• Ana Sayfa
  • Manşet
  • 88 yaşında Strazburg’tan Cudi’ye: Bir mezar taşının peşinde 4 bin 600 kilometrelik yolculuk

88 yaşında Strazburg’tan Cudi’ye: Bir mezar taşının peşinde 4 bin 600 kilometrelik yolculuk

20 yıldır oğlunun mezarını arayan 88 yaşındaki Fatime Ülüş, solunum cihazıyla bir mezar taşı fotoğrafının peşinden Fransa’nın Strazburg kentinden 4 bin 600 kilometre yol kat ederek Şırnak’taki Cudi Dağı’na çıktı.

88 yaşında Strazburg’tan Cudi’ye: Bir mezar taşının peşinde 4 bin 600 kilometrelik yolculuk
88 yaşında Strazburg’tan Cudi’ye: Bir mezar taşının peşinde 4 bin 600 kilometrelik yolculuk
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 4 Ağustos 2026 09:59
  • Güncellenme: 4 Ağustos 2026 10:17

40 yılı aşkın süren çatışmalı süreçte 10 binlerce kişi yaşamını yitirdi.

Savaşta yaşanan kayıpların ardından tarifsiz acılar kalırken, evlatlarını yitiren kimi annelerin acısı; sarılacak, ziyaret edecek bir mezarları olmadığı için daha da derinleşti.

Uzun yıllar çocukları ya da eşlerine ait bir mezar hasretiyle yaşayan birçok anne, bu son dilekleri gerçekleşmeden hayata gözlerini yumdu. Hayattaki anneler ise bir mezar taşı umuduyla mücadelelerini sürdürüyor.

Bir annenin mezar mücadelesi

Bu annelerden biri olan Fatime Ülüş, 88 yaşında Fransa’nın Strazburg kentinden 6 gün boyunca 4 bin 600 kilometre yol kat ederek, Şırnak’ta bulunan 2 bin metre yüksekliğindeki Cûdî Dağı’nın yolunu tuttu.

Çatışmalarda yaşamını yitiren PKK’liler için 2013-2015 yılları arasındaki diyalog sürecinde birçok kentte mezarlıklar inşa edildi. Ancak sürecin sonlandırılmasıyla bu mezarlıklar bombalandı, iş makineleriyle yıkıldı.

Yıkılan mezarlıklardan biri de Fatime Ülüş’ün oğlu Cihan Ülüş’ün (mezarının bulunduğu Şırnak’ın Sipîndarok köyündeki mezarlıktı.

2013 yılında inşa edilen mezarlığa askerler tarafından 11 Ekim 2025 tarihinde yapılan saldırıda, mezarlığın etrafını saran duvar, ibadet için inşa edilen cami ve misafirhane tamamen yıkıldı.

Aradan geçen 11 yılda “askeri güvenlik bölgesi” adı altında mezarlığa ziyaretlerin gerçekleştirilmesine izin verilmedi.

Ta ki Fatime Ülüş, oğlu Cihan Ülüş’e ait mezar taşından bir parçayı görene kadar.

Bir fotoğraf umut oldu

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Sevdîllî köyünde 17 Mart 1978’de doğan Cihan Ülüş, siyasi baskılar nedeniyle 1987-1989 yıllarında Avrupa’ya giden 5 kardeşinin peşinden Avrupa’ya gitti.

Çocuklarının hasretine dayanamayan anne Fatime Ülüş de 1996’da Avrupa’ya yerleşti.

Cihan Ülüş, 1999’da PKK’ye katıldı.

31 Mart 2006’da Cudi’de çıkan bir çatışmada 3 arkadaşıyla birlikte hayatını kaybeden Ülüş’ün ailesi, 7 Nisan 2006’da cenazeyi almak için Silopi ilçesine geldi ancak girişimleri sonuçsuz kaldı.

Aile, cenazelerden hiçbir haber alamamaları üzerine İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) başvuru yaparak ilçeden ayrıldı. İlerleyen yıllarda cenazenin gömüldüğü mezarı bulmak için birçok yola başvuran ailenin bu girişimleri de sonuçsuz kaldı.

Ailenin bu arayışını 20 yıl sonra bir sonuca ulaştıran ise sosyal medyada paylaşılan bir mezar taşı parçası oldu.

Strazburg’ta Cihan Ülüş’ün ablası Sultan Yakışan’ın kiracısının, mezar taşını video içerik uygulaması TikTok’ta görmesi aileyi Cudi’ye kadar sürükledi.

Söz konusu paylaşımı 27 Aralık 2025’te gördüklerini belirten Sultan Yakışan, annesinin o tarihte hastanede kalp ve KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) tedavisi gördüğünü belirterek, fotoğrafı gördükten sonra sağlık durumunun iyiye gittiğini ve mezarı görmenin son dileği olduğunu kendilerine aktardığını söyledi.

Bunun üzerine 4 kardeş, annelerinin sağlık durumunun iyileşmesi üzerine onu Cudi’ye götürme sözü verdi.

Mehmet ile Hasan Ülüş ve Elif ile Sultan Yakışan kardeşler, bu sözlerini 27 Temmuz’da yerine getirerek bir karavanla ve annelerinin solunum cihazlarını yanlarına alarak Strazburg’tan yola çıktı.

Aile 6 gün boyunca 4 bin 600 kilometre yol aldı.

Yol boyunca ağıt

Karavanın içinde hazırlanan yatakta uzanmış vaziyette binlerce kilometreyi solunum cihazıyla kat eden Fatime Ülüş, haberini yapmak için gittiğimi görünce yaşadıklarını MA’ya anlattı.

