Kürt meselesinin çözümüne yönelik olarak yürütülen süreçte yasal adımların atılması yönündeki beklentiler sürerken, DEM Parti İmralı Heyeti geçtiğimiz günlerde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile bir araya geldi.
Görüşmenin ardından heyet üyesi Mithat Sancar, gelinen aşamayı, yasa taslağı tartışmalarını ve sürecin geleceğini Halktv.com.tr’den Helin Yılmaz’a değerlendirdi.
Dünyadaki çatışma çözümü ve barış süreçleri incelendiğinde Türkiye’deki modelin kendine has dinamikleri olduğunu belirten Sancar, diyalog, müzakere ve silahsızlanma şemasının Türkiye’de tersten başladığına dikkat çekti.
Silah bırakma kararının en başa alınarak farklı bir model oluşturulduğunu ifade eden Sancar, bu süreçlerin iki temel hedefi olması gerektiğini belirtti: Şiddeti sona erdirmek ve çatışmaya yol açan köklü sorunları dönüştürmek.
Sürecin başlamasından bu yana can kaybı yaşanmamasının çok değerli olduğunu vurgulayan Sancar, kalıcı barış için iki alanın eş zamanlı ilerletilmesi gerektiğini ifade etti.
Sancar bu alanları “Kürt sorununda çözümün temellerini atmak ve çatışmayı yaratan sebepleri ortadan kaldırmak” ve “Ülkenin bütününde toplumsal barışı ve güçlü bir demokrasiyi inşa etmek, düzgün işleyen bir hukuk sistemini güvenceye almak” olarak tanımladı.
“Yasa ile önemli bir viraj dönülecek”
Meclis tatile girmeden önce yasalaşması beklenen düzenlemeye ilişkin de konuşan Sancar, sorunları siyasal ve barışçıl yollarla çözebilmek için demokratik siyaset alanının genişletilmesi gerektiğini vurguladı.
Tartışmaların odağındaki yasa çıktığında önemli bir virajın dönülmüş olacağını belirten Sancar, “Bu viraj dönüldükten sonra her şeyin birdenbire düzelmesini beklemek doğru değil. Önümüzde uzun zaman alacak yeni bir aşama ortaya çıkacaktır” dedi.
“Meclis kapanmadan yasanın çıkması konusunda ortak görüş var”
Olası gecikmelerin süreci dış etkilere açık hale getirebileceği uyarısında bulunan Sancar, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile yapılan son görüşmede çerçeve yasanın Meclis kapanmadan çıkarılması yönünde bir görüş ortaklığı olduğunu aktardı.
Süreci sadece iki taraf arasında sınırlı bir mesele olarak görmenin eksiklik olacağını ifade eden Sancar, barış ve demokrasi isteyen tüm toplumsal kesimlerin sürece dahil olması gerektiğini dile getirdi.
“Henüz önümüze gelen somut bir metin yok”
Kamuoyunda merak edilen yasa taslağının hazır olup olmadığı yönündeki soruya yanıt veren Sancar, kendilerine henüz yazılı bir metin sunulmadığını açıkladı.
Görüşmelerde daha çok temel ilkeler ve yöntem üzerine durulduğunu belirten Sancar, DEM Parti’nin süreç boyunca hukuksal boyuta dair titiz bir hazırlık yürüttüğünü, ancak karşı tarafın taslağını görmeden kendi metinlerini sunmayı doğru bulmadıklarını ifade etti.
Sancar, geniş bir mutabakat için sadece iktidarla değil, muhalefet partileri, sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşlarıyla da istişare halinde olduklarını ekledi.
“Öcalan’ın konumu ve rolü yasal güvenceye bağlanmalı”
Abdullah Öcalan’ın sürecin baş aktörlerinden biri olduğunu ve 27 Şubat 2025’te açıklanan çağrının sürecin temel referansı olduğunu hatırlatan Sancar, Öcalan’ın yaşam, çalışma ve iletişim koşullarının sürecin mantığına uygun hale getirilmesi gerektiğini vurguladı
Sancar, silahsızlanma, entegrasyon ve siyasete dönüş gibi kritik başlıklar göz önüne alındığında, Öcalan’ın rolünün ve konumunun yasal bir tanımaya ve hukuksal bir dayanağa kavuşturulmasının sürecin doğası gereği bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
“Toplumda barış isteği yüksek, ancak güven sorunu var”
Süreç devam ederken ana muhalefet partisi siyasetçilerine yönelik gözaltı, tutuklama ve hukuki yaptırımların toplumdaki güveni zedelediğini belirten Sancar, bu tür anti-demokratik uygulamaların sürece dair kaygıları artırdığını söyledi.
Kamuoyu araştırmalarında barışa olan desteğin yüksek çıktığını ancak güven düzeyinin aynı seviyede olmadığını vurgulayan Sancar, tüm bu olumsuzluklara rağmen umutsuzluğa kapılmamak gerektiğinin altını çizdi.
Sözlerini Eduardo Galeano’nun “ütopya ve yürümek” üzerine alıntısıyla tamamlayan Sancar, Türkiye’nin kaybedecek zamanı olmadığını ve barış temelinde yeni bir hayatı kurmak için demokratik mücadeleye kesintisiz devam edilmesi gerektiğini vurguladı.




