Bir insan tanıdım içinden şair çıktı, bir şair tanıdım içinden insan çıktı.
Şiir okudum her sözcükten vicdan damladı, vicdana baktım içinden şiir damladı.
Suya baktım çakır bir göz gördüm, göze baktım içinden dökülen yaş gördüm.
Yıllara uzandım yangından kor sıçradı, kora eğildim elime kent sıçradı.
Kentte turlayan arkadaşlık günleriydi, arkadaşlardan yayılan devrim günleriydi.
En çok vurulduğumuz yerdi kalbimiz, en sarıldığımız yerdi kalbimiz.
İsyan ki en büyük hüzündü bize, dudağımızda büyüyen nidâlar isyandı bize.
Son dövüşü anlatan bir bilgeydi uzaklaşan, belki yine gelirim dedi uzaklaşan.
Yeni kamburlar zamanında yazıldı divan, tek tek işlenen nakışları kokladı divan.
Uzun kış gecelerinde söylendi barbar ve şehlâ, yalnızlıktan çoğaldı barbar ve şehlâ.
Herkese dokunan bir hafızaydı bakışlar, yürekteki çoğalmanın umuduydu bakışlar.
Bir kent gidilince yıkılır, bir şair göz kırpınca zülüm yıkılır.
Her bilge anlatıp durur, her şair söz söyler durur.
Uzağa düşen yaprak fırtınası, yakında büyüyen belki yine gelirim fırtınası.
(Bu yazı Ahmet Telli’ye onun sözcükleriyle vedadır. Ahmet Telli, herkese dokunan bir şair, onurlu bir insandı. Güzel anılar bırakıp gitmek de devrimci bir eylemdir. Devrin daim, yıldızlar yoldaşın olsun Ahmet abi.)




