Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan 24 yaşındaki İzmirli öğretmen Irmak Ayşe Koparan, şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Resmi kurumlara yansıyan “intihar” iddialarını reddeden Koparan ailesi, kızlarının sistematik mobbing ve zorunlu sürgünle ölüme sürüklendiğini belirterek suç duyurusunda bulundu.
Irmak Ayşe Koparan’ın ölümüne giden süreç, görev yaptığı Korko köyünde okul müdürü M.İ. tarafından maruz bırakıldığı sözlü şiddet ve hakaretlerle başladı. Bu tartışmanın ardından ilçe milli eğitim müdürlüğü ve kaymakamlık, şiddet faili müdürü koruyarak öğretmen Koparan hakkında soruşturma açtı. Soruşturma gerekçe gösterilerek, barınma, güvenlik ve ulaşım açısından büyük riskler barındıran Gomika Hemaoya (Soğanlıtepe) köyüne adeta sürgün edilen Koparan’ın, elverişsiz koşullar nedeniyle yaptığı tüm yer değişikliği talepleri Hamur Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından reddedildi.
‘Kardeşime açıkça eziyet ettiler’
Kardeşinin hayat dolu bir insan olduğunu ve intihar iddialarının arkasında büyük bir şüphe barındırdığını söyleyen Rabia Bayraklı, süreci şu sözlerle aktardı:
“Kardeşimi cezalandırarak ulaşımı imkansız bir köye gönderdiler. Lojman oturulamaz haldeydi, her gün 3 bin TL taksi parası vermek zorunda kalıyordu. Yer değişikliği dilekçeleri terslenerek reddedildi. Kardeşime açıkça eziyet ettiler. Olay gecesi erkek arkadaşı B.A.’nın saat 01.00 sıralarında kapıya geldiği kamera kayıtlarında var. O akşam birlikte olmalarına rağmen ne bizi aradı ne de başsağlığı diledi. Tüm sorumlulardan şikayetçiyiz, sürecin peşini bırakmayacağız.”
Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı, resmi kurumlardaki ihmaller zincirini ve şüpheli ölümü aydınlatmak üzere soruşturma başlattı.
Çanakkale’de şüpheli kadın ölümüne savcıdan beraat talebi
Bir diğer şüpheli kadın ölümü davası ise Çanakkale’de sürüyor. 30 Ekim 2024’te 5’inci kattaki evinin balkonundan düşerek şüpheli şekilde hayatını kaybeden 39 yaşındaki restoratör Tuğba Yavaş’ın davasında, yargı bir kez daha “erkek adaleti” devreye soktu.
Tuğba Yavaş’ın ölümünün ardından “başkasını intihara yönlendirme” suçundan tutuksuz yargılanan evli olduğu erkek ÇOMÜ Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Alptekin Yavaş için savcı, mütalaasında beraat kararı verilmesini talep etti.
Davanın Çanakkale 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasına sanık Alptekin Yavaş katılmazken, Tuğba Yavaş’ın yakınları ve avukatları salonda hazır bulundu. Savcı, mütalaasında “kasten öldürme” suçuna ilişkin açılan soruşturmada usul yönünden takipsizlik kararı verildiğini belirterek, intihara yönlendirme suçu açısından da “yeterli kesin somut bulgu bulunmadığını” iddia etti ve failin beraatını istedi. Mahkeme, sanığın tutuksuz yargılanma halinin devamına karar vererek duruşmayı 11 Eylül’e erteledi.
Duruşma sonrası açıklama yapan Yavaş ailesinin avukatı Türkan Kara, dosyada en başından beri delillerin etkin şekilde soruşturulmadığını ve ciddi hukuki hatalar yapıldığını vurguladı. Geçtiğimiz celse mahkeme zaptına “kadına karşı kasten öldürmeye ilişkin kuvvetli suç şüphesi vardır” ibaresinin geçilmesine rağmen bugün tam tersi bir mütalaa ile karşılaştıklarını belirten Kara, adalet sistemindeki çelişkiyi şu sözlerle teşhir etti:
“Açıkçası artık hukuktan bahsederek izah edemediğimiz gelişmeler yaşıyoruz. Bu olayın bir intihar olduğuna kim, nasıl karar verdi? Bizim bütün çabamız bu dosyanın intihar olup olmadığının belirlenmesidir. Bir önceki celse ‘Kuvvetli suç şüphesi var, suç duyurusunda bulunulmalı’ diyenler onlar değilmişçesine, bugün büyük bir rahatlıkla tam tersi bir mütalaa verildi. Sırf usuli sebeplerle verilen geri evrakını, sanık vekilleri ‘kasten öldürmeden takipsizlik aldı’ diyerek kamuoyunu yanıltmak için kullanıyorlar. Duruşma tamamen bir fiyaskoyla sonuçlandı ancak biz itirazlarımızı sürdüreceğiz.” (Birgün / MA)




