Sanayide kan kaybının göstergeleri: İSO 500 ve iSO ikinci 500
Süleyman Karan 29 Temmuz 2026

Sanayide kan kaybının göstergeleri: İSO 500 ve iSO ikinci 500

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) geleneksel olarak her yıl yayımladığı ‘İSO 500’ listesinde, Türkiye’nin en büyük sanayi devleri, holding iştirâkleri, köklü çokuluslu şirketler ve petro-kimya, otomotiv, demir-çelik gibi ağır sanayi şirketleri yer alır.

‘İSO İkinci 500’ listesinde ise önde gelen orta ölçekli işletmeleri sıralanır. Bu liste, Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan, dinamik, daha çok aile şirketi yapısındaki güçlü ve köklü KOBİ’lerden oluşur.

İSO tarafından her yıl geleneksel olarak hazırlanan bu raporlar, bir önceki malî yılın bilanço, ihracat, istihdam ve satış performanslarını ortaya koyar.

İSO’nun 2025 yılı verilerini içeren İSO 500 listesinin en güncel sonuçları 17 Haziran 2026 tarihinde yayımlanmıştı.

Hemen ardından gelen İSO İkinci 500 listesi ise çok kısa bir süre önce, 20 Temmuz’da kamuoyuyla paylaşıldı. Sonuçlar Türkiye sanayisinin yaşadığı kan kaybını açıkça gözler önüne serer nitelikte…

ÜRETİMDEN SATIŞLARDA SADECE CÜZÎ KIPIRDAMA

İşte sonuçlar… Üretimden satışlar, üç yıllık reel gerilemenin ardından, 2025’te ancak yüzde 0.2 gibi son derece sınırlı bir reel artış gösterebilmiş.

İSO 500’de gözlenen güçlü ihracat performansının aksine, İSO İkinci 500’ün ihracatında yaşanan yüzde 0.3’lük gerileme toplam satışları sınırlandırırken, küresel talepteki zayıflığın ve sıkı finansman koşullarının sanayi üzerindeki olumsuz etkilerinin devam ettiğini gösteriyor.

İSO 500’de de görüldüğü üzere; sanayi şirketlerinin en ağır yükü finansman maliyetleri… Finansman giderlerinin faaliyet kârına oranının yüzde 87’ye yükselmesi, sanayi şirketlerinin kazandığının önemli bir bölümünü, finansman maliyetlerine ayırmak zorunda kaldığını ortaya koyuyor.

KÂRLILIK ORANLARINDA DÜŞÜŞ DEVAM EDİYOR

İSO 500 verilerine göre, sanayide kârlılık oranları yüksek finansman maliyetleri ve daralan kâr marjları nedeniyle, son yıllarda belirgin bir düşüş gösteriyor.

Temel kârlılık göstergeleri; satış kârlılığı, aktif kârlılığı ve özkaynak kârlılığını içeriyor. İSO’nin araştırmasına göre, satış kârlılığı geçmişte yüzde 6.8 seviyelerindeyken, son dönemde yüzde 3.4 oranına gerilemiş.

Şirketlerin varlıklarını kâra dönüştürme oranının göstergesi olan aktif kârlılık yüzde 6.2’den yüzde 2.9 seviyesine düşmüş.

Özkaynak kârlılığı, yüksek enflasyon ve artan faiz ortamında sermayenin erimesiyle, yüzde 16.2’den yüzde 6 seviyesine kadar inmiş.

Finansman yükü ise alarm verecek düzeylerde… Sanayi kuruluşlarının elde ettiği faaliyet kârının çok büyük bir kısmının yüzde 85 ila 87’lik bölümü finansman ve faiz giderlerine gidiyor.

Şirketlerin faaliyet alanlarına göre bu oranlar ciddi farklılıklar gösteriyor. Madencilik sektörü yüzde 27.2 kârlılık oranıyla ilk sırada yer alıyor, onu yüzde 25 ile tütün ve yüzde 16.5 ile eczacılık ürünleri izliyor.

