1 milyon 22 bin öğrencinin katılacağı Liselere Geçiş Sınavı (LGS), 13 Haziran 2026’da gerçekleştirilecek. Dört yıllık ortaokul maratonunun ardından sınava sayılı günler kala eğitim uzmanı Esin Yılmaz, hem öğrenciler hem de aileler için önemli uyarılarda bulundu.
‘Dozunda kaygı olumsuz değil’
Esin Yılmaz’a göre sınav öncesi kaygı tamamen olumsuz bir durum değil. Aksine belirli bir düzeyde kaygı, öğrencinin odaklanmasını artırabiliyor. “Az düzeyde kaygı istediğimiz bir şeydir. Odaklanmayı hızlandırır. 13-14 yaşındaki çocukların böyle bir sınavda heyecanlanmaması mümkün değil. Bunun doğal olduğunu, hepimizin yaşadığını onlara anlatmak gerekir” diyen Esin Yılmaz, bu duygunun normalleştirilmesinin önemine dikkat çekti; ailelere de “O gün heyecanlanmamaları mümkün değil. Bunun doğal olduğunu, hepimiz için olduğunu, hepimizin yaşadığını onlara sürekli dile getirmek lazım” dedi.
‘Çocuğa çok fazla beklenti yüklemek kaygıyı yükseltir’
Esin Yılmaz, kaygının dozunun artması durumunda öğrencilerin bunu yönetebilmesi için çeşitli egzersizler yapmasını tavsiye ederek, “Öğreniciler, kaygıları çok fazlaysa kendilerini sakinleştirmek için yöntemler geliştirmeliler. En önemlisi nefes egzersizi. 4 saniye nefes alıp 4 saniye vermek bile çok işe yarar” ifadelerini kullandı.
Sınav sürecinde en kritik rolün ailelere düştüğünü belirten Esin Yılmaz, ebeveynlerin farkında olmadan çocuk üzerindeki baskıyı artırabildiğini söyledi. “Çocuğa çok fazla beklenti yüklemek, yapılan fedakârlıkları sürekli hatırlatmak kaygıyı yükseltir” diyen Yılmaz, iyi niyetle kurulan bazı cümlelerin bile olumsuz etki yaratabileceğini belirtti. Esin Yılmaz, “Sana güveniyorum, sen yaparsın demek bile bazen büyük bir beklenti oluşturuyor. Bunun yerine verilen emeği görmek ve çocuğun iyi hissetmesini önemsemek gerekir” ifadelerine yer verdi.

‘Çocuklar bu süreçte ekrandan uzak durmalı’
Sınavdan önceki son günün de doğru geçirilmesi gerektiğini belirten Esin Yılmaz, yoğun ders çalışmanın yerine daha sakin bir hazırlık önererek, “Eğer çocuk ders çalışmak istiyorsa kısa notlara bakabilir ya da kitap okuyabilir. Bu tür aktiviteler kaygıyı artırmaz, aksine sakinleştirir” diye konuştu.
Bu süreçte dijital içeriklerin de sınırlandırılmasının önemine dikkat çeken Esin Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ve mutlaka ekrandan uzak durulmalı. Çünkü şimdi sosyal medyada veya televizyonda bu gerilimi yükseltecek çok fazla gereksiz bilgiye ulaşabilir çocuklar. Bunları engellemek için de biraz dijitalden uzak durulması bu dönem için çok çok önemli.”
Sınav sonrası ailelerin tutumunun da en az sınav öncesi kadar belirleyici olduğunu vurgulayan Esin Yılmaz, çocukların ilk karşılaştığı tepkinin büyük önem taşıdığını ifade ederek, “Sınavdan çıkan çocuğa sarılmak gerekir. ‘Zor bir yılı bitirdik’ demek yeterli. Sınavla ilgili yorumları çocuğun anlatmasını beklemek gerekir” dedi.
Tercih sürecine de dikkat çekti
Esin Yılmaz, tercih sürecine ilişkin de önemli bir noktaya dikkat çekerek, odaklanılması gereken asıl konunun puan değil çocuğun mutluluğu olduğunu şu sözlerle anlattı:
“Bu süreci değerlendirirken çocuğun önce ‘Nereye girebilir?’ sorusunu değil; ‘Benim çocuğum nasıl bir okulda mutlu olur? Benim çocuğum nasıl bir eğitim almalı, hangi özellikleri ön plana çıkmalı, nasıl kendini daha gelişmiş, daha iyi, başarılı ve mutlu hissedeceği bir hayata hazırlar?’ sorularını sormak gerekir. Liseyle ilgili sorumuzun bu olması lazım. Aşık mesele bu.”




