Önce Çocuklar Derneği’nin, 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen Adıyaman, Hatay, Gaziantep, Malatya ve Kahramanmaraş’ta 525 çocukla gerçekleştirdiği saha araştırması, deprem bölgesindeki çocukların halen ağır sorunlarla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Araştırma, çocukların depremin etkilerinden çıkamadığını ve acil bir eylem planına ihtiyaç duyulduğunu gösterdi.
Deprem kentlerinde çocukların yaşadığı sorunların halen giderilmediğini belirten Önce Çocuklar Derneği Proje Yöneticisi Mazlum Mengüç, devlet kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve uluslararası mekanizmaların ortak bir çaba ortaya koyması gerektiğini söyledi.
“Çok ciddi hak ihlalleri yaşanıyor”
Araştırmanın çocukların temel haklarına ilişkin ciddi sorunları ortaya koyduğunu belirten Mazlum Mengüç, eğitim, oyun, sağlık ve barınma gibi temel alanlarda yaygın hak ihlalleri tespit edildiğini ifade etti.
Mengüç, saha çalışmasında çocuklara yöneltilen “Psikososyal ve duygusal açıdan herhangi bir destek ihtiyacınız oldu mu?” sorusuna çocukların yaklaşık yüzde 80’inin “evet” yanıtı verdiğini aktardı.
Ancak yalnızca yaklaşık yüzde 10’luk bir kesimin bu desteğe erişebildiğini kaydeden Mengüç, eğitim alanındaki bulguların da dikkat çekici olduğunu dile getirdi.
Her 3 çocuktan 2’si çalışmak zorunda
Deprem sonrası eğitime geri dönüş oranının yüzde 95 seviyesinde olduğunu belirten Mengüç, buna karşın eğitim müfredatında herhangi bir değişikliğe gidilmemesini eleştirdi.
Çocuk işçiliğinin yaygınlaştığını belirten Mengüç, saha araştırmasına katılan çocukların yüzde 65’inin çalışmak zorunda kaldığını söyledi.
Mengüç, “Saha araştırması yaptığımız çocukların yüzde 65’i yani her 3 çocuktan 2’si çalışmak zorunda olduğunu söyledi” dedi.
“Türkiye, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi yükümlülüklerini yerine getirmiyor”
Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne (ÇHS) taraf olan Türkiye’nin birçok yükümlülüğünü yerine getirmediğini ifade eden Mengüç, çocukların ekonomik sömürüye maruz bırakılması ve eğitim hakkına erişememesi gibi sorunların raporda açık biçimde görüldüğünü belirtti.
Mengüç, “Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin söylediği şey çok açık. Ayrımcılıkla, çocukların ekonomik sömürüye maruz kalması, eğitim hakkına dahil olmaması gibi çok net bir şekilde yasakladığı şeyler mevcut. Bunların birçoğunu biz bu raporda üye taraf olarak Türkiye’nin yerine getirmediğini gördük” diye konuştu.
Toplumsal cinsiyet rolleri travmayı derinleştiriyor
Çocuklarda travma sonrası stres bozukluğunun yaygın şekilde görüldüğünü belirten Mengüç, özellikle Adıyaman ve Kahramanmaraş’ta anketör gözlem notlarının bu durumu desteklediğini söyledi.
Toplumsal cinsiyet rollerinin özellikle erkek çocuklar üzerindeki etkisine dikkat çeken Mengüç, erkek çocukların korkularını ifade etmekten kaçındığını belirtti.
Mengüç, “Cinsiyet rollerinin ve toplumun erkek çocuklarına atamış olduğu ‘sen korkmazsın, erkeksin’ yaklaşımının devreye girmesiyle özellikle erkek çocukların çoğu ‘ben korkmadım, korkmuyorum’ diyor. Aynı zamanda bu çocukların çoğu okumanın anlamsızlığından söz ediyor. Çalışmak ve iş hayatına dahil olmak istediklerini söylüyorlar. Bunun travma sonrası stres bozukluğunu yansıtma biçimi olduğunu görüyoruz. Çocukların hepsinde çok ciddi biçimde stres bozukluğu var” ifadelerini kullandı.
“Planlı ve sistematik mücadele geliştirilmeli”
Depremin çocuklar üzerindeki uzun vadeli etkilerine dikkat çeken Mengüç, sorunların planlı bir şekilde ele alınmaması halinde çocukların yaşam boyu sürecek travmalarla karşı karşıya kalabileceğini söyledi.
Mengüç, “Depremin yıkıcı etkilerini planlı ve sistematik bir şekilde çözmeye gayret etmezseniz bunlar kritik dönemden geçen çocuklar için uzun vadeli, hayatlarının sonuna kadar taşıyacakları travmaları beraberinde getirecek. Bunun için devlet kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve uluslararası mekanizmalar ortak bir çaba ve gerçekçi bir çözüm sunabilecek iradeyi ortaya koymalı. Çocuklar sadece stres bozukluğu ile değil, aynı zamanda birçok fiziksel ve gelişimsel problemle de mücadele ediyor” dedi. (MA)




