Soma Maden Katliamı 12. yılında | ‘Unutmadık, affetmeyeceğiz’

Türkiye tarihinin en büyük maden faciası Soma’nın üzerinden tam 12 yıl geçti. 301 madencinin hayatını kaybettiği katliamın yıl dönümünde acılar tazeliğini korurken, hukuk mücadelesinde çıkan son kararlar “cezasızlık” tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Katliamda hayatını kaybedenler mezarları başında anıldı.

Soma Maden Katliamı 12. yılında | ‘Unutmadık, affetmeyeceğiz’
Soma Maden Katliamı 12. yılında | ‘Unutmadık, affetmeyeceğiz’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 13 Mayıs 2026 11:16
  • Güncellenme: 13 Mayıs 2026 13:20

Soma faciasında yakınlarını kaybeden ailelerin, kamu görevlilerinin yargılandığı davaya katılma taleplerinin “suçtan doğrudan zarar görmedikleri” gerekçesiyle kabul edilmemesi kararına karşı yaptıkları istinaf başvurusu reddedildi. Aileler, karara itiraz ederek dosyayı bir üst istinaf dairesine taşıdı.

3 Mayıs 2014 saat 15.30 sularında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen Eynez/Karanlıkdere ocağında çıkan yangın, büyük bir trajediye dönüştü. Aralarında 5 maden mühendisinin de bulunduğu 301 maden emekçisi, yerin yüzlerce metre altında hayatını kaybetti. Katliamın yıl dönümünde aileler, meslek odaları ve emek örgütleri bir kez daha “Unutmadık, unutturmayacağız” diyerek anma törenleri düzenlendi.

Meclis önergesi reddedilmişti

Facianın sadece bir kaza değil, “göz göre göre gelen bir felaket” olduğu yönündeki eleştiriler bugün de güncelliğini koruyor. Katliamdan sadece 14 gün önce, 29 Nisan 2014’te Soma’daki iş kazalarının araştırılması için TBMM’ye sunulan önerge, iktidar milletvekillerinin oylarıyla reddedilmişti.

Yargı sürecinde neler yaşandı?

13 Mayıs 2014’te 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma maden faciasına ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davada yeni bir hukuki süreç başladı. Faciada yaşamını yitiren madencilerin yakınlarının davaya katılma talebi, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi tarafından “suçtan doğrudan zarar görmedikleri” gerekçesiyle reddedildi.

Bu karara karşı ailelerin yaptığı başvuru da reddedilirken, avukatlar dosyayı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi’ne taşıdı. İtiraz dilekçesinde, mağdur yakınlarının davaya katılımının engellenmesinin “mahkemeye erişim hakkı”, “adil yargılanma hakkı” ve “hakkaniyetli yargılama ilkesi”ni ihlal ettiği savunuldu.

Soma faciasına ilişkin kamu görevlileri hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan bazı bürokratlar, müfettişler ve Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) görevlilerinin de aralarında bulunduğu 28 kişi hakkında iddianame hazırlanmıştı. İddianame, Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Aralık 2023’te kabul edildi.

Yargılama sonucunda mahkeme, 29 Nisan 2025’te 10 sanığın beraatine, 18 sanığın ise 5 ay ile 6 ay 7 gün arasında değişen hapis cezalarına hükmetti. Bazı sanıklar hakkında ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildi.

Kamu görevlileri davasında ‘zamanaşımı’ engeli

Dosyanın istinafa taşınmasının ardından İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi, “görevi kötüye kullanma” suçunun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle 16 sanık hakkındaki davanın düşmesine karar verdi, diğer sanıklar yönünden ise yerel mahkeme kararlarını esastan onadı.

Ancak faciada yaşamını yitiren madencilerin yakınlarının istinaf başvuruları, “suçtan doğrudan zarar görmedikleri” gerekçesiyle reddedildi. Bu karara karşı ailelerin avukatları yeniden itiraz yoluna gitti.

