Yasal düzenlemelerle ilgili gecikmenin yaşandığına dikkati çeken DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Abdullah Öcalan’ın statüsü ile ilgili bir demokratik muhataplık zemininin hayati önem taşıdığını belirterek, “Sayın Öcalan’ın toplumla iletişimini sağlayacak kanallar açılmalı” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, parti genel merkezinde gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Ayşegül Doğan, son günlerde Şanlıurfa, Gaziantep, Malatya ve Diyarbakır’da yaşanan afetlere değinerek, “Maalesef doğal afet gibi gösterilmeye çalışılan ama doğal olmayan sonuçlar yaratan afetler. En az 50 yurttaş yaralandı bu afetlerde. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyoruz, ailelerine ve yakınlarına baş sağlığı diliyoruz” dedi.
‘Amedspor direndi’
Ayşegül Doğan, Süperlig’e yükselen Amedspor’u da tebrik ederek, “İyi ki Süper Lig’de Amedspor’un elde ettiği bu şampiyonluk sadece bir başarı değil. Amedspor yalnızca bir spor takımı olmaktan çıktı. Neden çıktı? Yaşadığı, maruz kaldığı baskılar dolayısıyla çıktı. Ayrımcı politikalar dolayısıyla çıktı. Saha kapatma cezaları yaşadı. Deplasman yasakları yaşadı. Her türlü ekonomik baskıyla karşı karşıya kaldı. Ama ne yaptı? Direndi ve neticede kulüp tüm bu zorlukları aşarak bugün geldiği noktada demokrasi ve barış isteyen milyonların ortak sesine bir soluk oldu” diye belirtti.
Bahçeli’nin önerisi
Türkiye’nin temel ihtiyacının demokratik çözümü esas alan, toplumsal uzlaşıyı büyüten ve kalıcı barışı hedefleyen bir irade olduğunu belirten Ayşegül Doğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın statüsü ile ilgili şöyle konuştu. Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü” önerisine ilişkin şunları söyledi:
“Biz DEM parti olarak barış sürecinin güçlenmesi, siyasallaşmanın önünün açılması yani demokratik siyaset alanının genişlemesinin Türkiye için vazgeçilmez olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla bu konuya ilişkin yapılan ön açıcı, pozitif her katkıyı elbette anlamlı buluyoruz. Türkiye’nin yıllardır çözüm bekleyen Kürt meselesi başta olmak üzere toplumsal sorunlarının demokratik ve barışçı yöntemlerle ele alınması ihtiyacını bu öneri ile birlikte bir kez daha tartışıyorsak bu önerinin aslında bu sorunları bir kez daha görünür kıldığını da tespit etmemiz gerekir. Yine bu tür önerileri çatışmasızlık, demokratik çözüm ve toplumsal barışın inşasına destek sağlayabilecek yönde değerlendirmek gerekiyor. Neticede MHP Genel Başkanı bir öneride bulunuyor, bir tartışma açıyor ve halihazırda açık olan bir tartışmaya ilişkin de kendileri açısından yol gösterici bir katkı sunmaya çalışıyor.”
Abdullah Öcalan’ın statüsü
Parti olarak da konuya dair çeşitli önerilerinin olduğunu belirten Ayşegül Doğan, “Bir demokratik muhataplık zemininin oluşturulması kritik bir önem taşıyor. Hem barışın inşası için hem siyasallaşma, demokratik siyaset alanının açılması için ana aktör olan Sayın Öcalan’ın tabi ki hukuken ve bu ana aktörlüğünü değerlendirebileceği koşulların oluşturulması bizim açımızdan çok kritik bir önemde. Çünkü en başından beri söylediğimiz gibi bu, belirsiz bir tartışma değil, birtakım belirsizlikleri de ortadan kaldırabilecek bir konuya dikkat çekiyoruz” dedi.
