IEA, IMF, Dünya Bankası ve WTO hep birlikte panik putonuna bastı
Süleyman Karan 1 Haziran 2026

IEA, IMF, Dünya Bankası ve WTO hep birlikte panik putonuna bastı

Pek görülmüş bir şey değildir küresel ekonomiye ayar ve yön veren uluslararası kurumların bir araya gelerek ortak açıklama yayınlamaları… Ya önemli bir dönüşümü duyurma amacı vardır ya da ciddî bir krize yönelik uyarı yapma zorunluluğu… Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency-IEA), Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund-IMF), Dünya Bankası Grubu (World Bank Group-WB) ve Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organisation-WTO) başkanları, Batı Asya’daki savaşın enerji, ticaret ve ekonomi üzerindeki etkilerine, kurumlarının yanıtını en üst düzeye çıkarmak amacıyla, 28 Mayıs’ta bir araya gelip bir açıklama yayımladılar. Bu tavrı sergilemelerinde, küresel piyasaların ve hükûmetlerin olası bir enerji krizini çok hafife almalarının en önemli sebep olduğunu düşünüyorum. Zira savaşın başlamasından bu yana, IEA’nın uyarıları yeterince dikkate alınmıyor.

MESELE SADECE ENERJİ DEĞİL
PEK ÇOK SEKTÖR ETKİLENECEK
Açıklamayı paragraf paragraf incelemekte fayda var: “Ortadoğu’daki savaş, ülkeler ve bölgeler genelinde enerji arzı, gıda güvenliği ve ekonomik faaliyet üzerinde önemli ve oldukça asimetrik etkiler yaratıyor. Küresel ekonomi direnç göstermeye devam ediyor, ancak çatışmanın etkileri, daha yüksek yakıt ve gübre fiyatları, artan belirsizlik, iş ve geçim kaynaklarına yönelik riskler yoluyla en savunmasız ülkeleri orantısız bir şekilde etkiliyor. Birçok ülkede tarım sektöründe ekim mevsimine girilirken, daha yüksek gübre fiyatları özellikle endişe vericidir”… Önemli, çünkü hem tedarik sıkıntısına hem de döngüsel enflasyonist etkiye vurgu yapılıyor. Meselenin, salt küresel enerji piyasalarında yaşanacak arz sıkıntısının ötesinde, bir gıda krizine kadar gidebileceğine dikkat çekiliyor. Küresel ekonomideki belirsizliklerin uzun süre devam edebileceği uyarısıyla birlikte!

HEM ARZDA HEM DE TALEPTE
DÖNGÜSEL BİR BUNALIM VAR
İkinci paragraf doğrudan küresel enerji piyasaları ve sektörün geleceğine ilişkin: “…Hürmüz Boğazı’ndan gelen arzın büyük ölçüde azalması nedeniyle küresel petrol stokları rekor bir hızla azalıyor. Eğer nakliye akışları normale dönmezse, Kuzey Yarımküre’de yaz aylarındaki petrol talebinin zirve yapmasından önce, küresel petrol stoklarının hızla tükenmeye devam etmesi, yakıt güvenliği, piyasa koşulları ve daha geniş ekonomik dayanıklılık için artan riskler oluşturacaktır”. IEA, petrol stoklarının kırılganlığına ilişkin uyarısını sürekli tekrarlıyor. Bunun bir sebebi de savaş bugün sona erse bile, petrol üretiminin ve rafinasyonun en az iki yıl boyunca eski seviyelerine gelmesinin mümkün olamayacağı… IEA Başkanı Fatih Birol, Batı Asya’daki çatışmalar sonucunda bölgede toplam 84 enerji tesisinin zarar gördüğünü açıklamıştı. Bu tesislerden 40’tan fazlası ‘ciddi’ ve ‘çok ciddi’ düzeyde hasar aldı. Hasar gören yapılar arasında petrol sahaları, rafineriler ve LNG terminalleri gibi kritik enerji altyapıları var. Rafinerilerin ham petrol işleme kapasitelerinin 2026’nın ikinci çeyreğinde 4.5 milyon varil/gün azalarak 78.7 milyon varil/güne, 2026 yılının tamamında ise 1.6 milyon varil/gün azalarak 82.3 milyon varil/güne düşmesi bekleniyor. Bu düşüş, işletmecilerin altyapı hasarı, ihracat kısıtlamaları ve düşük hammadde bulunabilirliğiyle mücadele etmesinden kaynaklanıyor. Rafineri marjları, rekor seviyedeki orta damıtma fiyat farklarıyla destekleniyor ve tarihsel olarak yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. Rafineriler krize uyum sağlıyor ve Körfez’den yapılan ürün ihracatındaki kayıpları telafi etmek için yeni ticaret hatları ortaya çıkıyor. Bu tesislerde üretimin tekrar normal seviyelere dönmesinin en az iki yıl süreceği ileri sürülüyor, ki bu öngörü en iyimseri!.. Yani meselenin temelinde bir arz sıkıntısı var. 

