İran’da son yıllarda farklı isimlerle faaliyet gösteren Telegram kanallarında, özellikle genç kadınlara ait fotoğraf, kişisel bilgi ve telefon numaraları rızaları olmadan paylaşılıyor. Mehabad, Bokan, Kamyaran, Serdeşt, Sayinqela, Urmiye, Seqiz ve Loristan başta olmak üzere birçok kentte faaliyet gösteren bu kanallar, kadınlar üzerinde ciddi sosyal, psikolojik ve ailevi sonuçlar doğuruyor.
JINHA’da yer alan habere göre; kadınlar, yalnızca dijital ortamda teşhir edilmekle kalmıyor; aile baskısı, tehdit, fiziksel şiddet ve toplumsal dışlanmayla da karşı karşıya kalıyor.
Şantaj ve tehdit iddiaları
Güvenlik gerekçesiyle adı değiştirilen Bavan Kerimi, 2023 yılında adının, telefon numarasının ve fotoğrafının Telegram’da “Tımarhane” adlı kanalda yayımlandığını belirtti.
Kerimi, Mehabad’daki Siber Polis’e (FATA) başvurmasına rağmen sorunun çözülmediğini, kanal yöneticisinin fotoğrafları kaldırmak için para talep ettiğini söyledi. Kanalın kapatılmasına rağmen benzer hesapların yeniden açıldığını ifade eden Kerimi, yalnızca kanalların kapatıldığını, yöneticilerin ise yakalanmadığını dile getirdi.
Kadınlara kısıtlama önerildi
Haberde aktarılan bilgilere göre, sorunun büyümesi üzerine yetkililer kadınları korumaya yönelik önlemler almak yerine ailelere kız çocuklarını denetlemeleri yönünde tavsiyelerde bulundu. Kadınlara ise sosyal medya hesaplarında paylaşım yapmamaları, hikAye yayımlamamaları ve profil fotoğrafı kullanmamaları önerildi.
Kadın hakları savunucuları, bu yaklaşımın dijital şiddetin önlenmesi yerine mağdurların yaşam alanını daralttığını belirtiyor.
İntihara sürüklenen kadınlar
Haberde, Loristanlı genç kadınlar Esma C., Reha B. ve Reyhan G.’nin fotoğraflarının bir Telegram kanalında paylaşılmasının ardından intihara sürüklendiği bilgisi de yer aldı.
Kadın hakları aktivisti Şadi M., aileden ve erkek akrabalardan görülecek baskı korkusunun bazı kadınları intihara sürüklediğini belirterek, birçok kadının eğitiminin yarıda bırakıldığını, evden çıkmasının yasaklandığını, telefonlarına el konulduğunu ya da boşanmaya zorlandığını söyledi.
Şadi M., küçük kentlerde kanal yöneticilerinin yakalanmasının dahi sorunu çözmediğini, mağdur kadınların suçlanmaya devam ettiğini vurguladı.
‘Mağduru suçlayan kültür değişmeli’
Haberde görüşlerine yer verilen avukat Kejhal H. şunları söyledi:
“Bu tür tacizlerle mücadelenin ön koşulu zihniyette bir devrimdir. Bu olguyla mücadele, yalnızca kanal yöneticilerine yönelik hukuki işlemlerle sona ermez. Mağdurların yasal yollara başvurabilmesi ve sorumlu kurumların hesap vermesi gerekli olsa da bu tür şiddetin kökünü kazımak; toplumsal bakış açılarının değiştirilmesini, kamuoyunun bilinçlendirilmesini, mağdurların desteklenmesini ve şiddetin failini sorgulamak yerine mağduru suçlayan kültürün sona erdirilmesini gerektiriyor.”




