Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Kadın Meclisi toplantısı öncesi DEM Parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.
Halide Türkoğlu, güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Halide Türkoğlu, konuşmasında yakın zamanda yaşamını yitiren Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Nevin İl’i ve 10 Temmuz’da Gezi protestolarında öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ı andı.
Repak ve Azadbun hareketi tarafından Irak Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde düzenlenen “Kürdistan jeopolitiği ve Kadınların Durumu” sempozyumuna dikkat çeken Halide Türkoğlu, “Ortadoğu’nun yangın yerine dönüştüğü bir zamanda böylesi buluşmalar halkların, kadınların birlikteliği açısından büyük bir öneme sahiptir. Nitekim konferanstan çıkan Kürt kadınların birlikteliğini güçlendirme çağrısına bizler de ses veriyoruz. Nerede olursak olalım kadın birliğimizi büyütmek aynı zamanda erkek egemenliğine karşı daha güçlü mücadeleyi büyütmektir” dedi.

‘Kadınların yaşadığı yoksulluğun üzeri örtüldü’
Kapitalizmin büyük bir çöküş içerisinde olduğunu vurgulayan Halide Türkoğlu, Orta Doğu merkezli yürütülen hegemonya savaşlarının kadınların yaşamını hedef aldığını ve kadınlara karşı bir savaş olduğunu vurguladı. “Dünyayı kendi çıkarları üzerinden yeniden dizayn etmek isteyen bu güçlerin karşısında örgütlü, enternasyonel bir mücadele ile durmak her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olan şeydir. Ankara’da gerçekleşen NATO zirvesi gerekçesiyle muhalefete dönük baskılar yaşandı. Bu ülkede kadınlara, gençlere karşı işkence suçu işlendi. Savaş ittifakına karşı itirazını yükselten kadınlar kolluk şiddeti ile karşı karşıya kaldı. Yüzlerce kadın ve genç, ev baskınlarında, sokaklarda yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı, tutuklandı. Tüm bunlar ne için yapıldı? Savaş siyaseti üzerinden bir araya gelen askeri ittifakın güvenliğini sağlamak için. Bir diğer utanç verici uygulama ise; protokolün geçiş yollarında halkın yaşadığı yoksulluğun, kadınların yaşadığı yoksulluğun üzeri örtüldü” dedi.
‘Savaşa değil, barışa ihtiyaç var’
Zirvenin sonuç bildirgesinin ittifakın bir kez da savaş ittifakı olduğunu gösterdiğinin altını çizen Halide Türkoğlu, “Daha zirve bitmeden ABD’nin İran’a yönelik saldırı başlatması, sonuç bildirgesini savaş siyaseti üzerinden, savunma sanayisini güçlendirme üzerinden hazırlanması bunun en açık göstergesidir. Bu zirve kapitalistlerin emperyal hayallerinin, bu hayallerin gerçekleştirilmesi için yürütülecek savaşı meşrulaştırılmasının zirvesidir. Biz kadınlar olarak, bir kez daha NATO ve benzer savaş ittifaklarına karşı sözümüzü söylüyoruz. Bu ülkenin savaş ittifaklarına değil kadınlarla ve halklarla barışmaya ihtiyacı vardır. Kadın yoksulluğunu gidermeye, bir arada ortak ve eşit yaşama ihtiyacı vardır. Yıllardır özlemini duyduğu barışa ihtiyacı vardır. Bunun yolu da yöntemi de Barış ve Demokratik Toplumdur. Demokratik bir cumhuriyetin inşasıdır” diye belirtti.
‘Süreç kadınlar için önemli’
Sürecin kadınlar açısından önemine değinen Halide Türkoğlu, “Bu çağrının gereklerinin yerine gelmesi, barışın toplumsallaşmasına en fazla kadınların ihtiyacı vardır dedik. Çünkü savaşın bedelini ve kaybettiklerimizin acısını en ağır şekilde bilenleriz. Biliyoruz ki barış bir müzakere ve mücadele sürecidir. Müzakereyi yürüten taraflar eşit koşullarda çalışma yürütebilmelidir. 45 gündür Sayın Öcalan ile görüşme olmayışı İktidarın barışa yaklaşımıdır. Halbuki, demokratik siyaset kanallarının açılması, bu tecridin kaldırılması, kök yasaların karşılıklı müzakere ile geç kalınmaksızın çıkarılması en acil gerekliliktir. Bekletme, durağanlaştırma, kamuoyuna gerçek olmayan bilgilerin sızdırılması sürecin güvenliğine zarar vermektedir” şeklinde konuştu.
