Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada hem iç politikaya hem de dış gelişmelere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Erdoğan, Kürt meselesinin çözümü için devam eden süreçte en çok tartışılan yasal düzenlemeye dair ise “Uzatmadan Meclis’e sunacağız, üzerine çalışıyoruz” dedi.
Yasal düzenleme Meclis’e sunulacak
Suriye’deki gelişmelerin sürece katkı sağladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan süreçle ilgili şunları söyledi:
‘Çok değerli kardeşlerim, bugün son olarak sizlerle Terörsüz Türkiye sürecine dair bazı önemli değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum.Özellikle şunu bir kez daha ifade etmek durumundayım. Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte başlattığımız, akabinde devlet politikasına dönüştürerek bugünlere getirdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimizde hamdolsun önemli merhaleler kat ettik. 23 Ekim’de yaşanan TUSAŞ saldırısı başta olmak üzere süreç boyunca karşılaşılan sabotajlara rağmen sabır ve sağduyuyla çalışmaları yönettik. Terörsüz Türkiye süreci, geride bıraktığımız 22 yıllık zaman diliminde ciddi direnç testlerinden başarıyla geçti.
Sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye’nin kuzeyindeki sorun, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştu. Entegrasyon süreci çeşitli güçlüklerle karşılaşmasına rağmen hamdolsun başarıyla hayata geçiriliyor. Biz de süreci yakından takip ediyor, gerekli katkıyı sunuyoruz. 13,5 yıllık iç savaşın ardından Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine yeniden sahip çıkmalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun korunarak devam ettirilmesi samimi temennimizdir. İran krizi, sürecin sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil, Kürt kardeşlerimiz için de hayati önemde olduğunu tescil etmiştir. Sürecin sağladığı müsbet atmosfer ve diyalog kanalları sayesinde Kürt kardeşlerimizin de zarar göreceği daha büyük fitnelerin önüne geçilmiştir. Burada sadece şunu söylemekle iktifa ediyorum. Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar olarak ne kadar kanlı, ne kadar sinsi bir oyunu bozduğumuz ileride daha net görünecektir. Bölgemizin nasıl bir uçurumun kıyısından döndüğü daha iyi anlaşılacaktır. Şunu bir defa artık herkes kabul etmeli. Terör çıkmaz yoldur ve miadını doldurmuştur.”
’50 yıllık bu sorunu süratle çözelim ve geride bırakalım’
“Terör aynı zamanda her türlü gelişmenin, ekonomik kalkınmanın, refahın, siyasi ve demokratik atılımın önündeki en büyük engeldir. Terörün gölgesi çekildikçe turizmden istihdama, güvenlikten tarıma her alanda nasıl bir bahar havasının estiğini hep birlikte görüyoruz ve göreceğiz. Diyarbakır’ın sokakları, kahvehaneleri bugün cıvıl cıvıl. Hakkâri’nin dağlarında ülkemizin dört bir yanından turistler geziyor. Dicle’nin kenarında serinlemek için herkes sıraya giriyor. Kars’tan Van’a, Batman’dan Ağrı’ya, Mardin’den Şırnak’a her tarafta esnafımızın yüzü gülüyor. Bölgeye gelen yeni yatırımlarla özellikle gençlerimizin umudu güçleniyor. İnşallah çok daha iyi olacak. Terör defteri tamamen kapanınca 86 milyonun tamamı yaklaşık yarım asır sonra derin bir nefes alacak. Terörle mücadele için ayrılan kaynaklar yatırıma harcandıkça milletimizin her bir ferdinin refahı artacak. Türkiye artık yeni bir kulvarda ilerlemeye başlayacak. Milletimizin artık bu sorundan kalıcı biçimde kurtulmak istediği ortada.
Cumhur İttifakı olarak biz de milletin bu beklentisini karşılamak istiyoruz. Gönül ister ki 50 yıllık bu sorunu süratle çözelim ve geride bırakalım. Maalesef bölgemizin içinden geçtiği dinamik jeopolitik ortam hem aynı anda pek çok krize vaziyet etmemizi hem de çok hassas olmamızı elzem kılıyor.”