İtiraz dilekçesinde, “301 kişinin öldüğü ve 176 kişinin yaralandığı bir olayda eşini kaybeden müvekkilin suçtan doğrudan zarar görmediği iddiası hukuka açıkça aykırıdır” ifadelerine yer verildi.

Başvuruda ayrıca kamu görevlilerinin denetim görevini yerine getirmediği, bunun yaşam hakkı ihlali doğurduğu ve mağdur yakınlarının davaya katılımının engellenmesinin “silahların eşitliği” ilkesine aykırı olduğu savunuldu. Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerine de atıf yapılarak hak ihlali olduğu ileri sürüldü.

Avukatlar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi’nin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararının kaldırılmasını ve Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ve itirazların yeniden değerlendirilmesini talep etti.

Türkiye Maden İşçileri Sendikası yöneticileri Soma’da hayatını kaybeden madencileri andı

Maden katliamının 12. yılında hayatını kaybeden maden işçileri kabirleri başında anıldı. Türkiye Maden İşçileri Sendikası heyeti, Soma Maden Şehitliği’ni ziyaret ederek hayatına kaybeden madencilerin kabirlerine karanfil bıraktı.

Burada konuşan Türkiye Maden İş Sendikası Ege Bölgesi 1 Nolu Şube Başkanı Rıza Sal, faciayı kara bir gün olarak hatırladıklarını ve adaletin ailelerin acısını teselli etmediğini söyledi. Sal, şöyle konuştu:

“Soma’nın üzerine kömür karasının büründüğü gündür. Biz her gün işimize giderken çocuklarımızla helalleşen maden mensuplarıyız. Maden faciasından sonra yargılamalar oldu. Ailelerin feryatları hâlâ kulağımızda. Adalet yürekleri teselli etmedi. Bizim yaptığımız meslekte ‘geçmiş olsun’ düzeni vardır madencilikte. Ama 2014’teki kaza bizim için geçmedi. Yüreğimiz hâlâ ateş kor gibi yanmaktadır. Bu kazadan sonra maalesef ders almadık. 2014’ten sonra Ermenek, İliç, Amasra maden kazaları oldu ve ailelerin ocaklarına ateş düştü. Ders almadık, ders almak istemedik. Resmi kayıtlara göre ülkemizde yılda 2 binden fazla kişi iş kazalarında, iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor. İş sağlığı ve iş güvenliği bir lütuf değildir, insan hakkıdır.

İş güvenliği ve sağlığı masada kalmamalı. Soma’daki maden kazası bir sistem sorunudur, sistem sorgulanmalıdır. Sendikal haklar, maaşlar, işçilerin sürekli iş belirsizliği, işyerinin kapanma riski, işten çıkarmalar, yarım maaş, tam maaş düzeni derken işverenler ve işçiler iş güvenliğine ne kadar motive olabilir? İşçinin kafası zaten geçim derdinde, hayat mücadelesinde. Denetimlerin masada kaldığı her yer potansiyel bir Soma’dır. Biz her ay maaşımızı alabilmek için mücadele yapmak zorunda kalan bir sendika olarak bunları yapmak durumunda kalmayalım. Sadece maden şehitleri değil, sanayide, tarımda, dershanelerde her gün ayrı ayrı evlere ateş düşmektedir. İş güvenliği mevzuatının güçlü bir şekilde hayata geçirilmesini talep ediyoruz. İnsan canından değerli hiçbir varlık yoktur. Önce can gelir.” 

KESK: Unutmadık, affetmeyeceğiz

Yıl dönümü vesilesiyle açıklama yapan KESK, Soma’nın bir kaza değil “iş cinayeti” olduğunu vurguladı. Sendika, siyasi iktidarın sorumluluğu kadere yüklediğini belirterek; taşeron sisteminin kaldırılması ve gerçek sorumluların yargılanması talebini yineledi.