Kadınlar yarın Meclis önünde buluşacak
Halide Türkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sürecin üzerinden bir buçuk yıl geçti. Bu süre içerisinde özgürlük hareketi tarafından tarihi adımlar atıldı. Meclis çatısı altında önemli bir komisyon kuruldu. Bu komisyonun raporunda mutabık kalınan maddeler üzerinden harekete geçmek iktidarı ile muhalefeti ile herkesin sorumluluğundadır. Kadınlar bu sürecin kurucu özneleridir. Barışın en büyük inşacıları savunucularıdır. Bu kıymetli sürecin heba edilmesine, durağanlaştırılmasına asla razı gelmeyiz. Barışa giden yolda en önemli adımın atıldığı 11 Temmuz’un yıl dönümünde Barışa İhtiyacım Var Kadın İnsiyatifinin çağrısıyla Meclis kapısı önünde bir kez daha sürecin önündeki engellerin kaldırılması amacıyla bir araya gelinecek. Silahların yakılmasının yıl dönümünde kadınlar barış sözünü Meclis kapısı önünden yükseltecek. Bu sese kulak vermek bu talepleri yerine getirmek meclisin sorumluluğudur. Bizler de DEM Parti Kadın Meclisi olarak farklı inançlardan, kimliklerden, mücadele alanlarından kadınların oluşturduğu ve barış talebini yükselttiği Barışa İhtiyacım Var Kadın İnsiyatifinin çağrısına ses veriyoruz. 11 Temmuz Cumartesi Günü saat 11.00’ de Meclis Dikmen Kapı’da olacağız. Barış talebimizi ortaklaştırarak büyüteceğiz.
‘Cezaevinde 4 kadın mahpus yaşamına son verdi’
Onurlu bir barışın nasıl inşa edileceği noktasında en büyük deneyime sahip olanlar kadınlardır. Onurlu bir barış kadına yönelik şiddet ve katliamların durmasıyla olacaktır. Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin son bulmasıyla olacaktır. Siyasi kadın tutsaklar her gün yeni bir infaz yakmayla karşılaşırken adli tutuklu kadın intiharlarının aynı cezaevinde artması hak ihlallerini gözler önüne sermektedir. Sadece son 6 ay içerisinde 4 adli kadın mahpus yaşamına son vermiştir bu cezaevinde. Bu olaylar intihar denerek üzeri örtülemez. Bu şüpheli ölümler tüm boyutlarıyla araştırılmalıdır. Ben buradan açıkça Adalet Bakanlığına sesleniyorum: Kadınların can güvenliğinin sağlanması sizin sorumluluğunuzdadır. Bu konuda derhal bir açıklama bekliyoruz.
Açlık grevindeki Seda Baykan’ın talepleri
Diyarbakır cezaevinde fiili tecrit altında tutulan tutsak Seda Baykan açlık grevinin 100’üncü Gününü geride bıraktı. Seda Baykan, üzerindeki fiili tecrit durumunun kaldırılmasını istiyor. Hasta annesinin rahatça görüşe gelebilmesi için Kandıra Cezaevine sevk talep ediyor. Bunlar yerine getirilemeyecek talepler değildir. Seda’nın taleplerinin yerine getirilmesi için bakanlık derhal harekete geçmelidir.
‘Haziran ayında 29 kadın öldürüldü’
Kadın cinayetlerine değinen, Halide Türkoğlu, şöyle devam etti:
“Bu ülkede adalet kadınlar lehine işlemiyor. Var olan mekanizmalar kadınların yaşamını korumuyor. Sadece Haziran ayı içerisinde 29 kadın katledildi. 14 kadının ölümü kayıtlara şüpheli olarak geçti. Kadınlar ellerinde uzaklaştırma kararı ile öldürülüyor. Yani koruma kararı var ama bu korumayı sağlayan bir uygulama yok. Kadınların yaşamlarını korumak İstanbul Sözleşmesine geri dönmekle mümkündür. Çünkü neredeyse, her gün İstanbul Sözleşmesinin bir uzantısı olan, kadınların yaşamlarını koruyan 6284 sayılı kanunun şu maddesi olmayacak gibi haberler sızıyor. Katiller, failler bu haberlerden, bu yasanın uygulanmayacağından emin bir şekilde iktidardan aldığı cesaretle bu suçları işliyorlar. Başvuru mekanizmaları kadınların gerçek sorunlarını gören bir yerde değil. Kadınlar bu eşitsizliklerle karşı karşıya kalırken LGBTİ+’lara yönelik nefret suçlarına da her gün bir yenisi eklenmektedir.
