• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Şükran Aydın: Devletten beklentimiz adaletin sağlanması

Şükran Aydın: Devletten beklentimiz adaletin sağlanması

Türkiye’de 90’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlerin ilk kurbanı olarak bilinen Vedat Aydın’ın eşi Şükran Aydın, “Biz devletten tazminat ya da maddi bir şey istemiyoruz, biz gerçeğin ortaya çıkmasını ve adaletin sağlanmasını istiyoruz” dedi.

Şükran Aydın: Devletten beklentimiz adaletin sağlanması
Şükran Aydın: Devletten beklentimiz adaletin sağlanması
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 10 Temmuz 2026 10:58
  • Güncellenme: 10 Temmuz 2026 11:49

Öldürülen Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın, Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi’nde “Bismil grubu” olarak mimlendiği 12 arkadaşıyla birlikte okuldan atılan atıldı ve lise öğrenimini Mardin’in Kızıltepe ilçesinde bitirdi.

12 Eylül 1980 Kenan Evren darbesinde Devrimci Demokrat Kürt Dernekleri’nde (DDKD) örgütlü olan Aydın, 90 gün süren işkencelerin ardından tutuklandı, 4 yıl cezaevinde tutuldu. Cezaevinden çıktıktan sonra mücadelesini sürdüren Aydın, bir grup Kürt aydın ile birlikte İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) kuruluşunda rol aldı. 1990 yılında İHD Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu’na seçilen Aydın, 28 Ekim 1990 tarihinde ise Ankara’da yapılan İHD Genel Kurulu’nda Kürtçe yaptığı konuşma nedeniyle tutuklandı. Hakkında açılan davaların duruşmasında Kürtçe savunmayla tanınan Aydın, 4 aylık tutukluluğun ardından 1990 yılının Eylül ayında İHD Diyarbakır Şubesi Başkanlığı’na, 1991 yılı Haziran ayında ise Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Kongresi’nde başkanlığa seçildi.

‘Beni ortadan kaldıracaklar’

Kürtçe konuşması gerekçe gösterilerek tutuklanan Aydın, tahliyesi sonrasında eşi Şükran Aydın’a “Kürtçe konuştuğum için tutuklandım, Kürtçe savunma yaptım ama tahliye edildim. Bunun anlamı nedir? Beni ortadan kaldıracaklar” dedi. 5 Temmuz 1991’de kendilerini polis olarak tanıtan daha sonra JİTEM elemanı olduğu öğrenilen 3 kişi, “İfaden var” diyerek Aydın’ı gece yarısı evinden aldı. Gözaltına alınmasının hemen ardından Aydın’ın avukatı Emniyet Müdürlüğü’ne başvurdu; ancak kendisine Vedat Aydın’ın emniyette olmadığı söylendi. Ertesi sabah Aydın’ın eşi ve avukatı, kentteki ilgili tüm idari, adli ve askeri makamlara başvurdu. Ancak yetkililer “Bilgimiz yok” dedi.

38 yaşında işkenceyle katledilen Aydın’ın cenazesi, bir gazetecinin verdiği bilgi üzerine 7 Temmuz 1991’de Erganî -Maden yolu üzerinde bulunan Maden Mezarlığı’nda bulundu. Ağır işkence izleri taşıyan bedenin “kimliği meçhul kişi” olarak defnedilen Vedat Aydın’a ait olduğu açığa çıktı. 10 Temmuz 1991’de ailesi tarafından alınan Aydın’ın cenazesi, on binlerin katılımıyla Diyarbakır’ın Mardin Kapı Mezarlığı’nda defnedilmek istendi. Ancak kitlesel yürüyüşe yönelik polis saldırısında 8 kişi yaşamını yitirdi, onlarca kişi ise yaralandı. Aydın’ın cenazesi polis saldırılarına rağmen kitlesel bir törenle defnedildi.

Vedat Aydın’ın katledilişi ve cenazeye saldırıya ilişkin konuşan eşi Şükran Aydın, Vedat Aydın’ın Kürt halkının haklı mücadelesinde yer almasından kaynaklı mutlu olduğunu belirterek, “Vedat’ın zengin olmak, araba sahibi olmak ya da rahat yaşamak gibi büyük maddi beklentileri yoktu. Tek isteği Kürt halkının özgürlüğünün sağlanmasıydı” dedi.

