“Siyasal casusluk” suçlamasıyla tutuklanarak görevden alınan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan hakkında açılan davanın ikinci duruşması bugün.
İstanbul Adliyesi 25’inci Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Cezaevi salonunda görülen davada bugün gazeteci Merdan Yanardağ ve danışman Necati Özkan savunma yapıyor.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında 20’şer yıl hapis cezası talep ediliyor.
‘Türkiye’ye Silivri’den bir cumhurbaşkanı çıkacaktır’
Birgün’de yer alan habere göre duruşma, Merdan Yanardağ’ın savunmasıyla başladı. Yanardağ, şunları söyledi:
“Siyasi bir iddianameyle karşı karşıyayız. İdeolojik ve temel vatandaşlık haklarını yok sayan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Siyaset yapmayı, eleştiri yapmayı ve kazanmayı suç sayıyor. Bu dava siyasi bir davadır. Bu dava sonunda Türkiye’ye Silivri’den bir cumhurbaşkanı çıkacaktır. 2 tez, 1 makaleyi kaynak göstererek bizi casus yapıyorlar. Yabancı bir ülkeye gerek yokmuş! Yabancı bir istihbarat örgütüne gerek yokmuş! Çünkü bulamadılar kime casusluk yaptığımızı. Çünkü yok. Savcılık makamı yumurtasız omlet yapılabileceğini iddia ediyor. Ben bu iddianameyi yazanları Masterchef programına katılmaya davet ediyorum.”
‘Bu iddianamenin kafası soğuk savaş kafasıdır’
Bu iddianamenin iktidara karşı siyaset yapmayı yasakladığını ve ‘bir içtihat oluşturarak bir dikta hukuku oluşturmaya çalıştığını’ savunan Yanardağ, iddianame ile ilgili eleştirilerine şöyle devam etti:
“Bu iddianamenin kafası Soğuk Savaş kafasıdır. Dolaylı savaş doktrininden besleniyor. Dolaylı savaş doktrini, gayrinizami harp yöntemleriyle mücadele eder. NATO kampı devrimci, sosyalist yapılara karşı o dönemde hukuk dışına çıktı. Türkiye’deki adı kontrgerilla, İtalya’daki adı Gladio’dur. Bu bir Gladio kafasıdır. Brezilya kumpası bozdu. Lula seçime girdi Amerika’nın desteklediği Bolsonaro’yu indirdi. Bolsonaro Amerika’ya kaçarken yakalandı ama insaflılar yargılama sürecinde ev hapsine aldılar. Türkiye’de ne olacak göreceğiz.”
“Bu davanın amacı Tele1’e el koymak’
Merdan Yanardağ, genel yayın yönetmenliğini üstlendiği ve kendisi tutulandıktan sonra kayyum atanarak satışa çıkarılan TELE1’in patronsuz ve bağımsız bir kanal olduğunu belirtti. Yanardağ, kanalı yaşatmak için destek çağrısı yaptıklarını suçlama konusu olan Seher Alaçam’dan gelen paranın da bu çağrıya cevap veren on binlerce izleyiciden birisi olduğunu söyledi ve şu ifadeleri kullandı:
“Bu davanın amacı TELE1’e el koymak; beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmak. TELE1, gazetecilerin kurduğu bir medya organı, ticari bir kuruluş değil. BirGün, Evrensel ve Cumhuriyet gibi yazılı basında bunun örnekleri var ama televizyonculukta yoktu. Destek için açık paylaşım yapıyoruz. Seher Alaçam da bu çağrıya kulak veren TELE1 izleyicilerinden biri. Ben Hüseyin Gün’ü, Seher Alaçım’ın oğlu olarak tanıdım. Telefonumda ‘Hüseyin Alaçam’ olarak kayıtlı çünkü gerçek oğlu zannediyordum. Parantez içinde de hatırlamak için Seher Alaçam’ın oğlu yazmışım. Nasıl bir casusluk örgütüysek artık, birbirimizi bu kadar tanıyoruz!”
Genel Yayın Yönetmeni olduğu TELE1’e kendisi cezaevindeyken kayyum atanmasına ve satışa çıkarılmasına tepki gösteren Yanardağ, savunmasına şöyle devam etti:
“Bugün TELE1’i İstanbul’da iyi bir semtte 3+1 daire parasına, 28 milyon liraya satışa çıkardılar. Daha dava bitmedi, belki beraat edeceğim! Ki beraat edeceğimden eminim. Niye bu acele? Bu kanala 10 milyon dolar ödemeye hazır olanlar vardı. Bu kanalın satılık olmadığını düşündüğümüz için reddettik. Ortaklık teklif edenler oldu, onu da uygun bulmadık.”
Dün neler yaşanmıştı?
Savunmasında 15 Temmuz’dan sonra “devletim adına yurtdışında görev yaptım” diyen Gün, şirketlerine dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından “Türk devleti adına tam yetki” verildiğini ve İBB ile ticari ilişki kurulmadığını söyledi. Savunma sonrası Gün, “çıkar amaçlı suç örgütü mensubu musunuz?” sorusunu yanıtsız bırakmıştı.
İmamoğlu ise savunmasında davayı “siyasi” olarak nitelendirdi ve iddianamenin somut delile dayanmadığını söyledi. Hakkındaki “siyasal casusluk” suçlamasını reddeden İmamoğlu, “Ortada casusluk varsa MİT de ilgili tüm istihbarat birimleri de çıksın millete tek bir somut belge göstersin” diyerek MİT Başkanı İbrahim Kalın’a ve ilgili kurumlara çağrı yaptı.
İddianameden
İddianamede, “Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında ‘siyasal casusluk’ suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini maniple etme suretiyle desteklenen İmamoğlu’nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere Türkiye siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği anlaşılmıştır” suçlaması yer alıyor. İstanbul Başsavcılığınca, Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan iddianamede, ‘suç tarihi’ olarak 2019-2025 yılları arası işaret edilirken üç isim hakkında 20’şer yıla kadar hapis cezası isteniyor. İddianamede, Hüseyin Gün’ün dijital materyallerinde bulunan, İBB veri tabanına ait olduğu belirtilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı öne sürülüyor. Bu verileri dolaylı olarak Özkan’ın temin ettiği ve Gün’ün beyanına göre, Özkan’ın başta “ibb.gov.tr” olmak üzere belediyeye ait çok sayıda e-posta adresini ve şifresini İmamoğlu’nun talimatıyla “Ostin” adlı internet aleminin yeraltı olarak nitelendirilen dijital ortama aktardığı öne sürülüyor. İddianamede Gün’ün, “Ostin”deki e-posta adresi ve şifrelerle belediyenin gizlilik ihtiva eden belge ile iç yazışmaları başta olmak üzere e-posta içeriklerindeki datalara eriştiği iddia ediliyor.
Ayrıntılar geliyor…




