Suriye’de iç savaşla ortaya çıkmaya başlayan cihatçı örgütlerin dehşetinin yönü, kuluçkalandıkları ve buradan farklı coğrafyalara yayıldıkları Irak’a çevrilmişti.
Haziran ayı başlarında, o dönemlerde adı yeni yeni duyulan IŞİD, Irak’ın 4. büyük kenti Musul’u herhangi bir karşı koyuşla karşılaşmadan ele geçirdi.
İlerleyen aylarda (Eylül 2014) yönünü Kobani’ye çevirecek olan IŞİD’in 3 Ağustos günü hedefinde kutsal ve kadim Ezidi kenti Şengal vardı.
3 Ağustos 2014 sabahının erken saatlerinde IŞİD, Musul ve Tel Afer’den hareketle Ezidi nüfusunun yoğun yaşadığı Şengal bölgesine koordineli bir saldırı başlattı.
Bölgeyi korumakla görevli Peşmerge ve Irak güçlerinin hızla geri çekilmesi, sivilleri savunmasız bıraktı.

Binlerce Ezidi Şengal Dağı’na sığındı; açlık, susuzluk ve kuşatma altında günlerce mahsur kaldı.
Birleşmiş Milletler ve bağımsız araştırmalar, bu saldırının Ezidi topluluğunu yok etme niyeti taşıdığını açıkça ortaya koydu.
Bu yanıyla uluslararası kurumlar tarafından kayıt altına alınmış bir “soykırım girişiminden” söz etmek mümkün.
BM’nin Suriye Araştırması Komisyonu 2016’da “Onlar Yok Etmeye Geldiler” başlıklı raporunda, IŞİD’in eylemlerinin soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçları teşkil ettiğini belgelemişti.

IŞİD’in savaş suçlarını belgeleyen UNITAD’ın çalışmaları da bunu destekledi.
Saldırı sırasında yerel direnişçiler, dağa sığınan sivillere koridor açarak binlerce insanın hayatta kalmasını sağladı.
2015’te Şengal’in kurtarılması sürecinde YBŞ (Şengal Direniş Birlikleri) ve kadın birimleri ön plana çıktı.
Katliam sonrasında ortaya çıkan sayılar soğuk birer istatistiksel veriden öte, yüzyıllardır barış içinde yaşayan bir halkın varoluşuna yönelik saldırıyı gösteriyordu.
- – En az 5 bin (bazı tahminlerde 3 bin ila 5 bin 500 arası) kişi katledildi; erkekler toplu infazlara, yaşlı kadınlar idamlara maruz bırakıldı.
- – 6 bin ila 7 bine yakın kadın ve çocuk kaçırıldı, köle pazarlarında “satıldı”, sistematik cinsel şiddete, zorla din değiştirmeye ve işkenceye tabi tutuldu.
- – Yaklaşık 400 bin kişi yerinden edildi; yüz binlercesi dağa, Federe Kürdistan Bölgesi’ne veya Rojava’ya sığındı.
- -90’dan fazla toplu mezar tespit edildi; hâlâ açılmayanlar var ve binlerce kişi hâlâ kayıp.
- IŞİD saldırılarında Ezidi kadınlar ve çocuklar özel hedef haline getirildi.

Katliamın “cins kırımı” (gendercide) boyutu, soykırımın en vahşi yüzünü oluşturdu.
Travma uzmanı Prof. Dr. Jan İlhan Kızılhan’ın İlke TV’ye verdiği mülakatta vurguladığı gibi, cihatçı örgütün asıl hedefi Ezidilerdi ve Ezidi kavmini yok etmek istiyorlardı.
2026 itibarıyla hâlâ binlerce Ezidi Rojava ve Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki kamplarda yaşıyor.
Kentin özgürleştirilmesinin ardından binlerce Êzidî yurtlarına geri dönerken, meclis ve komünler üzerinden yeni bir yaşam örgütledi.
Ezidilerin “74. Ferman” olarak adlandırdığı bu soykırım girişimi, 12 yıl öncesine uzanan geçmiş ancak hafızalarda diri bir travma ve trajedi olmasının yanı sıra hâlâ devam eden adalet arayışı, yerinden edilme ve sürmekte olan kimlik tehdidi olarak toplumsal bellekteki yerini koruyor.
Ancak Şengal’e dönük saldırılar son bulmuş değil. Êzidîlerin “74. Ferman” olarak nitelendirdiği saldırılarda kaçırılan çok sayıda kişinin akıbeti aradan geçen 12 yıla rağmen hala bilinmiyor.

