Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikası (OTİS) KYK yurtlarında yaşanan mobbing, işten çıkarma ve sürgünlere karşı basın açıklaması yaptı. OTİS yöneticisi Ferdağ Dalgıç’ın haksız yere sürgün edildiği vurgulanan açıklamada “Sendikal faaliyetlere yönelik baskılar ve mobbing uygulamaları derhal son bulmalıdır. İşçilerin anayasal örgütlenme hakkına saygı gösterilmelidir.
İş sağlığı ve güvenliği önlemleri eksiksiz uygulanmalı, angarya ve keyfi görevlendirmelere son verilmelidir. Bugün buradan bir kez daha ilan ediyoruz: KYK yurtlarında işçileri baskıyla, sürgünle, mobbingle ve işten atma tehdidiyle susturmaya çalışan bu düzeni kabul etmiyoruz” denildi.
OTİS üyesi işçilerin açıklaması şöyle:
“Değerli basın emekçileri, değerli emekçiler, emek ve demokrasi örgütlerinin temsilcileri, kadın örgütleri ve emekten yana olan Afyonkarahisar halkı;
Bugün burada, Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde, uzun süredir KYK yurtlarında sistematik hâle gelen mobbingi, sürgünleri, işten çıkarmaları, yöneticilerin keyfi uygulamalarını, işçi ve sendika düşmanlığını teşhir etmek ve sendikamız OTİS yöneticisi Ferdağ Dalgıç’a yönelik hukuksuz sürgün kararına karşı sesimizi yükseltmek için bir araya geldik.
Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı yurtlarda işçiler, sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları ile anayasal sendikal hakları için mücadele ettikçe yeni baskılarla karşı karşıya kalmaktadır. İşçiler insanca çalışma koşulları talep ettiğinde, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin uygulanmasını istediğinde ve örgütlenme hakkını kullandığında karşısına hukuksuz uygulamalar, baskılar ve cezalandırmalar çıkarılmaktadır.
Bugün burada bulunmamızın nedeni de bu saldırıları teşhir etmektir.
Sendikamız OTİS yöneticisi Ferdağ Dalgıç, sendikal mücadelesi nedeniyle çalıştığı yurttan başka bir yurda sürgün edilmiştir. Kısa süre önce yine sendikamız üyesi Naciye Kabak hukuka aykırı şekilde işten çıkarılmıştır. İşçilerin mücadelesi sürgünlerle, işten çıkarmalarla, baskılarla ve çeşitli iftiralarla engellenmeye çalışılmaktadır.
Ancak bilinmelidir ki Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikası olarak bu saldırılar karşısında sessiz kalmayacağız. Gerekli hukuki süreçleri başlatmış bulunuyoruz. Hiçbir üyemizi yalnız bırakmayacağız. Mobbingi, kuralsız çalışmayı, iş güvencesine yönelik saldırıları, iş sağlığı ve güvenliğini hiçe sayan uygulamaları, sürgünleri ve sendikal baskıları durdurana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Bugün bu kurumda İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun uygulanması dahi büyük ölçüde OTİS üyesi işçilerin kararlı mücadelesi ve açtığımız davalar sonucunda mümkün olmuştur. İş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının görevlendirilmesi, idarenin kendiliğinden attığı adımlar değil; işçilerin haklı mücadelesinin ve işçiler lehine sonuçlanan onlarca mahkeme kararının sonucudur.
Mevcut yetkili sendika ve işçilerin haklarını savunmak yerine idareyle uyum içinde hareket eden diğer sendikalar, bu sömürü düzeninin sürdürülmesine ortak olurken, OTİS üyesi işçiler işten çıkarılmayı, sürgünü ve baskıyı göze alarak yalnızca kendi haklarını değil, bu kurumda çalışan bütün işçilerin kazanılmış haklarını savunmaktadır. Bugün bu kurumun yönetimine İş Kanunu’nu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nu ve anayasal sendikal hakları öğretenler, mücadeleden vazgeçmeyen OTİS üyeleridir.