‘Kürt olduğu ve Kürtçe konuştuğu için hedef haline geldi’

Aydın’ın sürekli tehdit aldığını kaydeden Şükran Aydın, “Kürtçe konuştuğu için baskı gördü, gözaltına alındı, yine mahkemede Kürtçe konuşmasına rağmen serbest bırakıldı. Vedat serbest bırakılmasının ardından bana ‘Beni yok etme kararı almışlar yoksa Kürtçe savunmama karşılık beni serbest bırakmazlardı’ dedi. Birkaç gün sonra da Vedat’ı evden yüzü maskeli, ellerinde telsizleri olan kişiler tarafından alındı. Evden çıkmadan bana ‘yüzde 99 ölüm gelir, yüzde 1 belki sağ gelirim, gelemezsem çocuklar sana emanet ’dedi. Zaten iki gün sonra kötü haberi aldık. Sırf Kürt olduğu ve Kürtçe konuştuğu için hedef haline geldi” diye konuştu.

Şükran Aydın, “Çevresindekiler Avrupa’ya gitmesini, burada kalırsa öldürüleceğini söylediler. Ama o ‘Gitmem, beni öldüreceklerse kendi ülkemde öldürsünler’ dedi. Kürt gençleri benden daha değerli. Benim ölümüm dirimden daha faydalı olur” dedi.

‘Cenaze parçalanmıştı’

Cenaze sürecine değinen Şükran Aydın, “Cenazemiz bize çok geç teslim edildi. Yoğun baskılar altındaydık. Vedat’ın cenazesi başında maskeli, silahlı binlerce asker yığmışlardı. Cenazesinin başına geçmek istediğimde yanımdakiler ağlayacağımı zorlanacağımı düşündükleri için istemediler. Ama ben ağlamayacağıma tepki vermeyeceğime söz verdim. Zaten ağlayamazdım çünkü göz pınarlarım kurumuştu. Cenazeye baktığımda Vedat paramparçaydı” diye konuştu.

Cenaze törenine saldırı

Kürt halkını cenazeye katılımının büyük olduğunu kaydeden Şükran Aydın, “Vedat Kürt halkına ve Özgürlük Hareketine çok emek verdi. Bu yüzden gerektiği gibi bir törenle uğurlamak istedik. Vedat’ı uğurlamak için binlerce insan gelmişti. Daha Vedat’ı defnetmeden saldırıya uğradık. Diğer illerden de takviye için gelen askerlerin saldırısına uğradık. Cenaze başında yaralananımız oldu, şehit verdiklerimiz oldu. Yine kimse mezarlığı terk etmedi. O gün katliam gerçekleştirenler yargılanmadı” ifadelerini kullandı.

‘Sürece rağmen adım atılmadı’

Kürt meselesinin demokratik çözümü için devam eden sürece değinen Şükran Aydın, sürece rağmen hala adım atılmadığını söyleyerek, “Barışın inşasının başarıya ulaşmasını temenni ediyorum. Barış süreci olursa elbette onların fail meçhul dediği ama benim ‘faili belli’ dediğim dosyalar müzakerenin temel başlıklarından olmalı. Aksi taktirde eksik bir barış olur. Gelip evden, sokaktan alınıp götürüldüler. Ve hala da kayıplar. Devlet artık kabul etsin. Bu onların projesiydi. Katilimiz devlet, bunun için de özür dilemeli. Bugün hâlâ kaybedilen insanların, köylerin, toprakların ve yaşanan acıların hesabı verilmiş değil. Devletin bunlarla yüzleşmesi gerekiyor. Bunlar resmî olarak kabul edilmeli, yasalarla güvence altına alınmalı ve Meclis arşivlerine girmeli. Biz devletten tazminat ya da maddi bir şey istemiyoruz. Biz gerçeğin ortaya çıkmasını ve adaletin sağlanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

(MA)