‘Süreçte gecikme var, endişeleri artırıyor’
“Süreç tıkandı mı, ilerliyor mu ne oldu diye tüm kamuoyu merak ediyor” diye devam eden Ayşegül Doğan, süreçte zorluklar ve belirsizliklerin olduğunun altını çizerek, “Gecikme var. Bu gecikme endişeleri artırıyor. Sürecin tasarımı ile ilgili başından beri bir takım yine değerlendirmeler var. Olumlu, olumsuz, müspet, menfi her siyasal pozisyona göre zaman zaman değişkenlik gösterebilen birtakım tasarıma dair tartışmalar ve öneriler de var. Ama tüm bunlarla birlikte şunu biliyoruz ki bu süreç çok kıymetli, çok değerli bir süreç ve çok stratejik bir süreç. Yaklaşım da bu şekilde olmalı” diye belirtti.
‘Artık kapsayıcı ve bütüncül bir yasa oluşturulmalı’
PKK’nin feshinin üzerinden bir yıl geçtiğini ve yasal düzenlemelerle ilgili gecikmenin yaşandığını belirten Ayşegül Doğan, “Bu bir yıl içerisinde silahlar yakılarak imha edildi. Çekilme kararı açıklandı. Bunun geri dönüşü olmayan bir karar olduğu söylendi. Örneğin yine hatırlatmak gerekirse silahları yakarak imha eden, buna öncülük eden isimlerden biri yönetici kadroda bulunan Bese Hozat’tı. Akabinde bazı siyasiler ‘keşke dönebilselerdi’ dediler. Silahlarını imha ederek yakanlar için ama dönemediler. Niye dönemediler? Çünkü dönüşlerini sağlayabilecek bir hukuki zemin yoktu. Temennimiz bu aşamanın hızlı bir biçimde ilerlemesi ve artık gerçekten kategorik olmayan kapsayıcı, bütüncül bir yasanın oluşturulması ve bu fırsatın da bu şekilde değerlendirilmesi. Bunlar sürecin olması gerekenleri, hukuk, demokrasi ve özgürlük bu süreç için olmazsa olmaz” şeklinde konuştu.
‘Siyasi aktörler sorumlu bir dil kulanmalı’
Siyaset kurumunun cesur, yapıcı ve çözüm odaklı adımlar atması gerektiğini vurgulayan Ayşegül Doğan, “Yeni döneme göre yeni bir yol haritası belirlemek, yeni dönemin dilini belirlemek, yeni dönemde yapılacak siyasetin yol haritasına özenle, titizlikle çalışmak, demokratik siyaset alanının genişlemesi için Türkiye’de ihtiyaç duyulan düzenlemeleri hep birlikte yapmak, barışın toplumsallaşmasını sağlamak ve bu sürecin güçlü bir toplumsal destekle sahiplenilmesine zemin oluşturacak hukuki olanakları yaratmak, herkes için yaratmak, ayrımsız bir biçimde. Dolayısıyla tüm siyasi aktörler bu açıdan baktığımızda sorumlu bir dil kullanmalı ve barış ihtimalini büyüten bir yaklaşım sergilemeli” dedi.
‘Abdullah Öcalan’ın iletişim kanalları açılmalı’
Ayşegül Doğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sayın Öcalan’ın toplumla iletişimini sağlayacak kanallar açılmalı. Gazeteciler sorularını sorabilmeli, gidip görmek isteyenler doğrudan gidip görüp sorularını yöneltebilmeli, koşulları bu sürece doğrudan katkı sunabilecek bir halde olmalı, özgür bir şekilde o koşullarda bu sürece doğrudan iletişimle destek sunabilmeli, süreci ana aktöründen bahsediyoruz. İletişim olanaklarından yoksun bir şekilde bu sürece nasıl ivme kazandırabilir? Nitekim kendisi de son gönderdiği mesajda buna özellikle dikkat çekmişti DEM Parti İmralı Heyeti aracılığıyla yazılı bir biçimde yayınlanan mesajda. Dolayısıyla bir ayı aşkın zamandır DEM Parti İmralı Heyeti’nin Sayın Öcalan’la görüşemiyor olması ya da görüşmemiş olması, bu görüşmenin sağlanmamış olması kamuoyunda hem endişe yaratıyor hem de farklı soruların belirmesine neden oluyor. O nedenle biz bir an önce Sayın Öcalan’la yapılması gereken görüşmelerin gerçekleştirilmesini diliyoruz ve bunun da hızlandırılması gerektiğini düşünüyoruz.”