#SONDAKİKA | Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yasa açıklaması:
“Örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla da uzatmadan söz konusu düzenlemeyi sorunların çözüm adresi olan Meclis’in takdirine sunacağız”… pic.twitter.com/MFRJTQAiAn
— İlke TV (@ilketvcomtr) June 24, 2026
‘Yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz’
Gelinen noktada örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla da uzatmadan söz konusu düzenlemeyi, sorunların çözüm adresi olan Meclisin takdirine sunacağız. Devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden bu meseleyi çözecek kapasiteye ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak Meclisimizin de desteğiyle inşallah bu hayırlı süreci tamama erdirecek, tarihe gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz. Tekrar ifade etmek isterim ki eğer yeni bir kapı ruhu aranıyorsa bunun vücut bulması gereken zemin Terörsüz Türkiye sürecidir. Siyaset kurumu, tıpkı Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarında olduğu gibi farklılıklarını bir yana koymalı, sürece destek olmalı, bu meselenin milletin gündeminden çıkması için yük almalıdır. Biz ittifak ve iktidar olarak irade ise irade, kararlılık ise kararlılık, uzlaşı ise uzlaşı, cesaret ise cesaret noktasında üzerimize düşenleri fazlasıyla yaptık, yapıyoruz. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun’
‘Kavgalar, bel altı vuruşlar Türk siyasetini zehirliyor’
Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca muhalefete dair sert eleştirilerde de bulundu. Cumhur İttifakı’nın uyum içinde çalıştığını belirten Erdoğan, muhalefette ‘kaos ve kargaşa’ yaşandığını belirtti. Siyasi tartışmalara girmemeye özen gösterdiklerini ifade eden Erdoğan, hükümetin ‘millete hizmet odaklı’ bir siyaset yürüttüğünü söyledi.
‘Kavgaların, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz. Devam edeceğiz’ diyen Erdoğan, “Dikkat ederseniz gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz. Vakar içinde, nezaket içinde, demokratik bir olgunluk içinde millete hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Hangi siyasi görüşten, kökenden olursa olsun 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz. Bunu da dostlar alışverişte görsün anlayışıyla değil, tüm kalbimizi ve yüreğimizi ortaya koyduğumuz için yapıyoruz. Engellere takılmadan, zorluklar karşısında pes etmeden, çirkin oyunlara, kirli senaryolara boyun eğmeden, cesur ve kararlı adımlarla belirlediğimiz hedeflerimize doğru inşallah hep birlikte ilerleyeceğiz. Ne diyordu İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif. “Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz yürürüz.” Evet, ilhamını mazimizden, enerjisini istikbalimizden alan bu kutlu hareket Allah’ın izniyle yılmadan, yıkılmadan, sarsılmadan yoluna devam edecektir. Cumhur İttifakı, büyük ve güçlü Türkiye’yi, çocuklarımızın kıvanç duyduğu, geleceğine umutla ve heyecanla baktığı müreffeh Türkiye’yi, aziz milletimizin de desteğiyle inşallah kısa zamanda inşa edecektir. Rabbim dayanışmamızı daim eylesin. Son nefesimize kadar bizi bu aziz millete hizmetkârlık yapmaktan alıkoymasın diyorum.” diye konuştu.
Muhalefetin Meclis’i tıkadığını ifade eden Erdoğan, “Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken maalesef muhalefet Meclisi tıkama alışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor. İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz. Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını Gazi Meclise taşıyanlar eklenmiştir. Yüce Meclis, siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz. Sabahın 9’unda gelip salon işgal edeni mi ararsın? Birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın? Dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın? Dün halkın kahramanı ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın? Tekmili birden mevcut. Çerçi dükkânı gibi. Yok yok. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet. Ne ararsan hepsi var. İzahı olmayan şeyin mizahı olurmuş. Karşımızdaki manzara tam olarak budur” ifadelerini kullandı.
Her siyasi partinin kendinden sorumlu olduğunu söyleyen Erdoğan, “Biz başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmeyiz. Rakiplerimizin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdikleri bizi alakadar etmez. Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece biz bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz. Ama bir partinin iç meselesi bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi hâline getirilmeye çalışılırsa elbette kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde aynen buna evrilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince Cumhuriyeti biz kurduk, Atatürk’ün partisi olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim, biz bu durumun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir. İktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür. Vesayet altındaki bir muhalefet demokrasimiz için ne kadar tehlikeliyse, toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış, politika ve değer üretemeyen bir muhalefet de aynı ölçüde risklidir” dedi.
