Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ardahan İl Örgütü, “Barış ve demokratik toplum için örgütleniyoruz” sloganıyla 2. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi.
Kent merkezinde bulunan Dursun Akça Kültür ve Sanat Vakfı konferans salonunda düzenlenen kongreye, DEM Parti Van Milletvekili Sezai Temelli, demokratik kitle örgütü temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Kongrede söz alan Temelli, Türkiye’de yaşanan çoklu krizlerin temel kaynağının Kürt meselesindeki çözümsüzlük ısrarı ve tecrit politikaları olduğuna dikkat çekerek çözümün adresi olarak İmralı’yı işaret etti. Türkiye’de yaşanan derin ekonomik buhranın ve adaletsiz gelir dağılımının faturasının doğrudan emekçiye kesildiğini belirten Temelli, “Enflasyon aslında yoksulluğun göstergesi olan bir mekanizmadır. İşçiden, emekçiden alan, sermayeye aktaran bir mekanizmadır. Bakmayın siz ‘yoksullukla mücadele ediyoruz’ dediklerine. Tam tersine, yoksullukla mücadele etmek bir yana, yoksulluğu diriltiyorlar, enflasyondan yararlanıyorlar. Açlık sınırı 35 bin lirayı geçti. Bir asgari ücret 28 bin lira. 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 115 bin lira. Bir ailede 4 kişi çalışsa, asgari ücret alsa bile o aile yoksulluk sınırını aşamıyor. Durum bu kadar vahim. Türkiye’nin yüzde 10’luk bir kesimi var ki inanılmaz bir zenginlik içinde yaşıyor. Servetlerine servet katıyorlar. ihalelerden besleniyorlar, faizlerden besleniyorlar ve onların hayatı bu servet içinde geçsin diye bu ekonomi bize dayatılıyor” dedi.
‘Yoksulluk bilinçli politikanın sonucudur’
Bölge kentlerinde uygulanan özel ekonomi ve sömürü politikalarının halkı göçe ve derin bir yoksulluğa mahkum ettiğini dile getiren Temelli, “Muş’a gidin, aynı yoksulluğu görüyorsunuz; Ağrı’ya gidin, Hakkari’ye gidin, Iğdır’a gidin… Nereye giderseniz gidin Kürt illerinin bu denli yoksul olmasının nedeni bir tesadüf olabilir mi? Bu, bilinçli bir politikadır; Kürdü yoksul bırakmak, Kürdü ekonomik şiddet altında tutmaktır. Ardahan nüfusunun neredeyse yarısını göç vermiş, yoksullukla boğuşuyor. Bu, bilinçli dayatılan bir politika. İktidarın tercihi budur. Tercih; bu coğrafyanın ekonomik bütün kaynaklarını sömüren ve bu sömürü sonucunda da halkı yoksulluk girdabına hapseden anlayıştır. Bu meseleyi ekonomik olarak aşmak gerekiyor. Bu ülke bu ekonomik krizi bitirmek istiyorsa tam da bu coğrafyadan başlamak zorunda. Bu coğrafyanın ekonomik krizi bitmeden bu kriz bitmez” şeklinde konuştu.
‘İki ayda bir gidip gelmelerle müzakere mi olur?
Ülkede yaşanan çoklu krizlerin ve tıkanan siyasetin aşılmasının tek yolunun İmralı’da yürütülecek özgür bir müzakere süreci ve demokratik çözüm olduğunu vurgulayan Temelli, “Siyasi krizi çözmek istiyorsanız siyasi tutsaklığa son verin. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Leyla Güven ve arkadaşlarımızı serbest bırakın. Biz bu yolda yürümeye kararlıyız. Selam olsun Sayın Öcalan’a, İmralı’ya bu yolu açtığı için. Herkes biliyor ki umut burada, çözüm de burada. Sayın Öcalan bildiğiniz gibi baş müzakereci. Fakat kısıt altında müzakere mi olur? İki ayda bir gidip gelmelerle müzakere mi olur? Müzakere konunun bütün taraflarıyla, sağlıklı bir iletişimle, sağlıklı çalışma koşullarıyla, özgür yaşam koşullarıyla olur. O yüzden bir an önce Sayın Öcalan’ın statüsü de belirlenmelidir. Biz DEM Parti olarak bu yol haritasına bağlı olarak bunun hayata geçmesi için müzakerelerimizi, görüşmelerimizi sürdürmeye devam ediyoruz. İktidar bir an önce bu konuda adım atmalı” ifadelerini kullandı.
Kongre, konuşmaların ardından faaliyet raporlarının okunması ve yeni yönetimin seçilmesiyle son buldu. (MA)