Tekstil sektörü başta olmak üzere, diğer ulaşım araçları ve ağaç ürünleri gibi bazı geleneksel veya daralan sektörler negatif kârlılık bölgelerine gerilemiş durumda.

EMEK YOĞUN SEKTÖRLER ZORDA

Emek yoğun sektörler, özellikle tekstil, hazırgiyim, deri ve mobilya, yüksek enflasyon, döviz kuru baskısı, artan asgarî ücret maliyetleri ve daralan dış talep nedeniyle sanayide en çok kan kaybeden ve kârlılığı en sert düşen sektörler…

En büyük kan aybı tekstil ve hazırgiyimde; 2021 yılında İSO 500 listesinde 59 tekstil ve hazırgiyim firması yer alırken, bu sayı 29 firmaya kadar gerilemiş.

Sektörün İSO 500 içerisindeki ağırlığı son beş yılda yüzde 11.8’den yüzde 5.8’e düşerek yarı yarıya erimiş görünüyor. İSO İkinci 500 sonuçlarında da tekstil sektörünün payı 2.1 puan azalarak geleneksel sanayideki zorlanmayı teyit ediyor.

İKİNCİ 500 SIRALAMASI DA ERİMEYİ TEYİT EDİYOR

İSO İkinci 500 araştırmasının 2025 sonuçları da oldukça kötü… İSO İkinci 500’de; tekstil, hazırgiyim, gıda, plastik ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerin ağırlığının çok daha fazla olduğunu belirteyim.

Ölçek açısından ise kriz dönemlerinde üretim hatlarını ve pazarlarını İSO 500 devlerine göre daha hızlı adapte edebilme yetenekleri var.

Ancak görünen o ki, bu kez bu avantajları da pek işe yaramamış. İSO İkinci 500 araştırması, her yıl olduğu gibi bu yıl da şirketlerin karşı karşıya kaldığı ekonomik ve finansal koşulların yanı sıra, ihracat, Ar-Ge ve teknoloji faaliyetleri açısından performanslarına ilişkin önemli sonuçlar ortaya koyuyor.

İSO İkinci 500’ün sıralama kriteri olan üretimden satışlar, 2024 yılında 1 trilyon 393 milyar TL’yken, 2025’te yüzde 25.7 artışla 1 trilyon 750 milyar TL’ye yükselmiş.

Bu artış; 2020 sonrasındaki en düşük oran… 2025’te yüzde 25.4 olan yıllık ortalama yurtiçi üretici fiyatları endeksi (Yİ-ÜFE) ile arındırıldığında; üretimden satışların reel olarak binde 2 ile çok sınırlı bir artış kaydetmiş.

2022’de yüzde 10.4; 2023’te yüzde 5.2 ve 2024’te binde 1 olan üretimden satışlardaki reel düşüş eğilimi, İSO 500’de olduğu gibi, İSO İkinci 500’de de üç yılın ardından çok ılımlı düzeyde de olsa artışa dönmüş.

İHRACATÇI SEKTÖRLER REKABETTE ZORLANIYOR

Zorlu küresel talep koşullarına rağmen, Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında yüzde 4.4 artışla 273.2 milyar dolara yükselmiş; sanayi malları ihracatı ise yüzde 4.5 artarak 263.4 milyar dolara ulaşmıştı.

2025 yılında İSO 500’ün ihracatı yüzde 8.4 artışla 104.7 milyar dolara çıkarken, İSO İkinci 500’ün ihracatı yüzde 0.3 düşüş göstermiş. Bu durum, İSO İkinci 500’ün sertleşen küresel rekabet ortamında, pazar payını korumakta ve genişletmekte zorlandığına işaret ediyor.

2025 yılında uygulanan dezenflasyon politikaları ve dış pazarlardaki durgunluk satış gelirleri üzerinde baskı yaratırken, yüksek faiz oranları ve artan finansman yükleri, kârlılık göstergelerini sınırlamaya devam etmiş.