ARZDAKİ GEDİĞİ YAMAYLA
KAPATMA GİRİŞİMLERİ
Arz tarafında, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ihracatlarının bir kısmını boğaz dışındaki yükleme terminallerine yönlendirmeyi başardı. Aynı zamanda, tüketici ülkelerdeki ticarî ve hükûmetlere ait stratejik depolama alanlarından gelen stoklar, kayıpların bir kısmını telafi etmek için piyasalara akıyor. Denizdeki petrol de dahil olmak üzere gözlemlenen küresel stoklar, mart ve nisan aylarında 250 milyon varil, günde 4 milyon varil azalmış durumda. Batı Asya dışındaki üreticiler de krize yanıt olarak üretimi artırdı ve ihracatı rekor seviyelere çıkardı. Amerika kıtasından 2026 arz büyüme beklentileri, yıl başından bu yana günde 600 bin varilden fazla artırılarak ortalama günde 1.5 milyon varile yükseltildi. Dahası, şu anda ağırlıklı olarak Süveyş’in doğusundaki ağır darbe alan pazarlara yönelen Atlantik Havzası ham petrol ihracatı, şubat ayından bu yana günde 3.5 milyon varil arttı ve ABD, Brezilya, Kanada, Kazakistan ve Venezuela’dan önemli kazanımlar elde edildi. Rusya’nın ham petrol ihracatı da arttı. Ukrayna ordusu tarafından Rus rafinerilerine yönelik tekrarlanan saldırılar iç tüketimi azalttı ve sevkiyatları artırdı. Bunun yanı sıra, ABD deniz yoluyla taşınan Rus petrolüne yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırdı.


KÜRESEL PETROL STOKLARI
NE KADAR DAYANABİLİR?
Peki ya stoklar?.. Öncü verilere göre, küresel petrol stokları mart ayında 129 milyon varil, nisan ayında ise 117 milyon varil azaldı. Hürmüz Boğazı üzerinden deniz yoluyla yapılan ticaretteki devam eden aksamalar, karadaki stokların nisan ayında 170 milyon varil (- 5.7 milyon varil/gün) azalmasına neden oldu. Denizdeki petrol stokları ise 53 milyon varil arttı. OECD ülkelerinin karadaki stokları 146 milyon varil (- 4.9 milyon varil/gün) düşerken, OECD dışı ülkelerin görünür stokları 24 milyon varil azalmış durumda.
IEA’nın 13 Mayıs 2026 tarihli ‘Petrol Piyasası Raporu’na göre, küresel petrol arzı nisan ayında 1.8 milyon varil/gün daha azalarak 95.1 milyon varil/güne düştü ve şubat ayından bu yana toplam kayıplar 12.8 milyon varil/güne ulaştı. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından etkilenen Körfez ülkelerinin üretimi, savaş öncesi seviyelerinin 14.4 milyon varil/gün altında kaldı. Atlantik Havzası’ndan gelen daha yüksek üretim ve ihracat bir nebze rahatlama sağlıyor, ancak yeterli değil. Boğazdan geçen akışların haziran ayından itibaren kademeli olarak yeniden başlaması varsayımıyla, küresel petrol arzının 2026 yılında ortalama 3.9 milyon varil/gün azalarak 102.2 milyon varil/güne düşmesi bekleniyor. Ki bunun için sürdürülebilir bir ateşkesin imzalanması lazım. Şimdilik ateşkesin imzalanıp imzalanmayacağı ya da imzalansa bile tarafların birinin bu anlaşmayı bozmayacağı netlik kazanmış değil. 