Bu kurumda işçi sağlığı ayaklar altındadır. En temel kişisel koruyucu donanımlar dahi işçilere eksiksiz sağlanmazken, sığınağı basan kanalizasyon sularının temizlenmesi için işçiler maskesiz ve ayaklarında terlikle çalıştırılmıştır. İşçi sağlığı ve güvenliği, maliyet hesabına kurban edilmektedir.
Kamuoyu, gerekli önlemler alınmadan kanalizasyon çalışmasına gönderildiği için enfeksiyon kaparak yaşamını yitiren Zafer Açıkgözoğlu’nu unutmadı. İşçi sağlığını hiçe sayan anlayışın bedeli kimi zaman işçilerin yaşamıyla ödenmektedir. Biz yeni acılar yaşanmasını istemiyoruz. İşçinin canı, hiçbir kurumun ihmalkârlığından daha değersiz değildir.
Bu kurumda iş tanımı fiilen ortadan kaldırılmıştır. İşçilere sürekli angarya işler yüklenmekte, zaman zaman yöneticilerin kişisel işleri dahi yaptırılmaktadır. Ağır çalışma temposu ve insanlık dışı çalışma koşulları nedeniyle çok sayıda emekçi bel ve boyun fıtığı, kas yırtıkları, tenisçi dirseği gibi meslek hastalıklarıyla yaşamaya mahkûm edilmektedir.
Kurum yöneticileri ve onların emrine girmiş sarı sendikalar eliyle KYK yurtları adeta bir baskı düzeniyle yönetilmektedir. İşçiler üzerinde mobbing kurulmakta, hak arayanlar cezalandırılmakta, örgütlenmek isteyenler sürgün edilmekte, işten çıkarılmakta ve tehdit edilmektedir. Ancak bilinmelidir ki bu baskılar, işçilerin örgütlenme iradesini kıramayacaktır.
Buradan Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ve Gençlik ve Spor Bakanlığına açıkça sesleniyoruz:
Ferdağ Dalgıç hakkındaki sürgün kararı derhal geri çekilmelidir.
Sendikal faaliyetlere yönelik baskılar ve mobbing uygulamaları derhal son bulmalıdır.
İşçilerin anayasal örgütlenme hakkına saygı gösterilmelidir.
İş sağlığı ve güvenliği önlemleri eksiksiz uygulanmalı, angarya ve keyfi görevlendirmelere son verilmelidir.
Bugün buradan bir kez daha ilan ediyoruz: KYK yurtlarında işçileri baskıyla, sürgünle, mobbingle ve işten atma tehdidiyle susturmaya çalışan bu düzeni kabul etmiyoruz. Bu düzen değişecek! İşçilerin korkuyla değil güven içinde çalıştığı, sendikal haklarını özgürce kullanabildiği, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin eksiksiz uygulandığı, emeğin ve emekçinin onuruna yakışır çalışma koşullarının hâkim olduğu bir çalışma yaşamını mutlaka kuracağız.
Ne sürgünler bizi durdurabilir ne işten çıkarmalar ne de baskılar mücadelemizi engelleyebilir. Çünkü biz haklıyız, çünkü biz örgütlüyüz. Bugün bir üyemize yapılan saldırı karşısında sessiz kalırsak yarın aynı saldırılar bütün işçilere yönelecektir. Bu yüzden tek bir üyemizi dahi yalnız bırakmayacak, her saldırının karşısına daha güçlü bir dayanışmayla ve daha güçlü bir örgütlülükle çıkacağız. Hiçbir güç örgütlenme ve mücadele iradesini kuşanmış işçilerin önünde duramaz.
KYK yurtlarında emek düşmanı bu düzeni değiştireceğiz. İşçilerin alın terini değersiz gören anlayışı, örgütlü mücadelemizle gerileteceğiz. Bu mücadele yalnızca Ferdağ Dalgıç’ın, Naciye Kabak’ın ya da OTİS üyelerinin mücadelesi değildir. Bu mücadele, emeğiyle yaşayan herkesin mücadelesidir. Kazanan; sürgünler değil, örgütlü işçiler olacaktır. Kazanan; baskı değil, dayanışma olacaktır.
Sürgünler bizi yıldıramaz!
İşten çıkarmalar bizi susturamaz!
Mobbing ve baskılar örgütlü mücadelemizi engelleyemez!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yaşasın işçilerin birliği!
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”




