Flamingo Devrimi
Kıvanç Eliaçık 13 Haziran 2026

Flamingo Devrimi

Arnavutluk’un Adriyatik Denizi kıyısındaki Vjosa-Narta Deltası ve Sazan Adası, pembe flamingoların ve nesli tehlike altındaki onlarca canlı türünün son sığınakları arasında yer alıyor. Ancak koruma altındaki bu el değmemiş sahiller artık jiletli tellerle çevrili ve iş makineleri kıyı şeridini mahvediyor. İnşaat şirketinin güvenlik görevlilerinin barışçıl eylemcilere saldırması ise bardağı taşıran son damla oldu ve halkı sokağa döktü.

Uluslararası basın, meydanlarında “Arnavutluk satılık değildir!” sloganlarının yükseldiği bu direnişi kısa sürede tek bir isimle adlandırdı: Flamingo Devrimi.

Bu talanın arkasında küresel sermayenin tanıdık isimleri var: Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ve kızı Ivanka Trump. Bölgeye lüks bir otel ve devasa bir emlak projesi yapmak istiyorlar.

Avrupa, sınırlarını göçmenlerden korumaya çalışırken “makbul yatırımcı” sahile mülteci botuyla değil, lüks bir yatla geliyor. Başbakanı ayağına çağırıp yasaları dilediği gibi değiştiriyor.

Arnavutluk’ta Edi Rama hükümeti, bu yağmaya yol vermek için 2024’te ilgili kanunları esneterek yasal kılıfı zaten hazırlamıştı. Sırbistan’da Rio Tinto’nun lityum madenciliğine karşı yükselen protestolar gibi, Arnavutluk’ta da doğanın talan edilmesine karşı güçlü bir toplumsal hareket başladı.

13 yıldır iktidarda olan ve Mayıs 2025 seçimleriyle Enver Hoca’dan bu yana en uzun süreli yönetimi kesinleştiren Rama, ülkeyi patronazhistet adı verilen bir kayırmacılık ağıyla yönetiyor. “Seçimli Otokrasi” olarak da tanımlanan bu rejim, çıkardığı af yasalarıyla yolsuzluktan hüküm giymiş bürokratları kurtarırken kıyıları yabancı sermayeye açıyor.

Hayali çöp yakma tesisleri üzerinden milyonlarca avroluk kamu fonunun hortumlandığı ve bir bakanın hapse girmesiyle sonuçlanan ünlü “çöp fırını” skandalına imza atan bu “kamu-özel ortaklığı rejimi”, şimdi de gözünü Adriyatik kıyılarına dikti.

Sokağın Hafızası, Statükonun İflası

Protestolar, Arnavutluk tarihindeki 1990–1991 Öğrenci Hareketleri ve 2018 Üniversite Protestolarıyla doğrudan bir süreklilik taşıyor. Tıpkı o dönemlerde olduğu gibi, somut bir krizle ortaya çıkan öfke, hızla tüm ülkeye yayılan bir sistem eleştirisine dönüştü.

Eylemler, siyasi elitlere duyulan güvensizlik açısından 1997 ayaklanmasını hatırlatsa da o dönemin getirdiği silahlı çatışma dalgasından tamamen farklı olarak barışçıl ve sosyal adalet odaklı bir karaktere sahip. Başkent Tiran’ın sokaklarında forumların kurulması ve tazyikli suya karşı polislere çiçek uzatılmasıyla ilerleyen bu eylem repertuvarı, doğa ve kent gündemleriyle başlayan toplumsal hareketleri hatırlatıyor. Forumlarda sadece kuş yuvaları değil, yabancı milyarderlere peşkeş çekilen kamu arazileri de konuşuluyor.

Meydanlar sadece iktidarı değil, ana muhalefeti de hedef alıyor. Çünkü muhalefetteki Demokratik Parti (DP), Trump’ı bir kurtarıcı olarak görüyor; hatta Trump ailesi işin içinde diye bu inşaat projesini hükümetle birlikte aktif şekilde savunuyor.

Tiran, Tel Aviv, Ankara hattı

Yağmanın arkasında ciddi bir finansal ve askeri ortaklık ağı var. Gazze katliamını açıkça savunan Başbakan Edi Rama, Netanyahu’nun sadık ortağı. Arnavutluk, İsrail’e en çok yakıt sağlayan ülkelerden. Halk sokaklardayken bile İsrailli şirket Elbit Systems ile yeni silah anlaşmaları imzalandı ve Gazze’ye asker gönderme taahhüdü verildi.

Rama, Tayyip Erdoğan’ın en yakın dostlarından biri ve ülkenin en büyük bankası olan BKT, Çalık Holding’e bağlı.

Halk “Arnavutluk ikinci bir Filistin olmayacak” diye haykırırken, yüz binlerin öfkesinden panikleyen Rama her gün canlı yayınlarda çelişkili açıklamalar yapıyor. Bir gün “4 milyar avro yatırım gelecek” diyen Başbakan, ertesi gün “ortada kesinleşmiş proje yok” yalanına sığınarak koltuğunu kurtarmaya çalışıyor.

Kızılgerdanlar’dan Flamingolara

Eylemlerde farklı kesimler ve çok farklı talepler yer alsa da demokratik sosyalist çizgideki Lëvizja Bashkë (Birlikte Hareketi) dikkat çekiyor. 2011’deki polis şiddetine karşı kurulan Organizata Politike geleneğinden doğan ve 2025’te parlamentoya giren parti; özelleştirmelere ve ekonomik eşitsizliğe karşı işçi haklarını ve sosyal devleti savunan çizgisiyle sokaklarda.

Lëvizja Bashkë, Polonya’daki Razem (Birlikte), Kuzey Makedonya’daki Levica (Sol), Yunanistan’daki MeRA25 ve Hırvatistan’daki Radnička fronta (İşçi Cephesi) gibi siyasi hareketlerle birlikte Adriyatik’teki mülksüzleştirme dalgasına karşı en güçlü barikatı kuruyor.

Sembol olarak, kitlesel göçe karşı “gitmeyip direnenleri” temsil eden Kızılgerdan kuşunu seçen hareket, bugün göçmen kuşların ve flamingoların yuvasını savunuyor.

Bu ekoloji direnişinin içinde filizlenen asıl kazanım sadece beton blokları durdurma mücadelesi değil, uzun yıllar boyunca geleceksizlikle ve göçle sınanmış bir halkın “müşterek bir dünya” hayalini yenilemesidir.

Meydanlarda yükselen ‘Arnavutluk satılık değildir!’ sesleri artık sadece bir savunma refleksi değil kendi kaderini eline almak isteyen bir halkın ‘Yeni Arnavutluk’ iradesidir.

 

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.