‘Ulusal birlik olmazsa yeni fermanlar kaçınılmaz’
1990’lı yıllarda yaptıkları şarkılarla birçok katliama maruz bırakılan Êzidîlerinin yaşadıklarını geniş bir kitleye duyuran Koma Zerdeşte Kal’ın üyelerinden Zînê Botanî, katliamın yıl dönümü nedeniyle MA’ya değerlendirmelerde bulundu.
12 yıl geçti acılar ilk günkü gibi
Fermanın üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen acıların ilk günkü gibi taze olduğunu belirten Zînê Botanî, şunları söyledi:
“12 yıl önce Êzidîlerin uğradığı ferman Kürt halkının topyekun uğradığı bir fermana dönüştü. Êzidîler katledildi ancak inancı fark etmeksizin bütün Kürt halkı acılar yaşadı. Êzidî halkının acısı Kürt halkının acısıdır. 1990’lı yıllarda Êzidîlerin uğradığı katliamları dünyaya duyurmak amacıyla elimizden geldiği ölçüde bir ses olduk. Başka katliamlar olmasın diye onların sesini müzik ile duyurmaya çalıştık. Êzidîlerin tarihi Kürt halkının tarihidir. Tarih bize dini inancı ne olursa olsun Kürtlerin bir olduğunu söylüyor. Hepimiz ezdayız. Bu karanlık günlerin olmaması için, 74 fermana uğrayan Êzidîlerin bir daha fermana uğramaması için birliğimizi sağlamamız gerek. İnancı ne olursa olsun tek halkız. Bir Êzidî katledildiğinde aynı zamanda bir Kürt katledilmiş oluyor. Bunu hiçbir zaman unutmamız gerek.”
‘Kimse tarihini unutmamalı’
Tarih boyunca Êzidîlerin çok acı yaşadığını vurgulayan Zînê Botanî,şöyle devam etti:
“Benim ömrüm sanat ile geçti. 7 yaşından beri şarkı söylüyorum. Söylediğim her şarkıda, kılamda Kürt halkının acılarını dile getiriyorum. Êzidîlerin kadim bir tarihi var. Bunun daha iyi anlatılması için şarkı sözleri az kalıyor. Kimse tarihini unutmamalı. Hepimiz biriz. Artık ölümler, katliamlar ve fermanlar olmasın. Katledilmek Kürt halkının kaderi değil. Kürt halkının kader birliğidir. Kürtler 12 yıl önce Şengal’de yaşananları unutursa varlığını unutmuş olur. Her gün Êzidî çocuk ve kadınların yaşadıklarını hatırlamamız gerek. Bunu yaparsak hafızamız diri kalır. Bunu yaparsak yeni fermanlara hazırlıklı olur, önünü alırız. 74 ferman Kürt halkının başına gelen binlerce fermandan sadece birkaç tanesi. Kürtler birbirine sahip çıkmalı.”
‘Şengal’in sesi ve soluğu olmamız gerek’
Şengal’e dönük 12 yıl önce IŞİD’in saldırılarında en çok kadın ve çocukların hedef alındığını hatırlatan Zînê Botanî, “Kadın ve çocuklar fermanda katledildi, kaçırıldı, köle pazarlarında satıldı. Aradan 12 yıl geçti daha yeni yeni özgürleşenler oluyor, bazıları ise hala esir. Binlerce kemik toplu mezarlarda. Katledilen her çocuk ve kadın Kürt halkının namus ve onurudur. Kürt halkı namus ve onurunu kimsenin elinde bırakmamalı. Hala sürgünde ola, kamplarda kalan Êzidîler var. Elimizden geldiği ölçüde onlara yardım etmemiz gerek. Düşman saldırdığı zaman ayrım yapmıyor. Bizim de ayrım yapmadan herkese yardım etmemiz gerek. Her konuda Şengal’in sesi ve soluğu olmamız gerek” ifadelerini kullandı.
‘Şengal hala tehlike altında’
Aradan geçen 12 yılda Şengal’e dönük saldırıların farklı uygulamalar ile sürdüğüne dikkati çeken Zînê Botanî, şunları söyledi:
“12 yıl önce IŞİD saldırdığında uluslararası güçler gözlerini kapattılar. Aradan geçen 12 yılda daha gözlerini açmadılar. Şu an hala Şengal bir tehlike altında. Farklı anlaşma ve uygulamalar ile Êzidîler öz savunmasız bırakılmak isteniyor. Buna karşı başta Êzidîler olmak üzer bütün Kürt halkı ayağa kalmalı. Önümüzde istemediğimiz kötü senaryolar olabilir. Buna karşı her yerde hazırlıklı olmak gerek.”
Düzenlenecek anmalara katılım çağrısı yapan Zînê Botanî, “Bu katliamın yıl dönümünde herkes anmalara katılarak Şenga’in sesi olmalı. Bu fermanın son ferman olması için ulusal birlik şart.” diye konuştu.
FEDA ve DAKB: Êzidî soykırımı tanınmalı, Şengal yeniden inşa edilmeli
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), 3 Ağustos 2014’te Şengal’a yönelik soykırım saldırılarının yıldönümü dolayısıyla 74’üncü Ferman’ı kınadı.
Yazılı bir açıklama yapan FEDA ve DAKB, IŞİD’in soykırım saldırılarının yıldönümünde “Êzidî toplumunun 74. Ferman olarak adlandırdığı bu saldırıda binlerce insan katledilmiş, kadınlar ve kız çocukları köleleştirilmiş, çocuklar ailelerinden koparılmış, yüz binlerce insan ise topraklarını terk etmek zorunda bırakılmıştır” diye hatırlattı.
Dünyanın dört bir yanına sürgün edilen Êzidî halkı ve dostlarının mücadelesi sonucunda Şengal’de yaşananların, Birleşmiş Milletler tarafından da soykırım olarak tanındığı ifade edildi.
Açıklamada, bu soykırımın “insanlık vicdanında silinmeyecek izler bırakan en ağır suçlardan biri olarak kabul edildiği” vurgulandı.
Ancak aradan geçen yıllara rağmen binlerce Êzidî hâlâ kayıp olduğu ve faillerin önemli bir bölümü adalet önüne çıkarılmadığı belirtildi.
Soykırımın yaraları tam anlamıyla sarılmadığını ifade eden iki kurum, şunları ekledi:
“Aynı şekilde başta Irak devleti olmak üzere ilgili devletlerin Êzidî halkına yönelik gerçekleştirilen bu fermanı ve soykırımı resmen tanımamış olması da ciddi bir sorundur. Soykırımın resmî olarak tanınması, faillerin yargılanması, kayıpların akıbetinin açıklanması, Şengal’in yeniden inşası ve Êzidî halkının güvenli, özgür ve onurlu bir yaşam sürdürebilmesi için gerekli hukuki ve siyasi güvencelerin sağlanması uluslararası toplumun ve ilgili devletlerin ertelenemez sorumluluğudur.”
‘Şengal’i unutmadık, unutturmayacağız’
“Demokratik Alevi Federasyonu FEDA ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği DAKB olarak diyoruz ki; ülkemizde uzun zamandır üzerinde çalışılan Demokratik toplum sürecinin, tüm halklar ve inançlar açısından kalıcı barışa, anayasal güvenceye, eşit yurttaşlığa ve inanç özgürlüğüne dayalı demokratik düzenlemelerle sonuçlanmasını talep ediyoruz. Gerek Êzidî halkının gerek Alevi ve diğer halkların, demokratik hakları olan eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü taleplerini ediyoruz ve bu mücadeleyi sonuna kadar kararlılıkla sürdüreceğiz. Şengal Soykırımı’nda yaşamını yitirenleri saygıyla anıyor, kayıp yakınlarının adalet mücadelesini sahipleniyoruz. Şengal’i unutmadık, unutturmayacağız!”

