• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Kirmanckî’nin Dersim imtihanı: Yeni nesil konuşmuyor, dernekler boş kalıyor

Kirmanckî’nin Dersim imtihanı: Yeni nesil konuşmuyor, dernekler boş kalıyor

Dersim’de Kirmanckî bilmeyen bir nesil yetişirken, tek dil derneğine ilgi ise bir hayli düşük. Dersim Dili Edebiyat Derneği Başkanı Ümit Karabulut, “Seçmeli derslerle olmaz. Eğitim, yaşam ve ekonomi dili olmalı” dedi.

Kirmanckî’nin Dersim imtihanı: Yeni nesil konuşmuyor, dernekler boş kalıyor
Kirmanckî’nin Dersim imtihanı: Yeni nesil konuşmuyor, dernekler boş kalıyor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 12 Mayıs 2026 09:17

Yok olma tehdidi altında olan Kürtçenin Kirmanckî lehçesine dair çalışma yürüten yerlerin başında dil dernekleri geliyor. Dernekler, atölyelerin yanı sıra eğitim materyalleri ve farklı alanlarda kitaplar da yayımlıyor. Diyarbakır’da 2017’de kurulan Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırma Derneği (MED-DER) de bu yerlerden biri.

Dernek, Kürtçenin Kurmancî ve Kirmanckî lehçelerinde hem araştırma hem de atölye çalışması yürütüyor. Aynı zamanda dernek bünyesinde “Kirmanckî Meclisi” bulunuyor. Meclis, “Dilimin Kaybolmasını İstemiyorum” adıyla bir kampanya başlatarak, Kirmanckîye dair taleplerini Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Cumhurbaşkanlığı ve UNESCO gibi kurumlara iletti.

MA’dan Diren Yurtsever’in hazırladığı dosyanın ikinci bölümünde yer alan bilgilere göre MED-DER Eşbaşkanı Remzi Azizoğlu; her yıl 4 dönem kurs açtıklarını, her bir kursun 3 ay sürdüğünü, Kirmanckîye başvuruların Kurmancîye oranla daha az olduğunu belirtti. Azizoğlu, yılda aldıkları 450-500 başvurunun sadece 10’da birinin Kirmanckî için olduğunu aktardı. Azizoğlu, “Kirmanckîye yönelik duyarlılık çalışması da yürütüyoruz. Açıklamalarımızı ve çevirilerimizi her iki lehçede yapıyoruz” dedi.

Konferans önerisi

Kirmanckînin büyük bir risk altında olduğunu vurgulayan Azizoğlu, çocuklarda konuşma oranının yüzde 8’e kadar düştüğünü kaydetti. Azizoğlu, “Bir dili çocuklar konuşmuyorsa kaybolma riski vardır. Kirmanckînin halk arasında ne kadar konuşulduğuna dair bir çalışma yapılmamış. Kurmancî için söyleyebilirim; çocukların konuşma oranı yüzde 8’e düştü” diye kaydetti.

Azizoğlu, Kirmanckî için bir konferansın yapılması, yol ve yöntemlerin tartışılması gerektiğini vurguladı. Kirmanckî üzerindeki tehlikenin eğitim dili olmasıyla kalkabileceğinin altını çizen Azizoğlu, bu konuda yürütülen çalışmalarda yaşanan sorunlara dair şunları söyledi: “Kirmanckî henüz tam bir standarda ulaşmamıştır. Bölge bölge farklılaşıyor. Tüm diller böyledir. Bir standarda ulaştığında daha da gelişiyor. Ancak Kirmanckîde bu azdır. Bu konuda girişimlerimiz oldu ancak tam başaramadık. Kirmanckînin de standardizasyonunun yapılması lazım.”

Dersim’de tek dernek

Dêrsim’de yaklaşık 4 yıldır faaliyet yürüten Dêrsim Dili Edebiyat Derneği de Kirmanckî çalışması yürüten derneklerden. Dernek Başkanı Ümit Karabulut, dernekte Kirmanckî öğretiyor. Karabulut; hem yeterli bir başvurunun olmaması hem de kendi yoğunluğundan kaynaklı bu yıl kurs açamadıklarını belirtti.

