Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, ÇandAmed Kongre Merkezi’nde “Komün belediyedir, belediye komündür” sloganıyla konferans düzenliyor.
Konferans iki gün devam edecek.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın yanı sıra Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Keskin Bayındır ve Çiğdem Kılıçgün Uçar ile çok sayıda siyasetçi konferansa katıldı.
Saygı duruşu ve yerel yönetim çalışmalarını içeren sinevizyon gösterimiyle başlayan konferansın açılış konuşmasını, DEM Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki yaptı.
Mehmet Rüştü Tiryaki: 13 belediyede halkın iradesi yok sayılıyor
Konferansın açılışında konuşan Mehmet Rüştü Tiryaki, Türkiye’nin Kürt sorunu ve yerel yönetimler başlığının doğrudan tartışıldığı kritik bir süreçten geçtiğini belirtti. Yerel yönetimler tartışmasının aynı zamanda Kürt sorununun temel başlıklarından biri olduğunu söyleyen Tiryaki, yerel demokrasinin ağır bir baskı altında bulunduğunu ifade etti.
Kayyım uygulamalarının yarattığı tabloya dikkat çeken Tiryaki, DEM Parti’nin kazandığı belediyelerde kayyım yönetiminin sürdüğünü belirterek, iki büyükşehir ve dört il belediyesinin yanı sıra Kent Uzlaşısı kapsamında desteklenen İstanbul Esenyurt ve Şişli belediyeleri ile Dersim’de bir belediyeye kayyım atandığını hatırlattı. Tiryaki, toplam 13 belediyede halkın seçimlerde ortaya koyduğu iradenin ortadan kaldırıldığını söyledi.
Yerel yöneticilere yönelik baskıların yeni olmadığını vurgulayan Tiryaki, geçmiş dönemlerden bugüne belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve bürokratların gözaltı ve tutuklama süreçleriyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile çok sayıda ilçe belediye başkanının görevden uzaklaştırılmasının da yerel yönetimlere yönelik vesayet anlayışının bir parçası olduğunu dile getirdi.
“Merkezi yönetimin onayı olmadan kredi bile çekilemiyor”
Belediyelerin idari ve mali açıdan ciddi kısıtlamalar altında bulunduğunu belirten Tiryaki, Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle belediyelerin araç kiralama, araç satın alma, bina edinme ve onarım süreçlerinin sınırlandırılabildiğini söyledi.
Türkiye’de herhangi bir belediyenin merkezi yönetimin onayı olmadan bankalardan kredi kullanamadığını ifade eden Tiryaki, bunun açık bir vesayet düzeni yarattığını kaydetti.
İktidarın gündeme getirdiği yerel yönetim reformuna da değinen Tiryaki, bu düzenlemelerin merkezi yönetimin vesayet yetkisinin sona erdirilmesine kapı aralaması gerektiğini belirtti. Yerel yönetimlerde 27 yıllık deneyime sahip olduklarını söyleyen Tiryaki, halktan gelen eleştirileri yol gösterici olarak gördüklerini ve konferans aracılığıyla ortak çözüm zemini oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.
Eş Genel Başkan Bakırhan, konferansın açılışında konuştu.
Bakırhan’dan “yargı sopası” tepkisi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, muhalefete yönelik yargı süreçleri ve kayyım uygulamalarına dikkat çekerek, “Kapıları kırarak, yargı sopasıyla muhalefeti dizayn ederek, cezaevlerini seçilmişlerle doldurmanın bu ülkeye hiçbir yararı yoktur” dedi.
Türkiye’de siyasal iktidarların birbirleriyle hesaplaşma üzerinden şekillenen bir döngü yarattığını belirtti. Bu durumun ülkeye ve demokrasiye ağır bedeller ödettiğini söyleyen Bakırhan, cezaevleri ile yargılama dosyalarının siyasi hesaplaşmaların izlerini taşıdığını ifade etti.
Türkiye’nin artık geçmiş hesaplaşmaların ötesine geçerek demokratik bir döneme yönelmesi gerektiğini belirten Bakırhan, ana muhalefet partisine yönelik operasyonlara işaret ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Biz partilerin kapısına TOMA’ların değil, özgür siyasetin gitmesini, o kapıların özgür siyasete açık olması gerektiğini söylüyoruz. Kapıları kırarak, yargı sopasıyla muhalefeti dizayn ederek, cezaevlerini seçilmişlerle, düşünce ve ifadelerini açıklayan insanlarla doldurmanın ne ülkeye ne de bu ülkede yaşayan 86 milyondan hiç kimseye bir yararı olmadığını belirtmek istiyoruz.”
“Kürtler yüz yıl sonra hâlâ engellerle karşı karşıya”
Süreci “demokratik bütünleşme” başlığı altında değerlendiren Bakırhan, Kürtlerin dil ve kimlik alanında uzun yıllardır devam eden sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu ifade etti.
Türkiye’nin kronikleşen sorunlarını demokratik yöntemlerle çözebileceğini belirten Bakırhan, demokratik toplum ve barış sürecinin ilerlemesi için yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Demokratikleşme adımlarının eş zamanlı olarak atılmasının önemine dikkat çekti.
Tekçi ve katı merkeziyetçi devlet anlayışının demokrasi ile temel hak ve özgürlüklerin önünde engel oluşturduğunu ifade eden Bakırhan, yerel yönetimlerin halkla doğrudan temas kurabilmesi nedeniyle merkeziyetçi anlayışın yerel demokrasiye mesafeli yaklaştığını dile getirdi.
“Ayrımcı politikalardan vazgeçilmeli”
Yerel yönetimlerde hayata geçirilen uygulamalara da değinen Bakırhan, eş başkanlık sistemi, eşit temsil anlayışı ve çok dilli belediyecilik modelinin yerel yönetimlerde önemli bir deneyim yarattığını söyledi. Kadın politikaları, çocuklara yönelik kurslar, ana dil çalışmaları ve engellilere dönük hizmet alanlarında önemli adımlar atıldığını ifade etti.
DEM Parti belediyelerine yönelik ayrımcı uygulamaların sona ermesi gerektiğini belirten Bakırhan, yerel yönetimlerin eşit ve adil bir yaklaşımla desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
Toplantının temel amaçlarından birinin eksiklikleri ve yapılamayanları değerlendirmek olduğunu söyleyen Bakırhan, halktan ve sivil toplumdan gelen yapıcı eleştirilerin yol açıcı olduğunu ifade etti. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na yönelik çekincelerin kaldırılması çağrısını yineleyen Bakırhan, yerel demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Konuşmaların ardından toplantı basına kapalı devam etti.




