Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, 15 Nisan 2025 tarihinde geçirdiği kalp krizinin ardından kaldırıldığı hastanede 18 gün süren yaşam mücadelesini (3 Mayıs) kaybetti. Kendi anlatımıyla “Kürtler arasındaki bir Türk” olarak yetişen Önder’in yaşamı, barış ve demokratik toplum arayışının simgelerinden biri oldu.
Önder ile uzun yıllar mesai arkadaşlığı yapan yakın dostu Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Ali Mendillioğlu MA’ya Önder’i anlattı.
Sırrı Süreyya Önder ve Hengri Alleg
Fransız devrimci Henri Alleg’ten tarihi bir özdeşlik kurarak Önder’i anlatan Mendillioğlu, şunları dile getirdi:
“Henri Alleg, 1960’larda Cezayir’de, Fransız sömürgeciliğinin en vahşi, en ağır olduğu dönemde yaşayan bir Fransız yurttaşıdır. Alleg, Cezayir’de bulunduğu dönemde paraşütçü birliğinin eline düştü. Cezaevinde, Cezayirli yurtsever bir gardiyan tarafından kendisine verilen kağıt ve kalemle notlar düşüyor. Bunun dışarıya çıkacağında hiç umudu yok ama bir şekilde bu notlar dışarıya çıkmayı başarıyor ve bir kitap haline getiriliyor. ‘Sorgu’ ismindeki bu kitap, Fransa’da büyük bir infial yaratıyor. Hatta Jean-Paul Sartre kitapla ilgili şunu söylüyor: ‘Bütün Fransız halkının onurunu kurtaran adamdır Henri Alleg’. Henri Alleg şunu yapmıştır: Cezayir direnişinde yer alan Fransız devrimcilerinin isimlerini not düşmüştür ve kitabın sonunda da şöyle bir ibare koymuştur: ‘Eğer bir gün Fransalılar ve Cezayirliler kardeşçe bir arada yaşayacaklarsa, Cezayir halkının sorumluluğu, Cezayir için savaşan ve şehit düşen Fransız devrimcileri hiç unutmamalarıdır. Aynı şekilde Fransız devrimciler de Cezayir’de Fransızların yaşadığı acıları ve katliamları hep hatırlatmalıdırlar. Böylece gelecekte gerçek bir barış ve kardeşlik tesis edilebilir.
Bugünün Türkiye’sinde de yaşanan çatışmalı ortamda, savaş ortamında Türk aydınları bir tesbihin boncukları gibi tek tek devletin arkasında dizilirken, Sırrı Süreyya Önder bence Henri Alleg gibi tek başına Türkiye halkının onurunu koruyan bir insandı. Çünkü gerçekliği ne çarpıttırmıştır, ne de amalarla fakatlarla konuşmuştur ne de korkarak susmuştur. Dolayısıyla bugün de Türkiyeli devrimcilere şu mirası bırakarak gitmiştir; Tıpkı Henri Alleg gibi, Kürtlerle eğer yeniden bu ülkede barış tesis edilecekse, bizlerin kendileri için savaşan, kendileri için mücadele eden Türkiyeli devrimcileri unutmamasını sağlayan bir isim olmuştur.”

‘Bize hala sorumluluklar yüklüyor’
Türkiyeli devrimciler olarak Önder’den korkusuzluğu ve cesareti öğrendiklerini söyleyen Mendillioğlu, “Sırrı Süreyya Önder yaşarken yolumuzu açtı ama yokluğuyla da bize hala öğretmeye, sorumluluklar yüklemeye devam ediyor. Belki onun yaşadığı dönemde bize büyük bir konfor alanı açtı, rahattık ama yokluğuyla birlikte ne kadar ağır bir yük taşıdığını gördük. O yük bizim omuzumuza bindi ve konfor alanlarımızdan çıkıp Sırrı Süreyya’nın ideallerine, varmak istediği hedefe bizim ulaşmamız gerekiyor onun yüküyle beraber” dedi.
Mendillioğlu, Önder’in Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeki yerinin önemli olduğunu belirterek, Önder’in bıraktığı barış mirasına sahip çıkacaklarını söyledi. Mendillioğlu, “Aslında bize bu ülkede barışı nasıl tesis edebileceğimizi, nasıl siyaset yapmamız gerektiğini, insan merkezli siyaset yapmamız gerektiğini, her şeyden önce siyasette duyguların da yeri olduğunu öğretti. Ve bu yolu izlemek zorundayız. Sırrı yok ama hepimiz bir Sırrı olmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
‘Sırrı bizden ayrıldı biz ondan ayrılmadık’
“Sırrı bizden ayrıldı da biz ondan ayrılmadık, hala hatırlıyoruz” diyen Mendillioğlu, “Burada ilk defa söylemiş olayım. Sırrı’yı kaybettikten sonra evindeki eşyaları aldım ve onun eşyalarıyla yaşıyorum. Her gün onun yatağında uyanmak, onun o oturduğu koltukta oturmak daha da ağır geliyor benim için. Yokluğunu hissettiğim birisi” dedi.




