• Ana Sayfa
  • Ekonomi - Emek
  • Madencilerin hak mücadelesine aileleri de destek verdi: ‘Sadaka değil Kendi paramızı istiyoruz

Madencilerin hak mücadelesine aileleri de destek verdi: ‘Sadaka değil Kendi paramızı istiyoruz

Yıldızlar SSS Holding bünyesinde Eskişehir’de faaliyet gösteren Doruk Madencilik’te çalışan Türk Maden-İş üyesi maden işçileri, Meclis’e yürüme talepleri polis tarafından karşılık bulmayınca Ankara Garı’nın önüne yürüdü. Türk Maden-İş Sendikası Orta Anadolu Şube Başkanı Talih Kocabıyık burada yaptığı açıklamada “Eğer 600 tane vekil bir tane işverene söz geçiremiyorsa açıkça söylüyorum: ‘Bırak, yapma bu işi” diye konuştu. Madencilere aileleri de deatek verdi. Bir madenci çocuğu da “Babamların hakkını vermelerini isterim, başka bir şey istemiyoruz zaten. Biz ondan sadaka değil, paramızı istiyoruz. Kendi paramızı” dedi.

Madencilerin hak mücadelesine aileleri de destek verdi: ‘Sadaka değil Kendi paramızı istiyoruz
Madencilerin hak mücadelesine aileleri de destek verdi: ‘Sadaka değil Kendi paramızı istiyoruz
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 4 Ağustos 2026 16:52
  • Güncellenme: 4 Ağustos 2026 16:55

Yıldızlar SSS Holding bünyesinde Eskişehir’de faaliyet gösteren Doruk Madencilik’te çalışan Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Türk Maden-İş) üyesi maden işçileri, resmi taahhütlere rağmen alacaklarının ödenmediği gerekçesiyle başlattıkları eylemlerini sürdürüyor.

9 gündür seslerini duyurabilmek için her gün farklı eylemler gerçekleştiren işçiler, bugün Ulus Atatürk Heykeli önünde bir araya gelerek TBMM’ye yürümek üzere buluştu. İşçilerin eylemine eşleri, çocukları, çok sayıda vatandaş da destek verdi.

“Maden şehitlerimiz aramızda: Tayfun, Hüseyin, Hulusi, Mehmet, Uğur, Akif”, “18 yıllık tazminatımı istiyorum”, “Sesimizi duyan yok mu?”, “Gemileri yaktık, yeni deniz şart”, “Kırılan baret değil, umutlarımız”, “Sayın Cumhurbaşkanım, duy sesimizi”, “3 aydır maaş alamıyorum” yazılı dövizler sergileyen işçiler ve aileleri, “Madenci burada, vekiller nerede”, “Hırsız Sebo”, “Ali Başkan nerede, biz oradayız”, “Ankara uyuma, madencine sahip çık” sloganları atarak baretlerini yere vurdu ve sık sık ıslık çaldı.

İşçilerin Meclis’e yürüyüşüne polis tarafından izin verilmedi. Yürüyeşe izin verilmemesine tepki gösteren Türk Maden-İş Genel Başkanı Nurettin Akçul, alanda 100’e yakın işçi olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Sadece buradakiler değil, mağdur olanların toplamı 580 kişi. Gelemeyen arkadaşlarımız tarlada, tavuk kümeslerinde, inşaatlarda ekmek rızkının peşindeler. Burada 600 kişilik bir mağduriyetin sesi var. Burası Ankara’nın kalbi, Ulus Meydanı. Şimdi bu Ulus Meydanı’ndan mağdur arkadaşlarımız adına seslenmek istiyorum: ‘Bunlar kaçak göçek değil, arsız hırsız değil. Bunlar adam gibi adamlar, bunlar maden işçisi. Bunlardan niye çekiniyorsunuz? Bunlardan niye korkuyorsunuz? Utanmazlar. Emniyet mensubu arkadaşlarımız birer emir kulu. Onlara verilen talimatları az önce istişare ettik. Diyoruz ki, bırakın buradan Meclis’e kadar sessiz, trafiği de aksatmadan yürüyüşümüzü yapalım. Müsaadenin verilmeyeceğini tahmin ediyorum. Birazdan bizim yolumuzu kesecekler. Tekrar ediyorum, buradakiler anarşist, hırsız, başka bir ülkenin insanı değil. Bunlar adam gibi maden işçileri. Açın yolumuzu, hedefimize ulaşalım. Basın açıklamamızı yapalım.'”

