Kampanya tarafından yapılan yazılı açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti’nin toplumsal muhalefeti ve halkın haklı tepkilerini bastırmak amacıyla sistematik olarak idam cezasını kullandığı vurgulandı. İdamların yargısal bir karar olmaktan ziyade siyasi, sınıfsal ve ideolojik kökenleri olan bir devlet şiddeti olduğunu belirten tutuklular, rejimin bu yöntemle toplumda bir terör atmosferi yaratarak iktidarını korumaya çalıştığını ifade etti.
Zahedan ve Evin cezaevlerindeki hak ihlalleri gündemde
Açıklamada, son dönemde artan hak ihlallerine ve infazlara dikkat çekilerek şu detaylar paylaşıldı:
Geçen hafta Zahedan Cezaevi’nde Beluç kökenli siyasi tutuklu Abdulcelil Şehbahş ile halk ayaklanmaları sırasında gözaltına alınan Muhammed Abbasi rejim tarafından hukuka aykırı şekilde idam edildi.
İdam edilen Muhammed Abbasi’nin kızı Fatima Abbasi’ye, protestolarla ilişkisi gerekçe gösterilerek 25 yıl hapis cezası verildi. Fatima Abbasi şu anda Tahran’daki Evin Cezaevi’nde tutuluyor.
Açıklamada ayrıca, despotik yönetimin sokaklarda çocukları silahlı eğitim süreçlerine dahil ederek şiddeti meşrulaştırmaya çalıştığı iddia edildi.
121 haftadır süren direniş
Açlık grevlerinin haftalık periyotlarla aylardır kesintisiz sürmesi, bu hareketi İran cezaevlerindeki en uzun soluklu ve örgütlü protestolardan biri haline getirdi. 121. haftasına giren eylem kapsamında tutuklular; siyasi aktivistleri, insan hakları savunucularını, işçileri, öğretmenleri ve öğrencileri idamlara karşı tek ses olmaya ve uluslararası kamuoyunun vicdanına seslenmeye çağırdı.
Açlık grevinin yapıldığı başlıca cezaevleri
Eylemin yayıldığı ve aralarında ülkenin en büyük infaz merkezlerinin de bulunduğu 56 cezaevinden bazıları şunlar:
Evin, Kazalhasar, Karac Merkez, Fardis, Büyük Tahran, Karçak, Varamin, Kazvin, Ahar, Erak, Kum, Hürremabad, Borucerd, Yasuc, İsfahan, Ahvaz, Şiraz, Zahedan, Yezd, Meşhed, Tebriz, Urmiye ve Sine.




