• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Enfal Soykırımı ve sistematik cinsel şiddet suçlusu Acac Tikriti hakkında idam cezası

Enfal Soykırımı ve sistematik cinsel şiddet suçlusu Acac Tikriti hakkında idam cezası

Saddam Hüseyin döneminde binlerce Kürdün katledildiği Enfal Soykırımı’nın kilit isimlerinden Accac Ahmed Hardan el-Tikritî, 38 yıllık kaçışın ardından yargılandığı mahkemede idam cezasına çarptırıldı.

Enfal Soykırımı ve sistematik cinsel şiddet suçlusu Acac Tikriti hakkında idam cezası
Enfal Soykırımı ve sistematik cinsel şiddet suçlusu Acac Tikriti hakkında idam cezası
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 14 Mayıs 2026 15:19
  • Güncellenme: 14 Mayıs 2026 15:20

Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak’ta 1987-1988 yılları arasında Kürdistan Bölgesi’nde Kürtlere yönelik gerçekleştirilen ve en az 182 bin Kürdün katledilmesiyle sonuçlanan Enfal Soykırımı’ndan sorumlu isimlerden biri olan Accac Ahmed Hardan el-Tikritî, idam cezasına çarptırıldı.

Bağdat’taki Resafa Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasında açıklanan karar, hem hukuki hem de tarihsel açıdan kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.

Nugra Salman Cezaevi dosyası: işkence ve kötü muamele iddiaları 

Mahkeme kayıtlarına göre Accac Ahmed Hardan el-Tikritî, 1988 yılında Samawa yakınlarındaki Nugra Salman Cezaevi’nde güvenlik görevlisi olarak görev yaptı. Enfal operasyonları sırasında 3 binden fazla Kürt tutuklunun bu cezaevinde tutulduğu, bunlardan 1000’den fazlasının işkence, açlık ve susuzluk nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi.

Dava dosyasında, sanığın görev yaptığı dönemde cezaevinde sistematik işkence ve kötü muamele uygulamalarına karıştığına dair çok sayıda iddia ayrıntılı biçimde yer aldı. Mahkeme bulgularında ayrıca tutukluların cenazelerinin cezaevi dışına bırakıldığı, bazı vakalarda ise hayvanlara açık alanlarda bırakıldığı yönündeki ifadeler de dosyaya yansıdı.

Kadın ve çocuklara yönelik ağır insan hakları ihlallerine ilişkin iddiaların da yer aldığı dosyada, 15 yaşındaki bir kız çocuğunun sanığın odasına götürüldükten sonra saldırıya uğradığına dair beyanlar bulunduğu aktarıldı.

Sanığın daha önceki duruşmalarda suçlamaları reddettiği, ancak mahkeme tarafından sunulan deliller ve ifadeler arasındaki çelişkilerin ortaya konulduğu belirtildi. Savcılık ise sanığın Enfal tutuklularını “İranlı” olarak tanımlayarak işkenceyi meşrulaştırmaya çalıştığını kaydetti.

Mahkemenin verdiği idam kararı, Enfal Soykırımı’nda yaşamını yitirenlerin yakınları ve Nugra Salman Cezaevi’nden kurtulanlar tarafından “gecikmiş adalet” olarak değerlendiriliyor. Kararın, yıllardır süren hesap verebilirlik talebi açısından önemli bir adım olduğu ifade ediliyor.

Tikriti kimdir?

Tikritî, Enfal Soykırımı’nın sembol mekanlarından Nugre Selman Cezaevi’nin yetkilisi iken insanlığa karşı suçlar işlemekle suçlanıyor.

Soykırım sırasında ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı hapishanelerden olan Nugre Salman’da görevli olan Tikritî, burada Kürt tutuklulara uygulanan işkencelerden dolayı “Haccac” ve “Nugre Selman Celladı” lakabıyla anılıyordu.

Irak Ulusal Güvenlik Servisi’ne (INSS) göre, ailesinin öldüğünü iddia etmesi nedeniyle Tikritî uzun süre yakalanmaktan kaçındı.

Yaklaşık 38 yıl boyunca kimliğini gizlemek için estetik operasyonlar geçirdiği, adını değiştirdiği ve kırsal bir bölgede çobanlık yaparak izini kaybettirmeye çalıştığı belirtiyor.

Ancak 31 Temmuz 2025’te saklandığı yer olan Selahaddin vilayetinde yakalandı.

Enfal Soykırımı hakkında 

Enfal Soykırımı, 1980’lerin sonunda (özellikle 1988’de yoğunlaşan) Irak’taki Baas rejimi tarafından Kürt halkına ve diğer azınlık gruplarına (Asuriler, Ezidiler, Türkmenler) karşı yürütülen sistematik bir imha operasyonuydu. Adını Kur’an’daki “Enfal” (ganimet) suresinden alan operasyon, dönemin Irak lideri Saddam Hüseyin’in kuzeni “Kimyasal Ali” lakaplı Ali Hasan el-Mecid tarafından komuta edildi.

Harekât 8 ana aşamadan oluşmuş; köylerin boşaltılması, toplu sürgünler, toplama kampları ve ardından toplu infazlarla devam etti.

Resmi olmayan verilere ve insan hakları örgütlerinin raporlarına göre, bu operasyonlar sırasında yaklaşık 182 bin kişi hayatını kaybetti. Binlerce köy haritadan silindi, tarım alanları ve su kaynakları tahrip edildi.

Enfal’in en trajik simgesi, 16 Mart 1988’de Halepçe kentine düzenlenen kimyasal silah saldırısıydı. Sadece bu saldırıda birkaç saat içinde binlerce sivil yaşamını yitirdi.

Harekât sırasında on binlerce kadın, çocuk ve yaşlı; erkeklerden ayrılarak çöllere sürüldü veya Nugra Salman gibi cezaevlerinde sistematik şiddete, açlığa ve ölüme mahkûm edildi.

Enfal, günümüzde Irak Yüksek Ceza Mahkemesi ve birçok Avrupa ülkesi tarafından bir soykırım olarak tanınıyor.