• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Cumartesi anneleri 1106. haftada: Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için adalet talebi

Cumartesi anneleri 1106. haftada: Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için adalet talebi

Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’ndaki anmasında konuşan Pervin Buldan, Savaş Buldan ve arkadaşlarının öldürülmesinin üzerinden 32 yıl geçmesine rağmen faillerin yargılanmadığını söyledi. Buldan, yalnızca bugünün faili meçhullerinin değil, geçmişteki tüm faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasını istedi.

  • Yayınlanma: 6 Haziran 2026 13:48
  • Güncellenme: 6 Haziran 2026 14:47

Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların yargılanmasını talep etmek amacıyla Beyoğlu’nda bulunan Galatasaray Meydanı’nda, eylemlerinin 1106’ıncı haftasında yeniden bir araya geldi.

Bu haftaki eylemde, 1994 yılında İstanbul Yeşilköy Çınar Oteli’nden çıkarken gözaltına alındıktan sonra katledilen iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın akıbeti soruldu.
Bu haftaki ortak açıklamayı yapan 1995’te kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun, “Gözaltında kaybetmeler yalnızca bireysel suçlar değildir. Bu suçlar, devlet gücü kullanılarak işlenmiş, cezasızlık politikalarıyla  sürdürülmüştür. Biz devletin, gözaltında kaybetmelerdeki sorumluluğunu kabul etmesini, kaybetme suçunun işlenmesini mümkün kılan yapıların açığa çıkarılmasını ve hakikatin ortaya konulmasını da talep ediyoruz” dedi.

Üç iş insanı kaçırıldıktan bir gün sonra katledilmiş olarak bulundu

İstanbul’da yaşayan iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın 3 Haziran 1994’te Yeşilyurt’taki Çınar Oteli’nden çıktıktan sonra tanık anlatımlarına göre otelin önünde bekleyen telsizli, çelik yelekli ve silahlı 7-8 kişi tarafından zorla araçlara bindirip götürüldüklerini söyleyen Tosun, olayın hemen ardından ailelerin savcılığa, emniyete, valiliğe ve hükümet yetkililerine başvurduğunu, ancak ancak yakınlarının gözaltına alındığının inkar edildiğini anlattı.
Tosun, 4 Haziran 1994 akşamı Buldan, Yıldırım ve Karay’ın işkenceyle sorgulandıktan sonra ateşli silahla infaz edilmiş bedenlerinin Bolu’nun Yığılca ilçesine bağlı Taşlı Melen mevkiinde köylüler tarafından bulunduğunu hatırlatarak,
“Üzerlerinde kimliklerini doğrulayacak hiçbir belge, para ya da değerli eşya yoktu. Bulundukları  yer, 90’lı yıllarda kontrgerilla cinayetlerinde öldürülen kişilerin bedenlerinin  bırakıldığı ve kamuoyunda “ölüm üçgeni” olarak bilinen bölgeydi” ifadelerine yer verdi.

Buldan, Yıldırım ve Karay dosyaları 19 yıl boyunca sürüncemede bırakıldı

Ailelerin bütün çabalarına rağmen Buldan, Yıldırım ve Karay dosyalarının 19 yıl boyunca sürüncemede bırakıldığını, ailelerin ısrarlı başvuruları sonucunda 19 Aralık 2013 tarihinde yeni bir iddianame hazırlanarak, kamuoyunda Ankara JİTEM Davası olarak bilinen davaya dahil edildiğini belirten Tosun, devamındaki gelişmeleri şu sözlerle anlattı:
“Yargılama sırasında tanık olarak dinlenen eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, içinde Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın da bulunduğu bir “Kürt iş insanlarına yönelik ölüm listesi”ni mahkemeye sundu. Eymür, Buldan, Yıldırım ve Karay’ın infazlarının, Mehmet Ağar’ın yönettiği; Korkut Eken, İbrahim Şahin ve Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Emin Aslan’ın yer aldığı özel operasyonlar kapsamında gerçekleştirildiğini ifade etti. Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın kimler tarafından gözaltına alındığı, işkenceyle sorgulandığı, öldürüldüğü ve bu suçların kimlerin talimatıyla işlendiğine ilişkin bilgiler devletin Susurluk Raporu’nda, Ergenekon iddianamesinin 228 numaralı ek klasöründe, Ankara JİTEM Davası iddianamesinde ve mahkeme tutanaklarında yer aldı. Ancak bütün bu bilgi ve belgelere rağmen, 2019’da görülen karar duruşmasında Mehmet Ağar ve diğer tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildi.”

Beraat kararı onandı

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, Nisan 2021’de yapılan istinaf başvurusu üzerine bu kararı bozdu ve dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi. Ancak yerel mahkemenin de, 26 Mayıs 2023 tarihinde bir kez daha tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdiğine dikkat çeken Tosun, Yargıtay’a yapılan temyiz başvurusunun da 15 Ekim 2024 tarihinde reddedildiğini ve beraat kararının onandığını söyledi.
“Buldan, Yıldırım ve Karay dosyası da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından mahkûmiyetle, iç hukukta ise cezasızlıkla sonuçlanan davalar zincirindeki yerini aldı” diyen Tosun, “Kaç yıl geçerse geçsin, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için, tüm kayıplarımız için adalet talep etmekten; devletin evrensel hukuk normlarına uygun hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

Pervin Buldan: Sadece bugünün değil, geçmişin faili meçhul cinayetleri de aydınlatılsın

Açıklamanın ardından konuşan Savaş Buldan’ın eşi Pervin Buldan, aradan geçen sürede tüm girişimlere rağmen faillerin yargılanmadığını vurguladı.
Buldan, “33. yıla giriyoruz, çalmadığımız kapı kalmadı. Bu insanlar gözaltına alındıktan sonra işkence edilerek öldürüldü, cenazeleri Bolu Melen Çayı kenarında bulundu. Ancak o günden bu yana katiller yargılanmadı” dedi. Göstermelik davalarla sürecin kapatıldığını belirten Buldan, cinayetleri itiraf eden kişilerin dahi ceza almadığını ifade ederek, “‘Kurşunu atan da kurşunu yiyen de benim için kahramandır’ diyen Tansu Çiller yargılanmadı. ‘Tuğlayı çekersem altında kalırız’ diyen Mehmet Ağar yargılanmadı. Ama bu ülkede vicdanlı insanların yüreklerinde bu insanlar mahkum oldu, mahkum olmaya da devam edecekler” dedi.
Buldan, faili meçhul cinayetleri araştırma birimine de seslenerek, “Sadece bu dönemin işlenen cinayetlerini değil, geçmişte de işlenen cinayetlerinin açığa çıkması, faillerin yargılanması talebimizdir” çağrısında bulundu.

‘Eğer bugün barıştan söz ediliyorsa herkes için eşit hukuk işletilmeli’

Anmada söz alan Adnan Yıldırım’ın kızı Leyla Yıldırım ise 90’lı yılların ağır insan hakları ihlalleriyle anıldığını belirtti. Babası ve yakınlarının bu süreçte yaşamını yitirdiğini hatırlatan Yıldırım, “Tek suçları toplumun sorunlarına duyarlı olmak ve Kürt kimliğine sahip çıkmaktı” dedi.
Yıldırım, aradan geçen yıllara rağmen sorumluların korunmasına tepki göstererek, “Eğer barıştan söz edilecekse herkes için eşit, bağımsız ve tarafsız bir hukuk işletilmek zorunda” ifadelerini kullandı. Aileler, geçmişte işlenen tüm faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması ve sorumluların yargılanması talebini yineledi