‘HPV aşısı ulusal aşı programına eklenmelidir’
Bizler bu iktidar kadınlara savaş açmış durumda diyoruz. Kadınlar bu iktidarın hedefi diyoruz. Kadın emeği, kadınların yaşadığı yoksulluk, sömürüyü gidermeye dönük bir derdi yok bu iktidarın. Bu ülkede her 5 kadından sadece 1’i tanımlı bir işte çalışıyor. Birçok ülkede ulusal aşı programına alınan HPV aşısı devletin mali imkânları gerekçe gösterilerek SGK tarafından ödenmemesi kararı veriliyor. HPV aşısı ücretsiz olacak diyerek vaatlerde bulunan bu iktidarın kendisiydi. Ancak gelin görün ki; devletin mali imkânları buna yetmiyor denilerek bir kez daha kadınların sağlığa erişim hakkı engelleniyor. Uyarıyoruz. Kadınların sağlığa erişim hakkı bir pazarlık konusu değildir. Rahim ağzı kanserini önleyen, bilimsel etkinliği kanıtlanmış koruyucu bir sağlık hizmeti olan HPV tüm kadınlara ücretsiz bir şekilde sunulmalıdır. HPV aşısı ulusal aşı programına eklenmelidir. Bizler bunun mücadelesini sonuna kadar vereceğiz.
‘Yeni dönemi inşa edeceğimiz sürece girdik’
DEM Parti Kadın Meclisi’nin bölgesel konferanslar ve merkezi kadın konferansıyla yeni dönem mücadele programını oluşturacağını duyuran Halide Türkoğlu, şunları söyledi:
“Kongre öncesi ‘Kadın özgürlük mücadelesiyle demokratik topluma’ şiarıyla bölgesel konferanslarımızı gerçekleştireceğiz. Bizler gücümüzü, moralimizi, motivasyonumuzu bu zeminlerden büyüyen kadın mücadelemizden alıyoruz. Dünya kadın hareketinden devraldığımız direnişimizle her türlü baskıya rağmen direnmekten, mücadele etmekten, özgür ve eşit yaşam tahayyülünden ve onu inşa etme ısrarımızdan tek bir adım dahi geri atmadık.
Mücadele dolu 3 yılın ardından 20 Eylül tarihinde 5’inci Büyük kongremizi gerçekleştiriyoruz. Her kongre süreci bizler açısından bir yeniden yapılanma sürecidir. Bir önceki kongremizden bu güne yaptıklarımızı, yapamadıklarımızı hep birlikte değerlendireceğimiz, eleştiri-özeleştiri mekanizmamız ile yeni dönemi inşa edeceğimiz bir sürece girdik. Bu kongremizi elbette ki bir önceki kongre yapma aşamalarından çok farklı bir atmosferde gerçekleştiriyoruz. Barış ve demokratik toplum çağrısıyla birlikte gelişen barış umudunun yeşerdiği bir dönemde; dönemin kadın mücadelemiz açısından ihtiyaçlarını gören kurucu bir siyasetin yollarını açacağız. ‘Kadın özgürlük mücadelesiyle demokratik topluma’ şiarıyla bölgesel düzeyde gerçekleştireceğimiz konferanslarımızda süreci kadınlar açısından tüm boyutlarıyla değerlendireceğiz.
‘Kongre hazırlık komisyonu kuruldu’
Konferanslarımızda açığa çıkan tespitler, öneriler ile belirli başlıklarda çalıştaylar düzenleyerek Merkezi kadın konferansımızı buradan çıkan ihtiyaçlar üzerinden gerçekleştireceğiz. 20-21 Ağustos tarihlerinde Ankara’da gerçekleştireceğimiz merkezi konferansımızdan çıkacak kararlaşmalarla yeni dönem mücadele ve kurucu hattımızı en güçlü şekilde örmek için hazırlıklarımızı uzun süredir başlattık. Bu kapsamda sadece kadın meclisinde, kadın meclisi komisyonlarında yer alan kadınlar değil gerçekten bu sürece katkı sunacak farklı mücadele alanlarından kadınlarında yer aldığı yine belediye eş başkanlarımızın yer aldığı kadın kongre hazırlık komisyonumuzu oluşturduk. Genişleme siyasetimize ilişkin de ayrıca özgün çalışmalar yürüteceğiz. Kadın kurumlarıyla, örgütleriyle, farklı inanç ve kimliklerden kadınlarla buluşmalar gerçekleştirerek kadınların kurucu olduğu demokratik bir cumhuriyetin perspektifiyle değişimi-dönüşümü hep birlikte konuşacağız. ‘Kadın özgürlük mücadelesiyle demokratik topluma’ şiarıyla bu süreci kadınların iradesiyle öreceğiz.” (MA)




