Fransa’da Charles de Gaulle’ün yaşamını konu alan beş saatlik “De Gaulle” filmi, gişedeki başarısının yanı sıra yaklaşan 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi tartışmaların odağına yerleşti. Sağ ve sol siyasetten çok sayıda isim, filmi överken kendisini de Gaulle’ün mirasının temsilcisi olarak konumlandırıyor.
Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün yaşamını anlatan iki bölümden oluşan ve toplam beş saat süren “De Gaulle” filmi, beklenmedik gişe başarısıyla ülkenin en çok konuşulan yapımları arasına girdi.
İlk günlerde beklenen ilgiyi görmeyen film, izleyicilerden gelen olumlu değerlendirmelerin yayılması ve yaz aylarında etkili olan sıcak hava dalgasının da etkisiyle geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Film, cuma günü itibarıyla 3,5 milyondan fazla kişi tarafından izlendi.
Ancak yapımın etkisi sinema salonlarıyla sınırlı kalmadı. 2027 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde farklı siyasi partilerden adaylar, Charles de Gaulle’ün liderlik anlayışını ve siyasi mirasını seçim kampanyalarının önemli başlıklarından biri haline getirdi.
De Gaulle’ün mirası seçim tartışmalarında öne çıktı
Film, İkinci Dünya Savaşı sırasında General Charles de Gaulle’ün Nazi Almanyası’na karşı Fransa’nın bağımsızlığını korumak için yürüttüğü mücadeleyi ve ülkenin egemenliğini savunmaya yönelik siyasi girişimlerini konu alıyor.
Özellikle de Gaulle’ün Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile yaşadığı görüş ayrılıkları ve ulusal egemenlik vurgusu, Fransa’nın Washington ile ilişkilerinin yeniden tartışıldığı bir dönemde filme ayrı bir siyasi anlam kazandırdı.
Bu nedenle hem sağ hem de sol siyasetin önde gelen isimleri filme destek verirken, de Gaulle’ün temsil ettiği liderlik anlayışına atıfta bulunan açıklamalar yaptı.
Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, filmin gördüğü ilgiyi Fransız toplumunun “anlam” ve “gelecek perspektifi” arayışının bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Mélenchon’dan dikkat çeken destek
Filme yönelik en dikkat çekici açıklamalardan biri Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise) Genel Başkanı Jean-Luc Mélenchon’dan geldi.
Partisinin tarihsel olarak Gaullist çizgiye mesafeli olmasına karşın Mélenchon, Bastille Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada destekçilerine filmi izleme çağrısı yaptı.
Jean-Luc Mélenchon, Charles de Gaulle’ün savaş yıllarında Fransa’nın özgür güçlerini bir araya getirme mücadelesiyle kendi siyasi hedefleri arasında benzerlik kurarak, “Düzeni yeniden sarsmak istiyorum. Bu seçim son derece tehlikeli ve risk çok büyük.” ifadelerini kullandı.
Film savaştan çok siyasi mücadeleyi anlatıyor
“De Gaulle” filmini benzer savaş yapımlarından ayıran en önemli özellik, cephede yaşanan çatışmalardan çok siyasi mücadelelere odaklanması oldu.
Filmde, Mareşal Philippe Pétain’in Nazi Almanyası ile yaptığı ateşkesi kabul etmeyen Charles de Gaulle’ün siyasetçileri, askerleri, diplomatları ve sivilleri ortak bir direniş hareketi etrafında toplamaya çalışması anlatılıyor.
Yapımda ayrıca de Gaulle’ün İngiltere ve ABD’den destek alma girişimlerine de geniş yer veriliyor.
Tarihçiler: De Gaulle tüm Fransa’nın ortak mirası
Charles de Gaulle üzerine çok sayıda çalışma kaleme alan tarihçi Eric Branca, eski liderin farklı siyasi çevreler tarafından sahiplenilmesini değerlendirdi.
Eric Branca, “De Gaulle bütün Fransızlara aittir. Onun mirasına sahip çıkmaya çalışan herkes aslında ulusal savunma geleneğinin temsilcisi olarak görülmek istiyor.” dedi.
Eski Cumhurbaşkanları Jacques Chirac ve Nicolas Sarkozy’nin temsil ettiği Gaullist siyasi çizginin günümüzdeki önemli isimlerinden muhafazakâr siyasetçi Bruno Retailleau da filmi övdü.
Bruno Retailleau, filmin başarısını yalnızca sinemasal yönüyle açıklamanın mümkün olmadığını belirterek, Fransız toplumunun kimliğini ve vatanseverlik duygusunu yeniden hatırlama isteğinin bu ilgide etkili olduğunu söyledi.
Merkez solda siyaset yapan Avrupa Parlamentosu üyesi Raphaël Glucksmann da ulusal bayram kutlamalarında yaptığı konuşmada destekçilerine filmi izlemelerini önerdi.
Raphaël Glucksmann, “Fransa’yı büyük yapan şeyin ne olduğunu görün. Özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu ve bedelinin yalnızlık olduğunu anlayın.” ifadelerini kullandı.
Film güncel siyasi tartışmalarla ilişkilendiriliyor
Eric Branca’ya göre filmin gördüğü ilginin temel nedenlerinden biri, günümüz Fransa’sındaki siyasi atmosferle kurduğu güçlü bağ.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri için 30’dan fazla adayın adının konuşulduğu ülkede siyaset kurumuna duyulan güvenin zayıfladığına dikkat çeken Branca, Charles de Gaulle’ün meşruiyet anlayışının yeniden tartışıldığını belirtti.
Eric Branca, Vichy yönetiminin hukuken meşru olmasına rağmen Charles de Gaulle’ün meşruiyetini halktan aldığını söyleyerek, filmin hukuki meşruiyet ile siyasi meşruiyet arasındaki farkı öne çıkardığını ifade etti.
ABD ile yaşanan gerilim de öne çıkıyor
Filmde dikkat çeken başlıklardan biri de Charles de Gaulle ile dönemin ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt arasında yaşanan görüş ayrılıkları.
Yapımda, Roosevelt’in savaş yıllarında Charles de Gaulle’ü kendi planları açısından engel olarak gördüğü, buna karşılık de Gaulle’ün Fransa’nın egemenliğinden taviz vermemekte ısrar ettiği aktarılıyor.
Askeri tarihçi Guillaume Lasconjarias, ABD’nin savaş sırasında operasyonlarını kendi stratejik önceliklerine göre yürütmek istediğini, siyasi olarak bölünmüş bir Fransa’nın ise Washington açısından zorluk yarattığını belirtti.
Film, Charles de Gaulle’ün ABD’nin baskılarına rağmen bağımsız siyaset anlayışını sürdürmesini, Fransa’nın savaş sonrası uluslararası konumunun yeniden inşasında belirleyici bir unsur olarak ele alıyor.
Eski Ekonomi Bakanı Eric Lombard ise Charles de Gaulle’ün Fransa’yı savaşın galip ülkeleri arasına taşıdığını ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde daimi üyelik elde edilmesinde önemli rol oynadığını söyledi.
Siyasi analistler, filmin gördüğü yoğun ilginin yalnızca tarih merakından kaynaklanmadığını, Fransa’da liderlik tartışmaları, siyasi kutuplaşma ve ulusal egemenlik arayışının yeniden gündeme gelmesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu değerlendiriyor. Bu nedenle Charles de Gaulle’ün siyasi mirasının 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar Fransız siyasetindeki etkisini sürdürmesi bekleniyor.




