Kadın genital mutilasyonu (FGM), kadınların dış genital organlarının tıbbi bir gereklilik olmaksızın kısmen ya da tamamen çıkarılmasını içeren ve uluslararası kuruluşlar tarafından insan hakları ihlali ile toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin bir biçimi olarak tanımlanan bir uygulama.
Ağrı’da görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Operatör Dr. A.Ç.’nin sosyal medya üzerinden “kadın sünneti” (Kadın Genital Mutilasyonu-FGM) uyguladığını duyurması ve buna ilişkin reklam yapması tepki çekti.
Tepkilerin ardından Türk Tabipleri Birliği (TTB), ilgili hekim hakkında bağlı bulunduğu tabip odası tarafından disiplin soruşturması başlatıldığını açıkladı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Kadın Komisyonu da olayın idari ve adli yönden soruşturulmasını istedi.
Kadın sünneti, kadınların ve kız çocuklarının beden bütünlüğüne yönelik ağır bir saldırı ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin en ağır biçimlerinden biridir.
Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere uluslararası insan hakları mekanizmaları tarafından hiçbir tıbbi gerekliliği… pic.twitter.com/00O8feVzjZ
— İHD Genel Merkezi (@ihdgenelmerkez) July 21, 2026
TTB: Hekimlik mesleğiyle bağdaşması mümkün değil
TTB, yazılı açıklamasında kadın genital mutilasyonunun kadınların ve kız çocuklarının beden bütünlüğünü, sağlığını ve temel insan haklarını ihlal eden, hiçbir tıbbi gerekliliği ve bilimsel dayanağı bulunmayan ağır bir şiddet biçimi olduğunu vurguladı.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) başta olmak üzere uluslararası sağlık ve insan hakları kuruluşlarının bu uygulamayı kesin biçimde reddettiğini hatırlatan TTB, “Böylesine insanlık dışı bir müdahaleyi gerçekleştirdiğini sosyal medya üzerinden reklam konusu yapan kişi hakkında ilgili tabip odası tarafından disiplin soruşturması başlatılmıştır” dedi.
TTB, kadınların bedenine yönelik her türlü şiddet ve hak ihlaline karşı olduklarını belirterek, tıp etiği, bilimsel ilkeler ve insan hakları çerçevesinde sürecin takipçisi olacaklarını bildirdi.
İHD: İdari ve adli soruşturma başlatılmalı
İHD Merkezi Kadın Komisyonu da yaptığı açıklamada, kadın sünnetinin kadınların ve kız çocuklarının beden bütünlüğüne yönelik ağır bir saldırı ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin en ağır biçimlerinden biri olduğunu belirtti.
Açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası insan hakları mekanizmalarının bu uygulamayı hiçbir tıbbi gerekliliği bulunmayan bir insan hakları ihlali olarak tanımladığı hatırlatılarak, Ağrı’da bir hekimin bu uygulamaya ilişkin reklam yapabilmesinin “son derece düşündürücü” olduğu ifade edildi.
Komisyon, Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın olayla ilgili herhangi bir idari ya da adli işlem başlatıp başlatmadığının kamuoyu tarafından bilinmediğini belirterek, bugüne kadar işlem yapılmadıysa ilgili hekim hakkında gerekli idari ve adli soruşturmanın derhal başlatılmasını talep etti.
İHD, kadınların ve kız çocuklarının yaşam hakkını, beden bütünlüğünü ve temel haklarını hedef alan hiçbir uygulamanın normalleştirilmesine ya da meşrulaştırılmasına izin vermeyeceklerini vurguladı.
Dünya genelinde milyonlarca kadın etkilendi
Kadın genital mutilasyonu; kadınların dış genital organlarının tıbbi bir gereklilik olmaksızın kısmen ya da tamamen çıkarılması veya bu organlara zarar verilmesini kapsıyor. Kültürel, geleneksel ya da dini gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışılan uygulama; şiddetli kanama, enfeksiyon, kronik ağrı, kısırlık, doğum komplikasyonları, psikolojik travma ve ölüme varabilen sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
DSÖ ve UNICEF verilerine göre bugün dünya genelinde 230 milyondan fazla kadın ve kız çocuğu kadın genital mutilasyonuna maruz kaldı. Uygulama özellikle Afrika’nın bazı ülkeleri, Orta Doğu’nun bazı bölgeleri ve Güneydoğu Asya’da yaygınlığını sürdürüyor.
Kayda Değer Birinci Bölüm: Sierra Leoneli aktivist, Hrant Dink Ödülü’nü neden aldı?
Bir şiddet biçimi olan ‘kadın sünneti’ günümüzde hala uygulanıyor




