Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivisti Ayla Akat Ata, Ayşe Gökkan’a yeniden görülen davada verilen 19 yıl 6 aylık hapis cezasına ilişkin JINNEWS’a değerlendirmelerde bulundu. Kararın hukuki değil siyasi nitelik taşıdığını belirten Akat, Ayşe Gökkan şahsında TJA’nin ve kadınların örgütlü mücadelesinin hedef alındığını söyledi.
Özgür Kadın Hareketi (TJA) eski dönem sözcüsü Ayşe Gökkan hakkında “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla verilen biri 12 yıl, diğeri 7 yıl 6 ay olmak üzere iki ayrı hapis cezası ile “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlaması kapsamında verilen 7 yıl 6 aylık hapis cezası daha önce Yargıtay tarafından bozulmuştu.
Yeniden görülen davanın dünkü duruşmasında mahkeme, Ayşe Gökkan hakkında toplam 19 yıl 6 ay hapis cezası verilmesine ve tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Karara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ayla Akat Ata, dosyanın hukuki bir içerikten uzak olduğunu ifade etti.
‘TJA faaliyetleri kriminalize edilmek isteniyor’
Dosyada 2011 yılına kadar olan faaliyetlerin konu edildiğini belirten Ayla Akat Ata, 2011-2013 dönemine ilişkin hazırlanan ek iddianamenin de ayrı bir dosya olarak kabul edildiğini ve bu kapsamda iki ayrı örgüt üyeliği suçlamasıyla karar verildiğini söyledi.
Savcının son beş duruşmada tahliye yönünde mütalaa verdiğini hatırlatan Ayla Akat Ata, buna rağmen mahkeme heyetinin tahliye kararı vermediğini belirtti.
Ayla Akat Ata, “Esasında Ayşe arkadaşımızın bir gün bile tutuklu kalmaması gereken bir dosyaydı ama savcının ısrarlı tahliye talebine rağmen heyet tahliye kararı vermedi. Ayşe arkadaşımızın şahsında Tevgera Jinên Azad bir kez daha kriminalize ediliyor” dedi.
‘Devlet aklında bütünlüklü bir yaklaşım bulunmuyor’
Verilen kararın içinde bulunulan siyasi atmosferden bağımsız ele alınamayacağını ifade eden Ayla Akat Ata, son bir buçuk yıldır ülkede silahların sustuğu ve demokratik siyasetin alanının genişlemesi gereken bir süreçten geçildiğini söyledi.
Bu sürecin örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırıldığı ve demokratik siyasetin güçlendirildiği bir dönem olması gerektiğini dile getiren Ayla Akat Ata, buna rağmen verilen kararın olumsuz bir tablo ortaya çıkardığını belirtti.
Ayla Akat Ata, “Bugün çok farklı bir atmosferdeyiz. Son bir buçuk yıldır ülkede silahların sustuğu, demokratik siyasetin önünün açılması gereken bir süreci yaşıyoruz. Bu süreç, herkes için örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırıldığı ve demokratik siyasete dahil olabildiği bir süreç olmalıydı. Süreci böyle ele alıyor, tartışıyor ve bunu örgütlemeye çalışıyorken ne yazık ki verilen karar çok talihsiz bir karar olmuştur. Bu noktada devlet aklı içerisinde bütünlüklü bir yaklaşımın olmadığı ortaya çıkıyor” diye konuştu.
‘Demokratik siyasetin önünü açacak düzenlemeler yapılmalı’
Kararı, yürütülen süreç ve demokratik siyaset tartışmaları açısından değerlendiren Ayla Akat Ata, kadınların örgütlü mücadelesini sürdürmeye devam edeceğini söyledi.
Demokratik siyasetin önünü açacak yasal düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Ayla Akat Ata, çerçeve yasa başta olmak üzere gerekli adımların atılmasının önemine dikkat çekti.
Ayla Akat Ata, “Kararın hukuki bir değerlendirmesini yapamıyoruz maalesef. Tamamen siyasi bir karar. Kadınlar, bugüne kadar olduğu gibi, yaşamın tüm alanlarında örgütlenerek demokraside ısrar edecek, özgürlük demeye devam edecekler. Sürecin bu noktada da bir an önce ilerletilmesi gerekiyor. Çerçeve yasa başta olmak üzere, demokratik siyasetin önünü açabilecek tüm yasaların hızla çıkarılması gerekiyor. Kadın hareketi olarak biz sözümüzü her koşulda söyledik. Söylemeye de devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.