Muhalefete çağrı
‘Muhalefet partilerinden, özellikle önümüzdeki bir buçuk iki senelik zaman diliminde Meclis gündemine gelen meselelerde çözümsüzlüğü savunmak yerine Türkiye’nin ve Türk milletinin menfaatlerini önceleyen bir tavır sergilemelerini bekliyoruz’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sırf iktidara yarayacak diye ülkenin hayrına olacak işlere takoz koymak doğru bir yöntem olmaz. Şunu ifade etmek isterim ki ister iktidar ister muhalefet sıralarında olalım, hepimiz ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Hepimiz milletin vazife yüklediği, milletin emanetini omuzlamış insanlarız. Birinci görevimiz ülkeye ve millete hizmettir. Hiçbirimizin bundan daha mühim bir işi yoktur ve olamaz. İktidar Partisi olarak şüphesiz bizim sorumluluğumuz daha fazladır. Meclisi çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır. Meclis mesaisinin biraz daha artacağı önümüzdeki dönemde sizlerden, bu yüce çatı altında milletin dertlerinin, ihtiyaçlarının, umutlarının ve hayallerinin çözüm adresi olma noktasında daha fazla gayret bekliyorum. Bir sonraki sandık imtihanımıza kadar tek bir dakikamızı dahi heba etme lüksümüzün olmadığını bugün bir kez daha dikkatinize getiriyorum. Partimizin 25. kuruluş yıl dönümünü, 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizde ve 76 yıllık demokrasi mücadelemizde taşıdığı öneme en uygun şekilde kutlamak amacıyla çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. İnşallah 25. yılımızı hem kendi tarihimize hem de Türk siyasi tarihine geçecek zengin bir içerikle idrak edeceğiz.’ dedi.
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
‘Şunu tüm samimiyetimle dile getirmek arzusundayım. Verdiğimiz mücadelenin, çektiğimiz çilenin, ödediğimiz bedelin karşılığını almaya başladığımız bir dönemdeyiz. Türkiye bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır. Türkiye, küresel sistemde meydana gelen değişimleri en doğru okuyan, rasyonel politikalar geliştirerek bu süreci en iyi yöneten ülkelerden biridir. İmkânlarımızın olduğu kadar potansiyelimizin de farkındayız. En son İran krizinde Türkiye’nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkânı elde ettik. Aklıselimi, sağduyuyu ve hakkaniyeti merkeze alan siyasetimizle ülkemizi bu ateş çemberinden uzakta tuttuk. Türlü kışkırtmalara rağmen tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına izin vermedik. İsrail’in bölgemizde yeni fitne kazanları kaynatmayı amaçlayan oyunlarına eyvallah etmedik. Şu bir gerçek ki İran krizi sürecinde yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç, Türkiye’nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar da berraklaşmıştır’
Erdoğan, İran krizine yönelik ise şu değerlendirmelerde bulundu:
‘Şu bir gerçek ki İran krizi sürecinde yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç, Türkiye’nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar da berraklaşmıştır. Dünya Savaşı’ndan sonraki en riskli çatışmalardan biri, partimizin ve ittifakımızın basiretli siyaseti sayesinde başarıyla idare edilmiştir. Bu son süreçte başta dışişleri ve güvenlik bürokrasimiz olmak üzere tüm kurumlarımız büyük bir gayret, büyük bir emek ortaya koymuşlardır. Kimi zaman arka kapı diplomasisiyle, kimi zaman doğrudan tavır alarak, kimi zaman anlaşmazlıklar büyümeden müdahale ederek çok dikkatli bir şekilde müzakere sürecine katkı sunduk. Şimdi daha hassas yürütülmesi gereken bir sürecin içindeyiz. İsrail’in en küçük bir barış ihtimaline bile tahammül edemediğini biliyoruz. Son 10 gündür yaptıkları açıklamalara bakıldığında aslında karşımızda bir devlet aklından ziyade çıldırmış bir grup radikalin olduğu görülecektir. Durum öyle vahim ki herkes birbirini daha az insan öldürmekle, daha az kan dökmekle suçluyor. İktidarı ve muhalefetiyle herkes soykırımcılıkta sürekli el yükseltiyor. Gözü dönmüşlükte birbiriyle yarışan azgın bir güruh, bölgemizde silahların susmasını asla istemiyor. Ulusal güvenliğini, komşuları dâhil kendisi dışındaki herkesin istikrarsızlık içinde olmasında gören, terörü ve işgali bir devlet politikası hâline getiren bu katliam şebekesi, tüm tarafların büyük emeğiyle varılan mutabakatı dinamitlemek için son 10 gündür elinden geleni yapmaktadır. Amaçlarına ulaşana kadar her türlü şirretliği yapmaya devam edeceklerdir. Bölgemizde barış eğer gelecekse İsrail’e rağmen gelecek. Bölgemizde huzur olacaksa İsrail’in fitnelerine rağmen olacak. Katliam şebekesi ne yaparsa yapsın bölgemizde sulhün, sükûnun, adaletin, istikrarın ve refahın egemen olmasını Allah’ın izniyle engelleyemeyecek. Türkiye olarak iğne ucu kadar bile olsa barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız. Önümüzdeki dönemde İran krizinin kalıcı çözümüne yönelik çabalara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz.’