Karabulut, Kirmanckîye ilginin az olmasının nedenlerine dair şunları söyledi:

“Marx diyor ki ‘Bir şey eğer iktisadın içinde değilse, yaşamın içinde de yeri yoktur.’ Şimdi bizim dilimizin durumu da böyledir. Ekonomik açıdan yolun dibine atılmış. Birileri ekonomik olarak kendisini bir aşamaya getirdiğinde dilini konuşmaktan kaçınıyor, Türkçe konuşuyor. Bu bir sistem olayıdır. Ekonomik olarak her şey Türkçeye bağlı gelişiyor. Toplumumuz da ‘Çocuk dilimizi öğrense ne olur, neye yarar?’ diyor. Çünkü bir karşılığı yok. Diyelim ki İngilizce öğrendi; işe girdiğinde, yurt dışına çıktığında o dil yarar. Ama Zazacanın ekonomi, siyaset, yaşam alanlarında bir itibarı olmadığı için çocuğuna yarar bir şey olarak görmüyor. Böyle olunca da dert etmiyor.”

‘Dil gitti mi başka bir şey olursun’

Karabulut’a göre bir dilde eğitim verilmediği ya da iktisat alanında kullanılmadığı sürece o dil tehlikededir. Sadece atölye çalışmalarıyla Kirmanckî üzerindeki tehlikenin bertaraf edilemeyeceğini vurgulayan Karabulut, “Bazı insanlar dilini seviyor, değer veriyor. Çocukları dilini öğrensin istiyorlar. Ancak 3 ay, 4 ay kurs ile olacak şey değil. Dünyada 3-4 ayda bir dili öğrenecek insan bulamazsın. Çünkü dil sistematik bir şeydir. Çok derindir. Kelimeler çoktur” diye kaydetti.

Karabulut şunları söyledi:

“Dil, kültür, inanç hepsi iç içedir. Zazacada ‘Ya Xizir to eke est a, est a’ denir. Bunu bir de Türkçe söyleyeyim: ‘Hızır, sen varsın ki varsın.’ Hiçbir anlamı yok. Kalbi olarak bir ağırlığı kalmıyor. Onun için dil bu yönüyle önemlidir. Köylerde küçük bir çukurun, büyük ağacın bile ismi var. Türkçeye çevirirsen o isimlerin anlamı kayboluyor. Dil gitti mi başka bir şeye dönüşürsün. Kimliğin ve kişiliğin gider. Başka bir şey olursun. Sen olmaktan çıkarsın.”

Dersim’de yeni nesil dilini bilmiyor

Dêrsim’de yeni neslin dilini bilmediğini ve yaşı 30-40’ın üzerinde olanların biraz konuştuğunu aktaran Karabulut, “Dilin konuşulduğu köylerin hepsi boşalmış. Şehirde ise her şey devletin elinde. Eskiden okullarda Türkçe eğitim veriliyordu ama köyler elimizdeydi. Dilimiz konuşuluyordu. Köyler doluydu, dil sürekliliğini koruyordu. Ama ne yaptı devlet? Köyleri boşalttı. Şimdi sadece yaşlılar yazın belli bir süre için kalıyor o köylerde. Dilin hayat alanı elimizden gitti. Buranın adı Dêrsim’dir ama kontrol devletin elindedir. Asimilasyon eksenli bir sistem oturtmuş ve bu devamlı kendisini ileriye doğru sürdürüyor. Asimilasyon Dêrsim’de öyle bir aşamaya gelmiş ki insanlar konuşma yeteneklerini yitirmişler” ifadelerini kullandı.

Çözüm için öneriler

Karabulut, çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı: “Okuma işidir, okul işidir, eğitim işidir. Seçmeli derslerle olmaz. Seçmeli ders siyasettir, kandırmaktır. Seçmeli ders ile matematik karşı karşıya getiriliyor ve anne baba matematik öğrensin diyor. Bu toplumsal bir olaydır. Böyle bir yol ile toplumun dilini kurtaramazsın. Onun için eğitim dili, yaşam ve ekonomi dili olmalı diyoruz.”