Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Önce Çocuklar Derneği ortaklığında düzenlenen “Kentleri Çocuklarla Yeniden Kurma Çalıştayı” iki gün süren oturum ve atölyelerin ardından yayımlanan sonuç bildirgesiyle sona erdi.
Çalıştayda, çocuk hakları alanında çalışan kurumlar, akademisyenler, hukukçular, eğitimciler, sosyal hizmet uzmanları ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi.
İkinci günde çocuk hakları, katılımcı kent modeli, kamusal sorumluluk ve çocukların özgürlük alanları başlıklarında düzenlenen atölyelerden elde edilen veriler kapsamlı bir sonuç raporuna dönüştürüldü.
Sonuç bildirgesini, Önce Çocuklar Derneği Proje Yöneticisi Mazlum Mengüç okudu.
Çocukların yalnızca korunması gereken bireyler değil, kentin aktif öznesi olduğu belirtilen bildirgede, “Çocuklar; kenti yaşayan, deneyimleyen, eleştiren, talep eden ve çözüm öneren öznelerdir” denildi.
Çocuklarla çalışmanın “yardım odaklı” bir alan olmadığının altı çizilen bildirgede, çocuk haklarının kamusal yaşamın temel sorumluluklarından biri olduğu ifade edildi.
Çalıştayda paylaşılan saha verileri ve uzman değerlendirmelerinde bölgede çocukların karşı karşıya kaldığı sorunların sistematik hal aldığını gösterdiği kaydedilen bildirgede, ekonomik yoksunluk, eğitim giderleri ve psikososyal destek eksikliğinin çocukların eğitimden uzaklaşmasına neden olduğu aktarıldı.
Mevcut tablonun bireysel tercihlerden değil; ekonomik eşitsizlikler, toplumsal cinsiyet rolleri ve yetersiz sosyal politikalardan kaynaklandığının altı çizilen bildirgede, çocuk dostu kent anlayışının yalnızca altyapı yatırımlarıyla sınırlı olmadığı belirtilerek, parklar, kütüphaneler, spor alanları, kültür-sanat merkezleri ve atölyelerin çocuklar için temel hak alanları olduğu kaydedildi.
Engelli çocukların kamusal alanlara erişimde yaşadığı sorunlar, kız çocuklarının kamusal alandaki hareket alanlarının daralması ve göç eden ailelerin çocuklarının hizmetlere erişememesi başlıklarının öne çıktığı bildirgede, çocukların anadilinde kendini ifade etmesinin temel bir hak olduğu belirtildi.
Çocuk meclisleri ve katılım mekanizmalarının “vitrin” olmaması gerektiği belirtilen bildirgede, çocukların karar alma süreçlerinde doğrudan söz sahibi olduğu demokratik modeller çağrısı yapıldı.
Yerel yönetimlerden çocuk hakları temelli strateji ve bütçe talep edilen bildirgede, mahalle ölçeğinde ücretsiz etüt merkezleri, güvenli oyun alanları, psikososyal destek birimleri ve erişilebilir kültür-sanat alanlarının yaygınlaştırılması istenildi.
Merkezi kamu kurumlarına ise çocuk haklarını merkeze alan, koruyucu ve önleyici sosyal hizmet politikalarını güçlendiren bütüncül bir yaklaşım geliştirme çağrısı yapılan bildirgede, çalıştay bileşenlerinin düzenli izleme toplantılarının yapılması, tematik çalışma gruplarının kurulması ve çocukların doğrudan katıldığı yeni buluşmalar organize edilmesi konusunda ortak irade ortaya koyduğu kaydedilerek, “Bu bildiri, bir noktanın değil, yeni bir paragrafın başlangıcıdır. Sözümüz, çocukların sözünün yanındadır” denildi.




