• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Prof. Dr. Bülent Bilmez: ‘Bilgi Üniversitesi’nden çıkarılmamın gerçek nedeni Dersim çalışmalarım’

Prof. Dr. Bülent Bilmez: ‘Bilgi Üniversitesi’nden çıkarılmamın gerçek nedeni Dersim çalışmalarım’

Bilgi Üniversitesi’nden çıkarılan Prof. Dr. Bülent Bilmez, işten çıkarılmasının arkasında Dersim üzerine yürüttüğü akademik çalışmaların bulunduğunu savundu. Sosyal-İş Sendikası ise kararın akademik özgürlüğe müdahale olduğunu belirterek hukuki mücadele yürüteceklerini açıkladı.

Prof. Dr. Bülent Bilmez: ‘Bilgi Üniversitesi’nden çıkarılmamın gerçek nedeni Dersim çalışmalarım’
Prof. Dr. Bülent Bilmez: ‘Bilgi Üniversitesi’nden çıkarılmamın gerçek nedeni Dersim çalışmalarım’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 8 Temmuz 2026 17:19
  • Güncellenme: 8 Temmuz 2026 17:20

Bilgi Üniversitesi’nden işten çıkarılan Prof. Dr. Bülent Bilmez için DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası, üniversitenin Santral Kampüsü Tarihi Kapısı önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada konuşan Bilmez, işten çıkarılma kararının hukuki gerekçelerle açıklanamayacağını belirterek, kararın siyasi nedenlerle alındığını savundu.

Bilmez, konuşmasına aynı gün üniversiteden ayrılan yazar Murathan Mungan’a geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı. Üniversitede 21 yıldır görev yaptığını hatırlatan Bilmez, yaşananların yalnızca kendi işten çıkarılmasıyla sınırlı olmadığını söyledi.

‘Akademik özgürlükler her geçen gün daha fazla sınırlandırılıyor’

Bilmez, şunları söyledi:

“Sözlerime değerli edebiyatçı dostumuz Murathan Mungan’a geçmiş olsun diyerek başlamak isterim. Medyadan öğrendiğime göre pek sevdiğim edebiyatçımız da tıpkı benim gibi 21 yıl Bilgi’de çalıştıktan sonra aynı gün hukuksuzca kovulmuş. Umarım o da benim gibi hukuk yoluna başvurarak en kısa zamanda üniversitemize döner. Bugün burada 21 yıldır işini en iyi şekilde yapmaya çalışmış Bilmez Hoca için sendikası tarafından basın açıklaması çağrısı yapıldı, ama biliyorum ki benim için olduğu gibi buraya gelen herkes için asıl mesele, her yerde yaşanan kayyum kıyımları, akademik özgürlüklerin her gün daha çok kısıtlanması ve giderek artan pervasız hukuksuzluk. Üniversitemizin halen anlaşılmayan nedenle mayıs ayının sonunda keyfi şekilde kapatılıp gelen tepkiler üzerine tekrar açılması sırasında dile getirilen anlaşılmaz ‘mevzuat’ argümanını kayyım yönetimin dünkü açıklamasında bana tebliğ edilen fesih bildirimindeki aynı mesnetsiz gerekçenin yer aldığını gördüm.”

‘Gerçek neden Dersim Kırımı üzerine yürüttüğüm çalışmalar’

Bilmez, işten çıkarılmasının gerçek nedeninin açıklanmadığını belirterek, bunun Dersim üzerine yürüttüğü akademik çalışmalarla bağlantılı olduğunu öne sürdü.

“Adım bile anılmadan kovulmanın asıl nedeni söylenmiyor. Ancak herkesin bildiği sır olarak gerçek nedenin, 10 yıldır üniversitemizdeki yönetim dahil meslektaşlarımın ve öğrencilerimin desteğiyle sürdürdüğüm Türkiye Kültürleri akademik faaliyetlerime ve özellikle Dersim Kırım konulu çalışmalarıma karşı bir yıldır üniversite yönetimini almış olan kayyımlar ve onları gönderen Ankara’nın tahammülsüzlüğü olduğunu herkes biliyor. Kamuoyunu aydınlatmak için bugün değerli bir gazeteci arkadaşımıza verdiğim söyleşide sürecin detaylarını anlattım, burada bunu aktarmak için zaman yok, ama kendisine söylediğim bir şeyi burada da sizler önünde tekrarlamak isterim: ‘Son aylarda faaliyetlerimi engellemeye çalışan kayyumların gözündeki imajımın temizlenmesi gereken çıban olmaya başladığını öğrenmem, bir tarihçi olarak bana, tek parti döneminde Dersim’in çıban olarak görülerek temizlenmeye çalışılması, tarihsel gerçekliğini düşündürmüştü, düşündürüyor. Yani, Kırım’dan 90 yıl sonra, üstelik devlet tarafından ‘Terörsüz Türkiye’ adıyla sürdürülen barış ve demokrasi sürecinde, tarihle yüzleşme amacıyla bu Kırım’ı çalışan tarihçilere üniversitelerde tahammül edilemediği ortaya konuluyor.”

‘Hukuki süreci başlatacağım’

Bilmez, hukuki mücadele başlatacağını ve akademik çalışmalarını sürdüreceğini de vurguladı.