Kalp, tansiyon ve KOAH hastası olan Fatime Ülüş, oğluna ait mezar taşının fotoğrafını gördüğünde iyileştiğini ve onu görme arzusuyla günlerdir gözlerine uyku girmediğini söyledi.

Yolda giderken yaşadıklarını Kürtçe ve Türkçe seslendirdiği ağıtlarla dile getiren Fatime Ülüş, 12 çocuk dünyaya getirdiğini, 5 çocuğunu hastalık nedeniyle kaybettiğini ifade etti.

Eşi Tacim Ülüş’ü 2017’de kaybettiğini belirten Fatime Ülüş, eşinin uzun yıllar oğlu Cihan Ülüş’ün bir mezarının olması için çaba gösterdiğini ve bu hasretle yaşamını yitirdiğini söyledi.

Bir yıl önce İzmir’de gümrükte “örgüt propagandası” gerekçesiyle gözaltına alındığını belirten Fatime Ülüş, ilerleyen yaşı ve hastalıklarından kaynaklı “cezaevinde kalamaz” denilerek serbest bırakıldığını sözlerine ekledi.

Son bir kilometre

Cudi’ye karavanla çıkmakta zorlandıkları için aracı Gelîyê Hirçê alanında bırakmak zorunda kaldılar. Yola kömür ocaklarında çalışanların yardımıyla araziye uygun araçlarla devam ettiler. Ancak mezarlığa bir kilometre kala yolun selden zarar görmesi nedeniyle araçlarla mezarlığa ulaşılamadı. Yaklaşık iki kilometre yolu tırmanmak gerektiğinden Fatime Ülüş’ün mezarlığın olduğu alana çıkması mümkün olmadı. Yüz metre kadar sırtta taşınarak çıkarılmaya çalışılan Fatime Ülüş’ün kalbinin sıkışması üzerine olduğu yerde bırakıldı. Dört bin altı yüz kilometre yol kat edebilen Fatime Ülüş arkada bırakılırken, çocukları yola devam etti ve 11 yıl sonra mezarlığa ilk ziyaret gerçekleştirildi.

‘Hepsi benim kardeşim’

Yıkılan mezarların arasında kardeşlerine ait bir parça mezar taşı arayan kardeşler, mezarlığın yıkılmasına tepki gösterdi. Kürt meselesinin çözümü için yürütülen sürece değinen Elif Yakışan, “Mezarlık yeniden inşa edilsin. Bu mezarlıkta bulunanların hepsi benim kardeşim, hepsi Cihan. Onurlu bir barışın yolu bu mezarlıklardan geçiyor. Artık kimse ölmesin. Bu anneleri bu ızdıraptan kurtarın. Kardeşimin mezarı burada ama hangisi bilmiyorum. Binlerce kilometre geldik ancak annem dağın eteğinde kaldı, buraya çıkamadı. Ülkenin bütün değerleri burada gömülü. Her şeye rağmen biz barış istiyoruz” dedi.

Kardeşlerinin isminin yazıldığı mezar taşını uzun arayışlar sonucu bulan kardeşler gözyaşlarına hakim olamadı. Mezar taşını koklayıp öpen kardeşlerin, annelerini görüntülü arayarak mezar taşını göstermesinin ardından uzun süre gözyaşı döküldü ve ağıtlar yakıldı.

‘Onurlu bir barış istiyoruz’

Mezar taşının bulunması üzerine Cihan Ülüş’ün abisi Hasan Ülüş, yola çıkma serüvenlerini şu sözlerle anlattı:

“20 yıldır birçok girişimde bulunduk ama mezarı bulamadık. Annem hastaydı; karavan ve özel ekipmanlar ile yola çıktık. Zor da olsa mezarlığı bulduk. Her şeye rağmen geldik. Annemin kalbi sıkıştı, buraya çıkamadı ama mezar taşını bulduk. Diğer aileler de buraya gelerek mezarlığı ziyaret etmeli. Onurlu bir barış istiyoruz.”

Bir avuç toprağı annelerini götürdüler 

Kardeşler, mezarlıkta bulunan her mezardan bir avuç toprak toplayarak annelerine götürdü. Fatime Ülüş, bu toprağı uzun uzun koklayarak ağıtlar yaktı. Aile, yanlarındaki toprak ve mezarlıktan topladıkları taşlarla Cudi’de ayrılarak Kahramanmaraş’a doğru yola çıktı. Toprak ve taşlar, Cihan Ülüş için köyde yapılan sembolik anıtta kullanılacak.

‘Kokusunu aldım’

Geri dönüş yolunda duygularını anlatan anne Fatime Ülüş, “Her şeye rağmen oğlumun mezarının yer aldığı yere geldim. Onun kokusunu aldım. Artık gönül rahatlığıyla ölebilirim. Üstümden büyük bir yük kalktı, rahatladım. Bütün annelerin çocuklarının mezarlarına sarılma ve koklama hakkı var. Ben mezarlıktan toprak aldım, son nefesime kadar onu koklayacağım. Benim başım oğlum ile dik. Eğer mezarlık onarılır, yol yapılırsa ve ben ölmezsem seneye yine geleceğim. Bu sefer oğlumun mezarına sarılmak ve onun kokusunu daha çok içime çekmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

‘Mezarlıklar onarılsın’ çağrısı

Aileye eşlik eden Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) Şırnak Şube Yöneticisi Fahrettin Salgucak ile MEBYA-DER Amed Şube Yöneticisi Mehmet Pervane, süreçte mezarlıkların bir samimiyet testi olduğunu, barışın ancak mezarlıkların inşasıyla tesis edilebileceğini belirtti. Bir an önce mezarlıkların onarılması çağrısında bulundu. (MA)