ifadelerini kullanmıştı. Savunma, bu işlemin hem usulüne hem sonucuna itiraz ederken SEGBİS kaydına ilişkin tutanağın da kendilerine verilmesini talep etti; ancak itiraz hakkında henüz taraflara bir karar tebliğ edilmedi.”
Öte yandan Uludağ’ın avukatları, tutukluluğun devamı kararına da ayrıca itiraz etti. Savunma, Ankara 57’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunduğu dilekçede tutuklama gerekçelerinin “soyut, matbu ve dosyayla çelişkili” olduğunu belirterek, kaçma şüphesi ve delil karartma iddialarının somut hiçbir olguya dayanmadığını savundu.
Sosyal medya paylaşımlarına dayanan bir dosyada delil karartma ihtimalinden söz edilemeyeceğini belirten avukatlar, dosyanın yetkisiz makamlarca yürütüldüğünün bizzat yetkisizlik kararlarıyla ortaya çıktığını savunarak Uludağ’ın tahliyesini talep etti.