DEM Parti’nin kongre hazırlıkları sürüyor
DEM Parti olarak Eylül ayında kongreye gideceklerini belirten Ayşegül Doğan, hazırlıklarının sürdüğünü, kongre gününün netleşmediğini netleştiğinde kamuoyu ile paylaşacaklarını dile getirdi. Ayşegül Doğan, “Kongre ile ilgili olarak; İsim değişikliği olacak mı? Logonuz değişecek mi? Eş genel başkanlar ne olacak? gibi bir takım tartışmalar ve sorular var. Ya da yönetim nasıl olacak? Bir yenilenmeden bahsediyoruz. Bir yeniden yapılanmadan bahsediyoruz ve biz bütün bunları konferanslarda değerlendiriyoruz. Dolayısıyla şimdiden bu sorularla ilgili, konferanslarda tartışmadan, il, ilçe konferanslarında, bölge konferanslarında; ne yönetimle ilgili, ne parti meclisi ile ilgili, ne merkez yürütme kurulu ile ilgili, ne ismimizle ilgili, ne logomuzla ilgili; bunların hiçbiri ile ilgili şu anda yanıt vermek mümkün değil” ifadelerine yer verdi.
Aile 10 Yılı Genelgesi
Aile 10 Yılı Genelgesine değinen Ayşegül Doğan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla, 2026-2035 yıllarını kapsayan ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı Genelgesi’ Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu genelgeye göre mayıs ayının son haftası, bundan sonra ‘Millî Aile Haftası’ olarak kabul edilecek. Şimdi, bu genelge pek çok tartışmayı da beraberinde getiriyor. Çünkü genelgede evlilik ve çok çocuklu aile yapısının destekleneceği belirtiliyor. Nüfusu artırıcı, çocuk sahibi olmayı özendiren uygulamaların hayata geçirileceği ifade ediliyor. Yine doğurganlık hızındaki düşüşten söz ediliyor. Evet, doğru; bir düşüş var. Ancak bu düşüşün nedenlerine eğilmek gerekiyor. Bu düşüş neden ortaya çıktı, ne oluyor? diye bakmak gerekiyor. Bu konularda esaslı politikalar geliştirilmesi gerekiyor. Ne yazık ki bu genelge, söz konusu politikaları kapsamıyor” diye konuştu.
15 Mayıs Kürt Dil Bayramı
15 Mayıs Kürt Dil Bayramı ve yapılan hazırlıklara dikkat çeken Ayşegül Doğan, “Milyonlarca yurttaşın dilinden bahsediyoruz ve buna rağmen Kürt diline yönelik baskılar Cumhuriyet tarihi boyunca, biliyorsunuz, çeşitli şekillerde devam etti. Ama halen fiilen Kürtçe, ayrımcı politikaların hedefi halinde. Bu politikalar, bırakalım Kürtçenin gelişmesini, uluslararası sözleşmelerin ve anayasanın temeli olan eşitlik ilkesinin, aynı zamanda evrensel insan haklarının da temeli biliyorsunuz, ana dilini konuşma, ana diliyle eğitim-öğretim, ana dilinde kamusal hizmet alma gibi temel hakları dahil. Kürtçe özelinde baktığımızda ne yazık ki bu yasaklanmış görünüyor ve hâlen bu devam ediyor” dedi. (MA)




