• Ana Sayfa
  • Manşet
  • İstanbul Barosu’ndan ‘GGM’ raporu: Göçmenlerin temel haklara erişimi risk altında

İstanbul Barosu’ndan ‘GGM’ raporu: Göçmenlerin temel haklara erişimi risk altında

İstanbul Barosu tarafından hazırlanan 2025 yılına ilişkin Geri Gönderme Merkezleri (GGM) raporu, İstanbul’daki göçmenlerin tutulduğu Binkılıç, Çatalca, Tuzla ve Arnavutköy olmak üzere dört geri gönderme merkezinde ciddi hak ihlalleri yaşandığını ortaya koydu.

İstanbul Barosu’ndan ‘GGM’ raporu: Göçmenlerin temel haklara erişimi risk altında
İstanbul Barosu’ndan ‘GGM’ raporu: Göçmenlerin temel haklara erişimi risk altında
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 20 Haziran 2026 11:59

İstanbul Barosu, kentteki dört geri gönderme merkezine ilişkin rapor hazırladı. İdari gözetim süreçlerinden avukat görüşmelerine kadar birçok alanda sistematik hak ihlalleri tespiti yapılan raporda, göçmenlerin keyfî uygulamalar, kötü koşullar ve savunma hakkına erişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığı vurgulandı.

İstanbul Barosu tarafından hazırlanan 2025 yılına ilişkin Geri Gönderme Merkezleri (GGM) raporu, İstanbul’daki göçmenlerin tutulduğu Binkılıç, Çatalca, Tuzla ve Arnavutköy olmak üzere dört geri gönderme merkezinde ciddi hak ihlalleri yaşandığını ortaya koydu.

Mülteci ve Göçmen Hakları Merkezi’nin hazırladığı raporda, idari gözetim süreçlerinden yargı denetimine, avukat erişiminden kötü muamele iddialarına kadar birçok alanda sistematik sorunlar tespit edildi.

“Süreçler öngörülemez ve keyfî”

Rapora göre idari gözetim ve sınır dışı süreçleri şeffaflıktan uzak, öngörülemez ve keyfî uygulamalara açık şekilde yürütülüyor. Benzer durumdaki kişiler hakkında farklı merkezlerde farklı kararlar alınması, hukuki belirliliği zedeliyor. Avukatlar ise müvekkillerine sağlıklı hukuki görüş vermekte zorlandıklarını belirtiyor.

Bürokratik engeller de dikkat çeken başlıklardan biri. GGM yönetimlerinin, kişi lehine karar alabilmek için merkezden bağımsız hareket edemediği ve çoğu durumda Göç İdaresi Başkanlığı’ndan görüş talep ettiği, bunun da zaman kaybına ve hak ihlallerine yol açtığı ifade ediliyor.

Kötü muamele iddialarında “cezasızlık” vurgusu

Raporda, GGM’lerde kötü muamele iddialarının etkili şekilde soruşturulmadığına dikkat çekiliyor. Yargı süreçlerinde çoğu zaman soruşturma izni verilmediği ya da kamera kayıtlarının eksik olduğu belirtilirken, bu durumun cezasızlık algısını güçlendirdiği kaydediliyor.

Ayrıca, gözetim altındaki kişilerin hangi merkezde tutulduğunun dahi aileleri ve avukatları tarafından zamanında tespit edilememesi önemli bir sorun olarak öne çıkıyor.

Yargı denetimi “etkisiz”

Sulh ceza hakimliklerine yapılan itirazların büyük ölçüde sonuçsuz kaldığı belirtilen raporda, 2025 yılı içerisinde idari gözetimin kaldırılmasına ilişkin kararların son derece sınırlı olup çoğu profilde hiç salıverilme kararı alınmadığı vurgulandı.

Avukatlar, hakimlerin itiraz dilekçelerini çoğu zaman incelemeden reddettiği yönünde ortak görüş bildirdi. Aile bağları, sağlık durumu veya çocukların üstün yararı gibi açık hukuki gerekçelere rağmen kişilerin gözetim altında tutulmaya devam ettiği vakaların bulunduğu ifade ediliyor.

