16 Haziran, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından Dünya Ev İşçileri Günü olarak kutlanıyor. Sendikalar Türkiye’de 3 milyona yakın ev işçisi olduğunu ifade ediyor.
Sayıları milyonları bulsa da kayıtlı çalışan ev işçisi oranı yüzde 1’i geçmiyor. Bu nedenle resmi sayıları da aslında bilinmiyor.
Ev işçileri, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değil. 2014 yılında yürürlüğe giren 6552 sayılı torba yasa ile birlikte ev hizmetlerinde çalışanların sigortalı olabilmeleri için 10 gün ölçütü getirildi. 10 günden az çalışanlar ise yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı için sigortalanabiliyor.
Ev İşçileri Sendikası (EVİD-SEN) Başkanı ve ev işçisi Gülhan Benli talep ve sorunlarını İlke TV’ye anlattı.
Gülhan Benli’ye göre Türkiye’de ev işçilerinin yaşadığı en büyük sorun sigortasızlık. Gülhan Benli, “Mevcut yasadaki ‘10 günün altı ve 10 günün üstü çalışanlar’ ayrımı büyük bir haksızlığa ve mağduriyete yol açıyor. Emeklilik hakkımız yok, meslek hastalıklarına yakalanıyoruz. Devlet kayıt tutmuyor ama bedenimiz; ellerimizdeki nasırla, bel ve boyun fıtıklarıyla, kimyasallardan kaynaklı astım ve koahla bu emeğin kaydını tutuyor. Kanserden kaybettiğimiz arkadaşlarımız var” diyor.
Ev işçisi kadınların yaşadığı taciz ve cinsel saldırı vakalarını da hatırlatan Gülhan Benli, “İşçiler çalıştıkları yerlerde camdan düşüp hayatlarını kaybediyorlar. Hatta o düşüşlerin arkasında ne olduğu da meçhul; camdan mı düştü, aşağı mı atıldı, tacize mi uğradı? Biliyorsunuz, Nadira Kadirova olayı var. Onun gibi kanıtlanmamış, basına hiç yansımamış pek çok şüpheli ölüm ve olaydan söz edebiliriz” diye belirtiyor.
“Enflasyonun sebebi değil mağduruyuz”
Gülhan Benli, sosyal medyada ev işçileri hakkında yürütülen söylem ve “mizah” içeriklerinin kendilerini üzdüğünü söyledi.
Gülhan Benli, “‘Ev işçileri çok para istiyor, iki saat çalışıp gidiyorlar’ gibi asılsız bir algı yaratılmak isteniyor. Bu çok acı ve incitici. Kimse bu kadınların nasıl geçindiğini, hangi meslek hastalıklarıyla boğuştuğunu sorgulamıyor. Ev işçisi aldığı parayla market çantasını dolduramıyor. Enflasyonun sebebi ev işçileri değildir; sorgulanması gereken bu enflasyonu yaratanlardır. Ev işçisi kendi çocuğuna mama ve bez alamazken böyle bir algı yaratılması, emeği daha da görünmez kılmak ve hakları yok saymak için bilinçli yapılan bir politikadır. Biz enflasyonun sebebi değil, mağduruyuz” diye konuştu.
“Ev işçileri de ‘işçi’ sayılsın”
Gülhan Benli’ye göre tüm bu sorunların çözümü aslında çok basit: “Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok, ev işçilerini İş Kanunu kapsamına almak yeterli. İş Kanunu’nda yapılacak bir cümlelik değişiklik bu sorunu çözer. Meclis bir gecede dünya kadar yasa çıkarabilirken, ev işçileri için küçücük bir değişiklik yapmıyor. Yargıtay ve yerel mahkemeler ev işçilerini işçi olarak kabul ederken, Çalışma Bakanlığı ve idari mekanizmalar bu kararları reddediyor.”
Gülhan Benli sözlerini şöyle noktalıyor:
“Ev işçisi bir gün bile çalışsa tam zamanlı sigortadan, emeklilik, tazminat ve işsizlik ödeneği haklarından faydalanabilmelidir. Diğer işçiler hangi haklara sahipse, ev işçileri de aynı haklara sahip olmalıdır. 3 milyon insanı yok sayan bu ayrımcılığa karşı, sendika olarak mücadelemizi kazanana kadar yolumuzdan dönmeyeceğiz.”




