20 Temmuz 2015’te gerçekleşen Suruç Katliamı’nın üzerinden 11 yıl geçerken, katliama giden süreçte ve sonrasında yaşananlar bu coğrafyanın en gerilimli ve kanlı süreçlerinden biri olarak tarihe geçti.
7 Haziran 2015 genel seçimlerine, AK Parti’nin anayasayı değiştirmek için formüle ettiği “400 vekil” söylemine karşın ilk kez çoğunluğu kaybetmesi ve HDP’nin yüzde 13 oy alması damga vurdu.
Gerilimli bir atmosferde girilen seçimlerde AK Parti, yüzde 40,8 oy aldı ve ilk defa seçimlere katıldığı 3 Kasım 2002’den beri ilk kez Meclis çoğunluğunu kaybetti.
HDP ise yüzde 13,1 oy alarak, 80 milletvekili çıkardı ve böylelikle tarihinin en yüksek oy oranını yakaladı.
Türkiye 7 Haziran seçimlerine, 5 Haziran’da Diyarbakır’daki HDP mitingine yönelik bombalı saldırının etkisinde girdi. IŞİD tarafından üstlenilen saldırıda 5 kişi yaşamını yitirmiş, 400’e yakın kişi de yaralanmıştı.
Ancak bombalı saldırı girişimleri daha öncesinden başlamıştı. 18 Mayıs’ta Adana ve Mersin’de HDP il ve ilçe başkanlıklarının bulunduğu binalarda eş zamanlı iki patlama meydana geldi.
Bu saldırılar seçim sürecini daha da gerilimli bir atmosfere soktu.
7 Haziran 2015 genel seçimleri ise, Türkiye siyasetinde önemli bir kırılma yarattı.
Diğer yandan IŞİD saldırıları sınırın diğer tarafında da sürüyordu. 25 Ocak 2015’te IŞİD işgalinden kurtarılan Kobani’de, 25 Haziran 2015 sabahı kente sızan IŞİD’liler en az 30 sivili öldürdü, onlarca kişi de yaralandı.
7 Haziran sonrası Türkiye’de siyasi tansiyon yükselirken HDP’nin başarısı, Kürt siyasetinde tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.
Siyasetin iktidar ve ana muhalefet partileri tarafında ise “istikşafi” görüşmeler adıyla, CHP ile AK Parti arasında aylar sürecek ve bir sonuç alınamayacak koalisyon görüşmeleri başladı ancak siyasi belirsizlik arttı.
Gerilimin zirveye çıktığı noktalardan biri, 20 Temmuz 2015’te Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde yaşandı. Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) çağrısıyla, aylarca IŞİD işgaline direnen Kobani’nin yeniden inşası için yardım malzemesi ve oyuncak götürmek üzere Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen yaklaşık 300 genç, Amara Kültür Merkezi bahçesinde basın açıklaması yapıyordu.
Saat 11:50-12:00 sıralarında kalabalığın ortasında IŞİD bağlantılı intihar bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz kendini patlattı.
Saldırıda 33 genç hayatını kaybetti, 100’den fazla kişi yaralandı.
Ölenler arasında Kobani’ye destek için yola çıkan sosyalist gençler, emekçiler ve farklı yaşlardan insanlar vardı. IŞİD saldırıyı üstlendi. Suruç Katliamı, Türkiye’de IŞİD tehdidinin boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi ve 2013’te başlayan çözüm sürecinin fiilen sonlanmasında kritik rol oynadı.
Katliamın hemen ardından Ceylanpınar’da iki polisin öldürülmesi olayıyla birlikte güvenlik operasyonları hız kazandı. Çözüm süreci resmen sona erdi.
Suruç’un acısı henüz dinmeden, 10 Ekim 2015’te Ankara’da DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi” hazırlıkları sırasında yeni bir katliam yaşandı.
Tren Garı önünde toplanan ve Sıhhiye’deki miting alanına yürümek üzere bekleyen kalabalığa IŞİD tarafından iki intihar saldırısı düzenlendi. Patlamalarda 103 kişi hayatını kaybetti, 500’den fazla kişi yaralandı.
Katliam Türkiye tarihinin en kanlı bombalı saldırılarından biri olarak kayıtlara geçti. Canlı bombalardan birinin Suruç saldırganının kardeşi Yunus Emre Alagöz olduğu belirlendi.
10 Ekim Gar Katliamı’ndan günler sonra 20 Ekim’de dönemin AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Davutoğlu, partisinin Van mitinginde “AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri dolaşacak, beyaz Toroslar dolaşacak. Biz buraları faili meçhullere bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
Davutoğlu’nun sözlerine dönemin HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan yanıt geldi.
Demirtaş “Eskiyi hatırlatıyor. Beyaz Toroslarla yapılan faili meçhulleri hatırlatıyor. Şimdi kendisine sormak istiyorum 13 yıldır devleti yönetiyorsanız siz gittiğinizde beyaz Toroslar ortaya çıkacaksa onları koruyorsunuz demek ki” dedi.
5 Haziran Diyarbakır’dan başlayan, Suruç ve Ankara Gar katliamlarıyla derinleşen ve “beyaz Toros” diskurunun tekrar siyasi arenaya sürülmeye başlandığı bu kanlı süreç, Türkiye’yi yeni bir çatışma ve istikrarsızlık dönemine sürükledi.
Seçim sonrası koalisyon çabaları sonuçsuz kalırken 1 Kasım 2015’te AK Parti gerekli çoğunluğu sağlayarak tekrar tek başına iktidar oldu.
Bu dönemde yüzlerce insan hayatını kaybetti, çözüm süreci tamamen çöktü ve güvenlikçi politikalar ön plana çıktı.




