Antik DNA analizi ortaya çıkardı: Tunç Çağı şamanı kadındı

Antik DNA analizleri sonucunda müze sergilerinde metal ustası, erkek ve sakallı bir manevi lider olarak betimlenen, Tunç Çağı’na ait şamanın bir kadın olduğu tespit edildi.

Antik DNA analizi ortaya çıkardı: Tunç Çağı şamanı kadındı
Antik DNA analizi ortaya çıkardı: Tunç Çağı şamanı kadındı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 15 Temmuz 2026 16:54
  • Güncellenme: 15 Temmuz 2026 17:41

İngiltere’de bulunan Wiltshire Müzesi’nde sergilenen Milattan Önce (MÖ) 1.800 yıllarına ait Tunç Çağı mezarlarında bulunan iskelete yapılan Antik DNA analizi binlerce yıllık bir varsayım ve anlatıyı yerle bir etti. Metal ustalarının kaya parçalarını erimiş metale dönüştürebilme yeteneği, onlara toplumda özel, hatta belki manevi bir konum kazandırıyordu. Bu özel konum da yaşadığı dönem açısından olsa olsa erkeğe ait olabilirdi. Ancak araştırmalar bunun böyle olmadığını ortaya koydu ve binlerce yıllık anlatıyı tersine çevirdi.

‘Burada bir kadın metal ustasının kesin kanıtı elimizde’

Antik DNA analizinin ardından Wiltshire Müzesi’nin direktörü David Dawson, “Bu, önceki varsayımları tümüyle paramparça ediyor” sözlerini kullandı. Arkeofili’nin The Guardian gazetesinden aktardığı makaleye göre; bu keşif “kadınların toplumdaki konumuna dair muhteşem bir keşif” olarak görülüyor. Dawson sözlerine “Her şeyi erkeklerin yaptığı, liderlerin erkekler olduğu, metal ustalarının erkekler olduğu varsayımına öyle alışmışız ki. İşte burada bir kadın metal ustasının kesin kanıtı elimizde. Ve metal işçiliği, kendi döneminin uzay bilimiydi” diye devam ediyor.

Dawson, “Bu, onun zanaatına dair kavrayışının derinliğini gösteriyor. Geride bıraktığı insanlar, alet takımını öbür dünyaya götürmesini istemiş” diyor. Mezarda İngiltere’nin Cornwall bölgesinden getirilen yeşil taştan yapılmış, savaş baltası olarak tanımlanan bir eser yer alırken, Dawson, bunu “Bunun dövüşmek için mi, yoksa bir hayvanı yemek olmadan önce sersemletmek için mi olduğundan emin olamıyoruz” sözleriyle değerlendiriyor.

Kemikler tutarlı sonuç verdi

Londra’daki Francis Crick Enstitüsü’nde açılan ve genetik tekniklerin, eski insanların hareketlerine ve yaşamlarına dair nasıl yeni kavrayışlar sunduğunu ele alan, Antik DNA üzerine yeni bir sergide gün yüzüne çıkarılan bulgular, şamanın, o dönemde Britanya’da tipik olan Çanak (Beaker) soyuna sahip olduğunu gösteriyor.

Analizi gerçekleştiren Crick’teki eski genom laboratuvarının kıdemli grup lideri Pontus Skoglund, “Antik DNA alanı, son yirmi yılda teknik yeteneğini büyük ölçüde artırdı ve artık bize daha önce erişilemez olan soruların yanıtlarını veriyor” diyor. Araştırma ekibi; iskeletin cinsiyetinin başka insanlara ait kemiklerin karışmış olmasından kaynaklı kadın çıkmış olabileceği ihtimali üzerine daha sonra, biri diş biri ayak parmağı olmak üzere iki kemik daha analiz etti. Bunlar da tutarlı sonuçlar verdi ve mezarın birden fazla iskelet içerdiğine dair hiçbir kanıt bulunamadı.

‘Kendi dünyamızdaki kadın ve erkek rolleri üzerine daha çok düşünlmeli’

Serginin yönetim grubunun bir üyesi olan klasik dönem uzmanı ve sunucu Prof. Mary Beard, Antik DNA’nın, geçmişe dair anlayışların bazı önemli kısımlarını dönüştürmeyi vaat ettiğine dikkat çekerek, şunları belirtiyor: “Eski bir iskeletin cinsiyetini çoğu zaman, kısmen cinsiyet ve toplumsal cinsiyet rolleri hakkındaki kendi varsayımlarımıza dayanarak atadık. Bir kılıçla gömülmüşse erkek, bir kolyeyle gömülmüşse kadın. Upton Lovell şamanında olduğu gibi, DNA analizi bu varsayımları düzeltmemize ve uzak geçmişteki, belki de kendi dünyamızdaki kadın ve erkek rolleri üzerine daha çok düşünmemize yardımcı olabilir.”

İskelet nasıl bulundu?

Haberde iskelete dair detaylara yer verilerek, iskeletin 1801’de Stonehenge’in yaklaşık 16 kilometre batısındaki Upton Lovell köyünde keşfedildiğine yer verildi. İskeletin bulunduğu mezarda; boynun ve bacakların çevresine dizilmiş, delinmiş hayvan kemikleriyle birlikte neredeyse eksiksiz bir iskelet bulunduğu belirtilirken, kemiklerin bir tören pelerinini ya da kemik kolyeyi andırdığına dikkat çekiliyor. İskeletin yanında, metal işçiliğiyle bağlantılı bir dizi eşya olduğuna yer verilirken, bunların arasında yaban domuzu dişleriyle süslenmiş bir kesenin kalıntıları, kâse biçiminde oyulmuş dört fosil sünger, çakmaktaşları, metal kazıma kalemleri ve metalin kalitesini değerlendirmek için kullanılabilen koyu renkli bir taş olan mihenk taşının da yer aldığı ifade edildi.
Daha önceki bir analiz, taşların yüzeyinde altın izleri ortaya çıkarmıştı. Bu da bireyin, kemik, ahşap ya da bakırdan bir “çekirdek” içeren ve ince bir altın levhayla kaplanan toka gibi süs eşyaları yapmış olabileceğini düşündürüyor.