‘600 tane vekil bir işverene söz geçiremiyorsa bu işi yapmasın’

Akçul’un ardından söz alan Türk Maden-İş Sendikası Orta Anadolu Şube Başkanı Talih Kocabıyık da Ankara Valisi’ne ve ilgili bakanlıklara seslenerek, “Bizim niyetimiz halis. Ülkemizin en büyük kurumu, altı yüz tane vekilimizin temsil ettiği karar mekanizması. Meclis’e yürüyüp haklarımızı iletmek, dertlerimizi ve taleplerimizin karşılanması için taleplerimizi söylemek. Eğer 600 tane vekil bir tane işverene söz geçiremiyorsa açıkça söylüyorum: ‘Bırak, yapma bu işi.’ Alınan önlemleri görüyoruz. Çocuklarla, ailelerle beraber önde olmak üzere ben yürüyüşüme hazırım. Hedefimiz TBMM…” dedi.

Güvenlik güçleri ile yapılan uzun süren görüşmelerin ardından taraflar arasında uzlaşma sağlandı. Varılan anlaşma doğrultusunda işçilerin, Ankara Garı önüne yürümelerine izin verildi. Yürüyüş öncesi Akçul, garın oraya kadar izin verildiğini belirterek, “Şimdilik oraya yürüyeceğiz ondan sonrası Allah kerim. Biz haklarımızı alıncaya kadar Ankara’dan ayrılmayacağız. Bugün Ankara’nın kalbi Ulus Meydanı olur, yarın Kızılay’ın kalbi Kızılay Meydanı olur ama bu mücadele devam edecek. Haklarımızı alıncaya kadar da Ankara’yı terk etmeyeceğiz çünkü haklıyız. Haklı olduğumuz için de güçlüyüz” diye konuştu.

Konuşmaların ardından işçiler, “Madenciyi hor gören, geleceği zor görür”, “İşçi burada, vekiller nerede?”, “3 aydır maaş alamıyorum”, “Hak, hukuk, adalet”, “Hırsız Sebo”, “Ankara’ya selam, direnişe devam”, “18 yıllık tazminatımı istiyorum”, “Etkisiz, yetkisiz Ali Vahit”, “Emeğin hakkı susturulamaz”, “Ankara’ya selam, direnişe devam”, “Ankara uyuma, madencine sahip çık” sloganları eşliğinde Gar’ın önüne yürüdü.

İşçiler, Gar’ın karşısında aileleriyle birlikte bekleyişlerini sürdürüyor.

Aileleri de destek verdi: ‘Sadaka değil Kendi paramızı istiyoruz’

Eyleme işçilerin aileleri de destek verdi. Bir madenci eşi ve hasta oğlu ile birlikte geldiğini belirterek, “Çok mağduruz, tez zamanda tazminatlarımızı yatırsın” dedi. Oğlu için Beypazarı’ndan geldiğini söyleyen işçi annesi de “Kaç senedir çocuklarım rezillik çekiyor, borç içindeler. İki tane torunum var, çocuklara bez alacak, mama alacak para yok” diye konuştu.

 

Bir çocuk da ablasının üniversiteye, kendisinin ise liseye geçtiğini kaydederek, “İkimiz de yurtta kalacağız, yurdun parasını nasıl karşılayacağımızı bilmiyoruz, paramız yatmadığı sürece” dedi.

Başka bir madenci eşi de “Bıktık artık. Haklarını versinler. Herkes yoluna baksın. Tek istediğimiz bu” dedi. Çocukların kendilerini beklediğini belirten madenci eşi, haklarını alıncaya kadar gitmeyeceklerini söyledi.

Bir diğer madenci eşi de 9 yıldır alacaklarının ödenmediğini savunarak, “Benim eşim yolda yürüyemiyor. Emekliye emekliye merdivenden çıkıyordu ama tazminatının üstüne yattılar. O günden beri tarlalarda sürünüyoruz biz. Biz hırsızlık yapmıyoruz, hakkımızı istiyoruz. Bir an önce hakkımız verilsin, bu eziyet bitsin” diye sitem etti.

Bir başka madenci çocuğu da, “Babamların hakkını vermelerini isterim, başka bir şey istemiyoruz zaten. Biz ondan sadaka değil, paramızı istiyoruz. Kendi paramızı” dedi.