• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamından sonra çekilen 6 orijinal fotoğraf ortaya çıktı

Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamından sonra çekilen 6 orijinal fotoğraf ortaya çıktı

89 yıl sonra gün yüzüne çıkan fotoğraflardan sonra İlke TV’nin ulaştığı tarihçi Dr. Sedat Ulugana, fotoğrafların orijinalliğinin doğrulandığını söyledi. İlke TV’ye konuşan gazeteci Ali Duran Topuz ise fotoğraflarda dikkat çeken nakışlı Dersim çorabının “goreyê rengîn” olduğunu belirterek, bunun Dersim ve Koçgiri kadınlarının sevdikleri kişiler için ördüğü geleneksel bir çorap olduğunu ifade etti.

Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamından sonra çekilen 6 orijinal fotoğraf ortaya çıktı
  • Yayınlanma: 8 Temmuz 2026 22:34

15 Kasım 1937’de idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamlarından hemen sonra çekilmiş 6 adet orijinal fotoğrafı ortaya çıktı. Tarihçi Dr. Sedat Ulugana’nın ortaya çıkardığı fotoğraflar ilk kez Stêrk TV’de yayımlandı.

İlke TV olarak, fotoğrafların orijinal olup olmadığına dair sorumuzu yöneltmek üzere Tarihçi Dr. Sedat Ulugana’ya ulaştık. Ulugana, fotoğrafların varlığından yaptığı araştırmalar sırasında haberdar olduğunu söyledi. Uzun süren bir iz sürmenin ardından fotoğrafları bir müzayedede bulduğunu belirten Ulugana, müzayedelerin satışa sundukları materyalin orijinalliğinden hukuken sorumlu olduğunu vurguladı. Fotoğrafları üniversitesindeki fotoğraf uzmanı akademisyenlere de incelettiğini aktaran Ulugana, uzmanların çıplak gözle dahi fotoğrafların orijinal olduğunun anlaşılabildiğini ifade ettiklerini söyledi.

Fotoğraflarda ‘Goreyê Rengîn’ detayı

Fotoğraflarda dikkat çeken detaylardan biri, idam edilenlerden birinin ayaklarındaki çoraplar oldu.

İlke TV’ye konuşan gazeteci Ali Duran Topuz, “Ayağındaki çorabın adı ‘goreyê rengîn’dir. Dersim ve Koçgiri kadınları o çorabı özenle örerler, çorabı verdikleri kişiyi ne kadar sevdiklerini göstermek için bütün hünerlerini konuştururlar” dedi.

Atatürk’ün yaktırdığı iddia edilen fotoğraflar

Mezopotamya Ajansı’ndan Özgür Paksoy’un haberine göre, idamın tanıklarından İhsan Sabri Çağlayangil anılarında, infaz sırasında çekilen fotoğrafların dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın yaveri aracılığıyla Mustafa Kemal Atatürk’e gösterildiğini, Atatürk’ün ise negatifleriyle birlikte yakılmasını istediğini aktardı.

Bu emre rağmen tüm negatiflerin yok edilmediğini belirten Ulugana ise buna kanıt olarak da 1960 Anayasası’nın hazırlayıcılarından Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun, 1940’lı yılların başında Tunceli Halkevi’nde bu fotoğrafları gördüğüne ilişkin anılarını gösterdi.

Fotoğraflar infazın ayrıntılarını gösteriyor

Ulugana’nın ulaştığı altı fotoğrafın tamamı dönemin “Real Photo Post Card” (RPPC) formatında hazırlanmış orijinal kartpostallar.

Fotoğraflarda darağaçları, idam edilenler, arkalarında sıralanan asker ve jandarmalar ile olayı izleyen sivil kalabalık görülüyor. Bazı karelerde taş kamu binaları, bazılarında ise Buğday Meydanı çevresindeki yapılar yer alıyor. Bu durum infazların farklı noktalarda gerçekleştirildiğine işaret ediyor.

Fotoğraflarda, Seyit Rıza, oğlu ve bir aşiret reisinin yüzleri ile ayaklarının mürekkeple kapatıldığı, fotoğrafların ise yıllar içinde çeşitli fiziksel aşınmalara uğradığı görülüyor.

