Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te düzenlenen Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu 33 aydın, sanatçı ve yazar ile 2 otel çalışanının katledilmesinin üzerinden 33 yıl geçti. Katliam davasında ailelerin adalet arayışı sürerken, davanın avukatlarından Şenal Sarıhan MA’ya önemli açıklamalarda bulundu.
Madımak Katliamı’nın Türkiye’deki cezasızlık politikalarının en belirgin örneklerinden biri olduğunu söyleyen Şenal Sarıhan, olay günü otel önünde toplanan yaklaşık 15 bin kişiden yalnızca 124’ü hakkında dava açıldığını hatırlattı. Yargılamalar sonucunda bazı sanıklar ceza alsa da cezaların önemli bir kısmının uygulanamadığını ifade eden Sarıhan, katliamın sembol isimlerinden Cafer Erçakmak’ın yıllarca yakalanamadığını ifade etti.
Erçakmak hakkında yürütülen soruşturma sürecine değinen Şenal Sarıhan, sanığın uzun süre yurtdışında olduğu yönünde bilgiler paylaşılırken daha sonra Sivas’ta öldüğünün ortaya çıktığını belirtti. Mezarlık kayıtlarında farklı bir isim kullanıldığını aktaran Şenal Sarıhan, mezarın açılması ve DNA incelemesi için verilen hukuk mücadelesinin de uzun yıllar sürdüğünü söyledi.
‘İnsanlığa karşı suç olarak değerlendirilmeliydi’
Katliamın insanlığa karşı suç kapsamında ele alınmamasının zaman aşımı kararlarının önünü açtığını ifade eden Şenal Sarıhan, saldırının belirli kişi ve toplulukları hedef alan organize bir eylem olduğuna dikkat çekti. Alevilerin yanı sıra ilerici, demokrat ve sol görüşlü insanların hedef alındığını belirten Şenal Sarıhan, bu nedenle olayın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Madımak davasında yaşanan cezasızlık pratiğinin sonraki yıllarda benzer saldırılar için zemin hazırladığını dile getiren Şenal Sarıhan, bunun en güncel örneklerinden birinin Ankara Gar Katliamı olduğunu söyledi. Bu tür suçların tekrarının önlenmesi için siyasi iktidarların, yargı kurumlarının ve hukukçuların sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Şenal Sarıhan, adalet mücadelesinin insanlık adına önemli bir görev olduğunu ifade etti.

‘Katliamın işaretleri önceden görülüyordu’
Katliamdan bir gün önce farklı kentlerden yüzlerce araçla insanların Sivas’a getirildiğine dair polis kayıtlarının bulunduğunu hatırlatan Şenal Sarıhan, “Müslüman kamuoyuna” başlığıyla dağıtılan bildirilerde açık çağrılar yapılmasına rağmen etkili önlemler alınmadığını söyledi.
Olay öncesindeki uyarıların dikkate alınmadığını belirten Şenal Sarıhan, saldırıya katılan kişilerin tespit edilmesi için avukatların kendi imkanlarıyla fotoğraf ve delil toplamak zorunda kaldığını ifade etti. Saldırganların kullandığı sloganların ve bağlantılı oldukları yapıların da yeterince araştırılmadığını kaydetti.
AYM karar vermedi, AİHM süreci başladı
Katliamda yakınlarını kaybedenlerin 2014 yılında yaptığı bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesi’nde yıllardır sonuçlandırılmadığını hatırlatan Şenal Sarıhan, bu süreçte tutuklu sanıkların da tahliye edildiğini söyledi.
Yaklaşık iki ay önce AYM’ye dosyanın sonuçlandırılması talebiyle yeni bir dilekçe sunduklarını belirten Şenal Sarıhan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ilk başvurunun kısa süre önce üç aile tarafından yapıldığını açıkladı. Yaklaşık 100 kişinin daha AİHM’e başvurmak için hazırlık yürüttüğünü ifade eden Sarıhan, adalet arayışını uluslararası hukuk zemininde sürdüreceklerini dile getirdi.
“Bu dava benim yaşamımın da 33 yılına denk geliyor” diyen Şenal Sarıhan, sürecin sonuçlanıp sonuçlanmayacağını görecek kadar ömrünün yetip yetmeyeceğini bilmediğini, ancak genç hukukçuların ve hak savunucularının bu mücadeleyi sürdüreceğine inandığını söyledi.
‘Birçok aile adaleti göremeden hayatını kaybetti’
Katliamda yaşamını yitirenlerin yakınlarının yıllardır adalet mücadelesi verdiğini vurgulayan Şenal Sarıhan, bu mücadelenin yalnızca hesap sormak için değil, benzer acıların bir daha yaşanmaması amacıyla yürütüldüğünü belirtti.
Yakınlarını kaybeden birçok anne ve babanın adaletin sağlandığını göremeden yaşamını yitirdiğini hatırlatan Şenal Sarıhan, “Çocuklarının hesabını soramadan aramızdan ayrıldılar. Acılarıyla birlikte toprağa verildiler. Ancak geride kararlı bir adalet mücadelesi ve insanlara umut veren bir direniş bıraktılar” dedi. (MA)