“Güvenli üçüncü ülke” uygulaması tartışmalı

Raporda, bazı dosyalarda hukuki ve fiilî karşılığı olmayan, yani Ekvador gibi coğrafi olarak ulaşmanın epey zor olduğu ya da Almanya gibi vize veya kabul imkânı bulunmayan ülkelerin “güvenli üçüncü ülke” olarak yazıldığına dikkat çekiliyor.

Bu uygulamanın, sınır dışı sürecini meşrulaştırmaya yönelik şekli bir işlem haline geldiği belirtiliyor.

Öte yandan konsolosluk görevlilerinin dosyalara avukatlardan daha hızlı erişebilmesi veri güvenliği açısından risk olarak değerlendirilirken, bazı durumlarda kişilerin hukuki yollara başvurmaktan vazgeçirilmeye çalışıldığı iddia ediliyor.

Kayıt dışı gözaltı alanları iddiası

Raporda en çarpıcı başlıklardan biri ise resmi statüsü bulunmayan “toplama ve sevk alanları”. İstanbul’da bazı yabancıların, polis merkezi bahçeleri veya açık alanlarda, herhangi bir kayıt sistemi olmaksızın tutulduğu ifade ediliyor.

Raporda, bu iddialara konu merkezler arasında İstanbul Zeytinburnu’nda belirli bir alanın çevrilerek yabancıların ayakta bekletildiği açık hava toplama birimi, Esenyurt’ta bir sağlık ocağının bahçesi, Dudullu’da ve Aksaray’da polis merkezlerinin bahçeleri yer aldı.

Bu alanlarda avukat, tercüman veya yakınlarla görüşmenin engellendiği, hatta bu durumun resmi yazılarla talimat haline getirildiği belirtiliyor.

Cam paneller, çalışmayan mikrofonlar ve kolluk gözetiminde yapılan görüşmeler

GGM’lerde avukat-müvekkil görüşmelerinin de ciddi sorunlar içerdiği raporda geniş yer buluyor.

Cam paneller, çalışmayan mikrofonlar ve kolluk gözetiminde yapılan görüşmelerin savunma hakkını zedelediği ifade ediliyor.

Bazı merkezlerde avukatların aynı anda sınırlı sayıda kişiyle görüşebilmesi, tercüme hizmetlerinin yetersizliği ve dosyalara erişimdeki kısıtlamalar da öne çıkan sorunlar arasında.

Merkezlere göre değişen ihlaller: Ölü böcekler, kırık yataklar

İstanbul’daki dört GGM’ye ilişkin ayrı ayrı tespitler de raporda yer alıyor:

* Arnavutköy GGM’de görüşmelerin sağlıklı yapılamadığı ve serbest bırakma kararlarının geciktiği tespitine yer verildi.

* Çatalca GGM’de toplu sınır dışı uygulamaları ve ölüm vakalarına ilişkin bilgi eksikliği olduğu ifade edildi.

* Binkılıç GGM’de avukatların müvekkillerine erişiminin isim kayıtları nedeniyle zorlaştığı belirtildi.

* Tuzla GGM’de ise TİHEK’in tespitlerine göre odalarda canlı ve ölü böcekler bulunuyor. Odalarda ise nevresim, yastık, battaniye gibi eksiklikler var. Bazı yatakların ise kırık ve yatılamaz durumda olduğu tespit edildi.

“Temel haklar açısından ciddi risk”

Raporun sonuç bölümünde, kişi özgürlüğü ve güvenliği, savunma hakkı ve sağlık hizmetlerine erişim başta olmak üzere temel hakların yeterince korunmadığı vurgulanıyor.

İstanbul Barosu, GGM’lerde insan haklarına uygun, şeffaf ve denetlenebilir bir sistem kurulması gerektiğini belirterek, özellikle idari gözetim uygulamalarının sınırlandırılması ve alternatif tedbirlerin etkin kullanılması çağrısında bulunuyor.