Kartpostalların arkasındaki notlar

Fotoğrafların arka yüzlerinde “Seyit Rızo”, “Ali Mirzaoğlu” ve “Hasso Seydo” gibi el yazısıyla düşülmüş notlar bulunuyor.

Ayrıca kartların standart “Post Card / Carte Postale” baskılı arka yüzeye sahip olması, bunların muhtemelen yerel bir stüdyo veya seyyar fotoğrafçı tarafından çoğaltıldığını gösteriyor.

İdam edilen 7 kişi

Fotoğraflarda yer aldığı değerlendirilen kişiler şunlar:

Seyit Rıza

Resik Hüseyin (Seyit Rıza’nın oğlu)

Seyit Hüseyin (Kureyşan-Seyhan aşiret reisi)

Fındık Ağa (Yusufanlı Kamer Ağa’nın oğlu)

Hasan Ağa (Demenan aşiret reisi Cebrail Ağa’nın oğlu)

Hasan (Kureyşanlardan Ulkiye’nin oğlu)

Ali Ağa (Mirza Ali’nin oğlu)

Çağlayangil’in tanıklığı fotoğraflarla örtüşüyor

Paksoy’un haberine göre, İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarındaki ayrıntılarla fotoğrafların büyük ölçüde örtüşüyor. İhsan Sabri Çağlayangil’in Anılarım (1990) kitabında aktardığı detaylar, fotoğraflardaki planlı kurguyu doğruluyor.

Çağlayangil, idamların Atatürk’ün bölge ziyareti öncesinde hızlandırıldığını, meydanın otomobil farları ve lambalarla aydınlatıldığını, halkın infazı izlemesi için organize edildiğini aktarıyor. Fotoğraflardaki asker dizilişi ve kalabalığın da bu anlatımı desteklediği ifade ediliyor.

‘Bazen tarihin en güçlü belgesi bir çoraptır’

Sosyal medya hesabından fotoğraflara ilişkin bir değerlendirme paylaşan Ulugana, karelerdeki ayrıntılardan birinin, darağacında ayakkabısı düşmüş bir kişinin ayağında kalan renkli Dersim çorabı olduğunu belirterek şunları söyledi:

“89 yıl sonra Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam fotoğraflarını bulduk… 89 yıl önce Seyit Rıza, oğlu ve beş Dersîmli önderi idam ettiler. Fotoğrafları ortadan kaldırarak hafızaya dair bir görsel bırakmak istemediler. 89 yıl sonra hafızanın görselleri ayyuka çıktı. Hukuksuz bir infazın rövanşı alındı. Darağacında ayakkabılar düşer bazen. İnsan idam edilince ve bedeninden ağırlık çekince, beden gevşeyince önce ayakkabı gider. Kimse bunu planlamaz. Kimse bunu hatırlamaz. Ama fotoğrafta kalır. Dersîm kadınlarının kış gecelerinde ördüğü o nakışlı yün çoraplar; kırmızısı, sarısı, geometrik bordürü ile bir annenin, bir eşin, bir kız kardeşin elleriyle dokunmuştu o ayaklara. Belki geçen kış… Belki daha önceki kış… Soğuk geçer diye, yol uzun olur diye… O eller o ayakların bir darağacında sallanacağını bilmiyordu oysa. İdam fotoğrafları çoğunlukla yüzleri yakalar ya da yüzlerin olmadığı yeri… Ama bu fotoğraflarda gözler aşağıya kayıyor: Ayaklara… Düşmüş bir ayakkabıya. Ve içinde kalan nakışlı çoraplara… Nakış hâlâ duruyor. Ruh bedenden çekilmiş, isim silinmiş, yüz kazınmış ama o çorap duruyor; Dersîm’in rengini taşıyarak, onu dokuyan elin sıcaklığını taşıyarak. Biz tarihçiler belgeleri okuruz; ama bazen belge bir çoraptır. Ve o çorap, hiçbir arşivin söyleyemeyeceği şeyi söyler: Burada bir insan vardı. Sevilmişti. Üşümesinden korkulmuştu.”