Soma’dan bu yana Ermenek, Amasra ve İliç gibi pek çok yerde benzer acıların yaşandığı hatırlatıldı. Emek örgütleri, Türkiye’de her yıl ortalama 2 bin işçinin iş cinayetlerine kurban gittiğini vurgulayarak denetimsizliğe ve kâr hırsına karşı mücadele çağrısı yaptı.

DİSK: Soma’yı unutmak, yeni katliamlara davetiye çıkarmaktır

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Soma Maden Faciası’nın 12. yılı nedeniyle DİSK Yönetim Kurulu adına yaptığı açıklamada, “Öfkeliyiz çünkü, Soma’dan sonra madenlerde gerekli önlemler alınmadı; aksine Ermenek’te, Amasra’da, İliç’te; madenlerde katliamlar devam etti. Öfkeliyiz çünkü Soma’dan sonra sorumlular hak ettikleri cezaları almadı; aksine dosyalar kapatılmak, suçlular ödül gibi cezalarla kurtarılmak istendi. Tam da bu yüzden Soma’yı unutmak, yeni katliamlara davetiye çıkarmaktır” ifadesini kullandı.

Eğitim-İş: Bu katliam bir ‘kaza’ değil

Eğitim-İş Yönetim Kurulu’ndan , Soma Maden Faciası’nın 12. yılı nedeniyle yapılan açıklamada, “Hiçbir emekçinin fıtratında ölüm yoktur. Bu katliam bir ‘kaza’ değil, insan hayatını hiçe sayan sermaye odaklı politikaların sonucudur. On yıllardır süregelen özelleştirme, taşeronlaştırma ve sermaye sınıfının bitmek tükenmek bilmeyen kâr hırsı; işçinin emeği kadar canını da ucuzlatmıştır” denildi.

Bakırhan: 301 canı toprağa gömenler, yıllardır gerçek sorumluları koruyarak adaleti de göçük altında bıraktı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Soma Maden Katliamı’nın 12. yılı nedeniyle sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

“13 Mayıs 2014 Soma katliamında yitirdiğimiz 301 madencimizi saygıyla anıyorum. Soma bir kaza ve kader değil; sermaye düzeninin, özelleştirme politikalarının, taşeron sömürüsünün ve emek düşmanı anlayışın sonucudur. 301 canı toprağa gömenler, yıllardır gerçek sorumluları koruyarak adaleti de göçük altında bıraktı.

Soma’dan İliç’e, Şırnak’tan Batman’a işçi cinayetleri aynı düzenin eseridir. Emekçilerin yaşamını kâr hırsına kurban eden bu sömürü düzenine karşı; emek, adalet ve demokrasi mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Soma’yı unutmadık, unutturmayacağız.”

Ali Babacan: Adil bir sistemi kurmak bu memlekete borcumuz

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Soma Maden Faciası’nın 12. yılı nedeniyle sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

“12 yıl önce Soma’da hayatını kaybeden 301 madencimizi rahmetle anıyorum. Hiçbir emekçimizin güvencesiz çalıştırılmadığı, adil bir sistemi kurmak bu memlekete borcumuz.”

Özgür Özel, Soma’da: ‘İşçilerimizi saygı, rahmet ve mücadele sözüyle anıyorum’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Soma ilçesinde meydana gelen maden katliamının yıl dönümünde, hayatını kaybeden 301 maden işçisini mezarları başında andı.

Özel , ziyaretin ardından Xhesabından yaptığı paylaşımda, 12 yılın ardından hayatını kaybeden işçileri aynı acı ve vicdan yüküyle andıklarını kaydetti:

“12 yıl sonra yine Soma’dayız… 301 madencimizi mezarları başında, aynı acıyla, aynı vicdan yüküyle andık. Soma’nın ateşi 12 yıldır hepimizin yüreğinde yanıyor. Bugün bizim için sadece bir yas günü değil; unutmamanın, unutturmamanın ve adalet için dimdik durmanın günüdür. 301 maden emekçimizi saygı, rahmet ve mücadele sözüyle anıyorum.”