Şengal Soykırımı’nı anma etkinlikleri
3 Ağustos Fermanı’nın 12’nci yıldönümü vesilesiyle Şengal Eski Çarşı’da Êzdîxan Gençlik Birliği ve Êzidîxan Demokratik Toplum Dil ve Eğitim Kurumu tarafından başlatılan anma programı, büyük bir katılımla devam ediyor.
Şengal’in dört bir yanından birçok yurttaş çarşıyı ziyaret ederek, soykırımda hayatını kaybedenleri andı.
Aynı zamanda, Şengal Halk Komünü Belediyeleri yöneticileri ve üyeleri tarafından aynı yerde bir basın açıklaması yapıldı.
Açıklamayı okuyan Belediye Yönetim üyesi Silêman Kito, fermanda katledilenleri anarak, bugün bu kutsal topraklarda özgürce toplanabilmelerinin ve şehitlerini anabilmelerinin, bu şehitlerin fedakarlığı, kanı ve emeği sayesinde olduğunu belirtti.
Silêman Kito, “Bu büyük felaketin 12. yıldönümüne yaklaşırken, ne yazık ki yüzyılın fermanı olarak bilinen bu soykırım, Irak merkezi hükümeti de dahil olmak üzere dünyanın birçok ülkesi tarafından yasal ve resmi olarak soykırım olarak tanınmamıştır” dedi.
Irak hükümetini bu sessizliğe son vermeye çağıran Silêman Kito, Irak devletinin Êzidî toplumunun meşru ve yasal hak ve ayrıcalıklarını tanımasının ve bu toplumun çektiği acıları resmi olarak ele almasının zamanının geldiğini söyledi.
Ayrıca, Bağdat’tan bir grup Arap aktivist ve aydın da etkinliğe katılarak Êzidî toplumuna desteklerini dile getirdi.
Anma etkinliği, bölge halkının katılımıyla geç saatlere kadar devam etti.

Êzidî göçmenlerin dönmesi için koşulların sağlanması çağrısı
Zaho sınırındaki Çemişko Kampı’nda kalan Êzidîler, 3 Ağustos 2014’teki fermanda katledilenleri anarak, evlerine dönmeleri için gerekli koşulların sağlanması talebinde bulundu.
#3êTebaxêJiBîrNekin hashtag eylemi
Özgür Kadın Hareketi, IŞİD’in 3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal’de Ezidilere dönük gerçekleştirdiği saldırıların yıldönümü dolayısıyla bu akşam saat 20.00’de sanal medya platformu X’te hashtag çalışması gerçekleştirecek. Özgür Kadın Hareketi #3êTebaxêJiBîrNekin etiketiyle gerçekleştirilecek çalışma için çağrıda bulundu.