Buna karşılık, şirketlerin maliyet yönetiminde sağladığı göreli başarı, kârlılığın ılımlı düzeyde de olsa korunmasında etkili olmuş.

İSO 500’e benzer şekilde, İSO İkinci 500’de de sanayi kuruluşlarının kârları, 2024 yılındaki sert düşüşlerin ardından 2025’te güçlü nominal artışlar kaydetmiş.

Ancak bu iyileşmede, 2024 yılı kârlılık büyüklüklerinin oldukça düşük seviyelerde gerçekleşmesinin yarattığı baz etkisi belirleyici… Bununla birlikte, 2025 yılında tüm kârlılık rasyoları 2015-2024 ortalamasının altında.

SON ON YILIN EN DÜŞÜK FAALİYET KÂRLARINDAN

2024’ten 2025’e, İSO İkinci 500’ün faaliyet kârı yüzde 35.4 artarak 118 milyar TL’den 160 milyar TL’yeyükselmiş. Faaliyet kârlılığı oranı da yüzde 7.3’ten yüzde 7.7’ye çıkmış.

Yine de bu oran, son on yıl ortalaması olan yüzde 10.9’un oldukça altında… Aynı dönemde İSO İkinci 500’ün vergi öncesi kâr ve zarar toplamı, yüzde 34 artışla 34 milyar TL’den 46 milyar TL’ye yükselmiş.

Vergi öncesi dönem kârlılığı yüzde 2.1’den yüzde 2.2’ye çok sınırlı bir artış gösterirken, bu oran da 2015-2024 ortalaması olan yüzde 6.6’ya göre çok daha düşük.

Bir diğer önemli kârlılık göstergesi olan faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr/zarar toplamı (FAVÖK) ise yüzde 28.8’lik artışla 205 milyar TL’den 264 milyar TL’ye yükselmiş.

Buna karşılık FAVÖK oranı 0.1 puan artışla yüzde 12.7’den yüzde 12.8’e yatay seyretmiş. Bu oran da son 10 yıl ortalaması olan yüzde 14’ün altında.

ZARAR EDEN İŞLETMELERİN SAYISI 2008’DEKİ ZİRVEYE OLDUKÇA YAKIN

2025’te kârlardaki güçlü nominal artışlara rağmen, İSO 500’de olduğu gibi, İSO İkinci 500’de de zarar eden kuruluş sayısı yüksek…

İSO İkinci 500’de vergi öncesi dönem kârı/zararı büyüklüğüne göre; 2024’te 159 ile rekor seviyesine ulaşan zarar eden kuruluş sayısı, 2025’te ılımlı bir düşüşle 155’e geriledmiş.

Ancak yine de bu sayı, 2008 küresel kriz yılından bu yana ikinci en yüksek değer… Operasyonel kârlılığını gösteren FAVÖK büyüklüğünde ise zarar eden firma sayısı üç adet azalarak 27’ye inmiş.

Ancak bu rakam da 2013 sonrasındaki dönemin en yüksek ikinci seviyesini işaret ediyor.

FİNANSMAN GİDERLERİ ARTIYOR

Finansman giderleri geçmiş yıllarda olduğu gibi, 2025’te de hem İSO 500’de hem de İSO İkinci 500’de sanayi kuruluşlarının kârlılıklarında temel belirleyicilerden biri olmayı sürdürüyor.

İSO İkinci 500’ün finansman giderleri yüzde 45.2 oranında artarak 138 milyar TL’ye yükselmiş. Aynı yılda faaliyet kârı ise yüzde 35.4 artışla 160 milyar TL’ye yaklaşmış.

Finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı 5.8 puan daha artarak yüzde 86.7’ye erişmiş. Bu çok yüksek bir oran…

2015-2024 ortalamasının yüzde 47.3 olduğu düşünüldüğünde, bu oran, yıllardan beri sanayicilerin ana faaliyetlerinden elde ettiği kârın çok büyük bir bölümünü, finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığına işaret ediyor.