KÜRESEL EKONOMİDEKİ DURGUNLUK
TALEP DARALMASININ BİR DİĞER SEBEBİ
Gelelim talep cephesine… Talep tarafında ise rafineriler üretimlerini azalttı ve ham petrol ithalatını önemli ölçüde düşürdü. Çin’in deniz yoluyla ham petrol ithalatı şubat-nisan döneminde 3.6 milyon varil/gün gibi büyük bir düşüş gösterdi. Japonya’da (- 1.9 milyon varil/gün), Kore Cumhuriyeti’nde (-1 milyon varil/gün) ve Hindistan’da (- 760 bin varil/gün) da ithalatta önemli düşüşler yaşandı. Ancak nisan ayında küresel rafineri faaliyetlerindeki yıllık bazda 5 milyon varil/günlük yavaşlama, ham petrol piyasasındaki gerilimleri geçici olarak hafifletmiş olsa da, bu sıkıntı hızla yayılıyor. Son kullanıcılar da tüketimi azaltıyor. Küresel petrol talebinin 2026’nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda 2.4 milyon varil/gün daralması ve yılın tamamında 420 bin varil/gün düşmesi bekleniyor; bu da çatışma öncesi tahminlerden 1.3 milyon varil/gün daha düşük bir seviyeyi işaret ediyor. Şimdilik en büyük kayıplar, hammadde bulunabilirliğinin giderek kısıtlandığı petrokimya sektöründe görülüyor. Havacılık faaliyetleri de normal seviyelerin oldukça altında seyrediyor ve bu da Batı Asya ihracatının kesilmesinin ardından neredeyse üç katına çıkan jet yakıtı fiyatlarındaki baskıyı bir nebze olsun hafifletiyor. Daha yüksek fiyatlar, kötüleşen ekonomik ortam ve talep tasarrufu önlemleri, küresel petrol tüketimini daha da olumsuz etkileyecek.

EN OLUMSUZ ETKİLENEN SEKTÖRLER
SİVİL HAVACILIK VE PETROKİMYA…
Küresel petrol talebinin, 2026 yılında yıllık bazda 420 bin varil/gün azalarak 104 milyon varil/güne düşmesi bekleniyor. En büyük düşüş 2026’nın ikinci çeyreğinde yaşanacak ve 2.45 milyon varil/günlük azalmayla sonuçlanacak. Bu hacmin 930 bin varil/günlük kısmı OECD ülkelerinden, 1.5 milyon varil/günlük kısmı ise OECD dışı ülkelerden kaynaklanacak. Şu anda en çok etkilenen sektörler petrokimya ve sivil havacılık, ancak yüksek fiyatlar, zayıflayan ekonomik ortam ve tasarruf önlemleri yakıt kullanımını giderek daha olumsuz etkileyecek. Yani kriz iki yönlü bir döngüyü işaret ediyor, sadece arz cephesi değil talep cephesi de sıkıntılı!

ÖNLEMLER VE DESTEKLER
YETERLİ OLACAK GİBİ DEĞİL
Enerji tedarik krizinin bir olasılık değil, yüzleşileceği kesinlik kazanmış bir olgu olduğunu, ortak açıklamanın üçüncü paragrafı net olarak ortaya koyuyor: “Durum geliştikçe yakın temasımızı sürdüreceğiz ve en çok etkilenen ülkeleri ve küresel ekonomik istikrarı desteklemek için çabalarımızı koordine etmeye devam edeceğiz”. Bu arada bu krizin bölgelere ve ülkelere farklı farklı etkileri olacak. Genel küresel etki enflasyon, ancak o da her ülkenin durumuna göre farklı yansıyacak. Avrupa Birliği (AB) ve Kore Cumhuriyeti, Japonya ve diğer Güney ve Güneydoğu ülkeleri enerji enflasyonunu en fazla hissedecek olanlar. Tedarik sıkıntısını da öyle… OPEC + ülkelerinde ise kota artırımı ve BAE’nin kartelden ayrılması sebebiyle siyasî krizler yaşaması muhtemel… Gübre arzı ve fiyatlarının gelişen ekonomilerde ciddî sorunlar yaratması da büyük bir olasılık. Bu dört kurumun alacağı önlemlerin bu sorunları çözmesi ise pek mümkün görünmüyor. 

HAM PETROL FİYATLARINDA DALGA BOYU ARTACAK GİBİ
Eğer IEA’nın raporunda varsayıldığı gibi, Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışının 2026’nın üçüncü çeyreğinden itibaren kademeli olarak yeniden başlamasına izin veren bir anlaşmaya varılırsa, yıl sonuna doğru talep yeniden büyüme eğilimine girebilir; ancak arzın toparlanması muhtemelen daha yavaş olacak. Petrol piyasası yılın son çeyreğine kadar açık vermeye devam edecek. Küresel petrol stoklarının zaten rekor seviyede azaldığı göz önüne alınırsa, yaz aylarındaki en yüksek talep döneminden önce, daha fazla fiyat dalgalanmalarına şahit olmamız muhtemel.
Peki ama hâl böyleyken, küresel ekonominin en önemli dört kurumu hep birlikte panik butonuna basmışken, geçen hafta borsalardaki çılgın coşku nereden kaynaklanıyor? Belki de yılda bir ‘zirveye çıkart, zirveden satışı yap, voliyi vur’ oyunu yeniden sahneye konuyordur!

 

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.