“Ankara’dan gelen talimat üzerine verildiğinin söylenmesi, ‘büyük resmi’ ortaya çıkarmaktadır: Türk-İslamcı Tek Parti iktidarı gidiyor, İslamcı-Türkçü iktidar bloku geliyor, ama ‘çıban’ olarak görme ve ‘temizleme’ zulmü değişmiyor. Onlar baskı, haksızlık ve yasaktan vaz geçmiyor, ama ben de çoğulcu ve özgürlükçü demokrasi mücadelenin ayrılmaz parçası olarak tarihle yüzleşme, hesaplaşma ve onarıcı adalet konulu faaliyetlerimden vaz geçmeyeceğim. Yani, herkes işini yapıyor; yapmaya devam edecek. Onları bilmiyorum, ama ben bundan sonra da görevimi en iyi şekilde yapmaya devam edeceğim ki şimdi görevlerim arasında, bu hukuksuz kovulma kararına karşı hukuki süreci başlatmak da var. Bir de elbette meslektaşlarım, öğrencilerim, dostlarım ve akademik özgürlük yanlısı herkesle birlikte bu kararı protesto etme görevi. Ancak bu görevi, ülkede yaşanan onca vahim haksızlık, hukuksuzluk ve çıplak zulüm yanında kendi yaşadığımın bir hiç olduğunu asla unutmadan yerine getirmeye çalışacağım.”

DİSK: Fesih gerekçesi hukuken ikna edici değil

Bilmez’in ardından söz alan DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası da işten çıkarma kararının hukuki değil siyasi olduğunu savundu.

Sendika açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Bir yılı aşkın süredir kayyum yönetimi altında bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi, üyemizi hiçbir makul, tutarlı ve hukuken kabul edilebilir gerekçe sunmadan Prof. Dr. Bülent Bilmez işten çıkarmıştır. Üstelik bu karar, dönem henüz tamamlanmadan; yürütülen dersler, tez danışmanlıkları ve idari görevler kesintiye uğratılarak alınmıştır. Bu yönüyle karar, yalnızca üyemizin çalışma hakkını değil, öğrencilerin eğitim hakkını, akademik sürekliliği ve üniversitenin kurumsal işleyişini de zedeleyici niteliktedir. Üyemize tebliğ edilen fesih bildiriminde, ‘Türk vatandaşlığı statüsünden çıkmış olması’ ve ‘mevcut statüsünde öğretim üyesi olarak görevine devam edemeyeceği’ yönünde YÖK tarafından iletilen görüş ileri sürülmüştür. Bu gerekçe, olgusal olarak tutarlılıktan uzak olduğu gibi, 21 yıldır aynı kurumda, aynı statüyle çalışan bir akademisyenin apar topar işten çıkarılmasını açıklamaktan da uzaktır. Açıkça görülmektedir ki burada hukuki bir zorunluluk değil, hukukun araçsallaştırılması söz konusudur.”

‘Akademik çalışmalar hedef alındı’

Sosyal-İş, kararın Bilmez’in akademik çalışmalarından kaynaklandığı yönünde güçlü bir kanaat taşıdıklarını da belirtti.

“DİSK/Sosyal-İş Sendikası olarak bu süreci başından beri takip ediyoruz… Bu kararın arkasında, sevgili üyemizin yıllardır yürüttüğü bilimsel çalışmaların, özellikle Kürtler, Aleviler, dil hakları, azınlıklar ve Dersim Kırımı üzerine yaptığı araştırmaların yarattığı rahatsızlığın olduğuna dair güçlü bir kanaatimiz vardır. Bir tarihçinin kendi alanında araştırma yapması, tarihsel hakikatleri tartışması, toplumun bastırılmış hafızasına dair bilimsel üretimde bulunması suç değildir. Tam tersine, bu faaliyetler akademisyenliğin ve üniversitenin varlık nedenidir.”

‘Kararın geri alınması için tüm yollar kullanılacak’

Açıklamanın sonunda ise Bilmez’in göreve iadesi için hukuki ve sendikal mücadelenin sürdürüleceği vurgulandı.

“Buradan İstanbul Bilgi Üniversitesi yönetimine ve kayyum mütevelli heyetine açıkça sesleniyoruz: Prof. Dr. Bülent Bilmez Bilgi Üniversitesi’ne geri dönecektir… DİSK/Sosyal-İş Sendikası olarak üyemiz Prof. Dr. Bülent Bilmez’in yanındayız. Bu hukuksuz işten çıkarma kararına karşı hukuki, sendikal ve demokratik mücadelemizi sürdüreceğiz. Üyemizin işe iadesi, haklarının korunması ve bu hukuksuzluğun geri alınması için bütün yolları kullanacağız.” (ANKA)

Ne olmuştu?

İstanbul Bilgi Üniversitesi yönetimi, 21 yıldır üniversitede görev yapan Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Bilmez’in görevine 4 Temmuz’da son verdi.

Bülent Bilmez, kararın hukuk dışı, etik dışı ve siyasi olduğunu belirterek, yıllardır Kürtler, Aleviler, dil hakları ve azınlıklar üzerine yürüttüğü çalışmalar ile özellikle Dersim Kırımı’na ilişkin araştırmaları nedeniyle hedef alındığını savundu.

Akademik faaliyetleriyle ilgili herhangi bir sorun bulunmadığının daha önce bölüm yönetimi tarafından da ifade edildiğini belirten Bilmez, kararın akademik özgürlüğe açık bir müdahale olduğunu söyledi.

Bilgi Üniversitesi kayyımı Prof Dr. Bülent Bilmez’in görevine son verdi: ‘Akademik özgürlüğe müdahaledir’