ÖZKAYNAKLARDA GERİLEME

İSO İkinci 500 borç ve özkaynakların dağılımı açısından da dikkat çekici veriler ortaya koyuyor. 2023’te uygulanan enflasyon düzeltmesi, İSO İkinci 500’ün kaynak yapısını, esas itibarıyla özkaynaklar üzerinden etkilemiş ve kaynak dağılımını iyileştirici rol oynamıştı.

2024’te de özkaynakların payı hafif bir artış göstermişti. 2025’te ise durum tersine dönmüş ve borçların aktifler içindeki payı 7 puanlık artışla yüzde 51.8’e yükselirken, özkaynakların payı yüzde 48.2’ye gerilemiş.

Zayıf seyreden kârlılık performansı özkaynak artışını sınırlarken, hızlı borçlanma eğiliminin sürmesi nedeniyle, kaynak yapısı yeniden hafif borç ağırlıklı hâle gelmiş görünüyor.

MALÎ BORÇLAR DİĞER BORÇLARA GÖRE DAHA FAZLA ARTMIŞ

İSO İkinci 500’de 2024 yılında yüzde 32.2 artan toplam borçlar, 2025’te yüzde 50.2 ile daha hızlı büyümüş. Alt kalemler incelendiğinde; 2024 yılında yüzde 45.1 olan malî borçlardaki artış, 2025 yılında yüzde 52.1’e yükselmiş.

Diğer borçlar ise 2024 yılındaki yüzde 20.6’lık sınırlı artışın ardından, 2025’te yüzde 48.2 ile daha hızlı bir artış göstermiş.

Yani 2021-2023 döneminin aksine, 2024 ve 2025 yıllarında malî borçlar diğer borçların üzerinde büyümüş. 2025’te tüm borçlanma türlerinde artışın hızlanması, kredi maliyetlerindeki yükselişe rağmen, nispeten daha küçük ve orta ölçekli kuruluşların finansal ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla borçlanmak zorunda kaldığının bir göstergesi…

Borçların vadelerine göre gelişiminde ise uzun vadeli malî borçların kısa vadelilere göre daha hızlı artmasının etkisiyle, kısa vadeli malî borçların toplam malî borçlar içindeki payının üst üste üçüncü yıl azalarak 2025’te yüzde 54’e gerilemiş olduğu görülüyor.

Buna karşın, İSO İkinci 500’ün borç stoku kısa vade ağırlıklı yapısını koruyor ve kısa vadeli malî borçların payı 2022 öncesine göre yüksek kalmaya devam ediyor.

TEKSTİL VE HAZIR GİYİMDE  BUNALIM DEVAM EDİYOR

İSO İkinci 500’ün, İSO tarafından oluşturulmuş olan onlu sektör gruplandırmasına göre dağılımına bakıldığında, 2025’te şirketlerin yaklaşık yüzde 62’sinin dört sektör grubunda toplandığı görülüyor.

Söz konusu dört sektör, üretimden net satışların da yaklaşık yüzde 62’sini gerçekleştiriyor. Sayısal olarak bakıldığında; ilk sırada 107 şirketle ‘gıda ürünleri sanayi’ yer alıyor.

Bu sektörü 76 şirketle ‘kimyasal ürünler, plastik ve kauçuk ürünleri sanayi’, 70 şirketle ‘ana metaller ve makine imalat sanayi’, 56 şirketle ‘tekstil ürünleri sanayi’ izliyor.

Sektörlerin üretimden satışlar içindeki paylarına bakıldığında ise, geçen yıla göre ilk üç sektörün payı artarken, tekstil sektörünün payı 2.1 puan azalmış durumda.

Bu azalış, emek yoğun geleneksel sanayi sektörlerindeki zorlanmayı işaret etmesi açısından önem taşıyor. Emek yoğun sektörlerdeki sıkışmanın, kısa vadede istihdamdaki olumsuz etkilerinin artarak devam edeceğini söylemek gerek!

 

 

 

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.