• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Sebahat Tuncel: ‘Kürtler mücadeleyi bırakmıyor, araçlarını değiştiriyor’

Sebahat Tuncel: ‘Kürtler mücadeleyi bırakmıyor, araçlarını değiştiriyor’

12’nci Kox Festivali kapsamında düzenlenen panelde konuşan Sebahat Tuncel, “Bir strateji değişikliği var. Silahlı mücadeleden, demokratik siyasete geçiş. Kürtler mücadeleyi bırakmıyor, mücadelenin araçlarını değiştiriyor” dedi.

Sebahat Tuncel: ‘Kürtler mücadeleyi bırakmıyor, araçlarını değiştiriyor’
Foto: MA
Sebahat Tuncel: ‘Kürtler mücadeleyi bırakmıyor, araçlarını değiştiriyor’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 7 Ağustos 2026 18:10
  • Güncellenme: 7 Ağustos 2026 21:02

Varto Belediyesi öncülüğünde ve sivil toplum örgütlerinin katkılarıyla düzenlenen 12’inci Kox Festivali, “Ekolojik yıkım” başlıklı söyleşi ve “Kürt Sorununda Demokratik Çözüm” başlıklı panelle devam etti. Varto Meydan Bahçesinde düzenlenen söyleşinin ilk konu başlığı “Ekolojik yıkım” oldu.

Söyleşinin moderatörlüğünü gerçekleştiren ‘Gimgim Demokrasi Platformu’ üyesi Bahat Özçelik, festivallerin kültürün, tarihin yaşatılması için önemli bir etkinlik olduğunu kaydetti. Ekolojik talana da değinen Özçelik, Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanının “yenilenebilir projeler” adı altında talan edildiğini kaydetti.

‘Yabancı menşeili bir şirket buraya musallat oldu’

Varto’nun ekolojik zenginlik bakımından önemli bir coğrafya olduğunu belirten Dersim Gül, Varto’da planlanan JES projesine dikkat çekti. Jeotermal enerjiye dair teknik bilgiler veren Gül, “Yoğun olarak Ege bölgesinde, Gediz ve Menderes ovalarını işgal etmiş durumda. Bingöl ve Muş’ta da 5 ruhsat var. Yabancı menşeili bir şirket buraya musallat olmuş durumda. Türkiye’de elektrik açısından yeni bir santrale ihtiyaç var mı? Bunu sormamız gerekiyor. Türkiye ürettiği fazla elektriği yurtdışına satıyor. Bu yıl yağışların yoğun olması nedeniyle hidroelektrik santralleri coştu. Önümüzdeki yıllarda da Türkiye’nin elektriğe ihtiyacı olmayacak” dedi.

İktidarın karları doğrultusunda tutum aldığını söyleyen Gül, devletin gerekli prosedürleri tamamlamadan santraller projelendirdiğini söyledi. Gül, “Devlet bu alanda teşvikler verdi. Vergi borçlarını istisnaya attı. Türkiye’de iletim ve dağıtım hatları kurulmadan santraller kuruldu” diyerek, büyük bir talanın önünün açıldığını anımsattı.

Söyleşinin ardından aynı yerde “Kürt Sorununda Demokratik Çözüm” konulu panel düzenlendi. Panelde konuşmacı olarak Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinen Azad – TJA) Aktivisti Sebahat Tuncel ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Cihan Aydın yer aldı.

‘Yeni bir siyasal dönem açılıyor’

Çerçeve yasanın Kürt sorununu kökten çözmesi beklentisini yanlış olduğunu vurgulayan Aydın, “Öcalan’ın ısrarla altını çizdiği üzere bu bir başlangıç yasası. Umutlu olmakta fayda var. Kürtler ve dostları uzun yıllardır özgürlük mücadelesi veriyordu. Önemli bir adım olarak görüp, destekliyoruz. Eleştirilerimiz oldu. Birincisi bir muğlaklık var. Adalet Bakanı’nın bir sözünde atıfta bulunmak istiyorum. Demirtaş ve arkadaşlarının yasadan faydalanmayacağına dair bir haber çıktı. Bu büyük bir sorun. Bu yasa ‘şiddete bulaşmayan’ örgüt üyelerinin geri dönüşünü ön görüyor. En önemli eksikliklerden biri şu: Öcalan’ın ve Kandil hareketinin altını çizdiği bir şey var. ‘Silahlar bırakıldı, demokratik siyasetin önünü açın’ diyorlar. Bu yasa ‘hayır olmaz’ diyor. ‘Hemen silahı bırakıp, Avrupa’dan gelip siyaset yapamazsınız’ diyor. Silah bırakma iradesini önüne koyan bir örgütün, siyaset yürütmesini engellemek mantıklı değil. Bu yasağın mutlak suretle kaldırılması lazım. Yeni bir siyasal dönem açılıyor. Sürecin ruhuna aykırı” diye kaydetti.

‘Tespit ve teyit kararı hızlı bir şekilde verilmeli’

Sürecin Abdullah Öcalan üzerinden yürüdüğünü ifade eden Aydın, barışın toplumsallaşması için toplumun farklı kesimlerinin dahil edilmesi gerektiğini hatırlattı. Aydın, “Barış süreçleri, karakterleri gereği kırılgan süreçler. Biz insan hakları örgütleri olarak bu sürecin aktif bir parçası olmak istiyoruz. Meclis’te bir izleme kurulu oluşuyor. Bu izleme komisyonu içerisinde sivil toplum ve insan hakları örgütlerinin gözlemci olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yasa muhtemelen Pazartesi günü yasallaşacak. Ama hemen yürürlüğe girmeyecek. MGK’nin silahların bırakıldığına dair tespit ve teyit kararının yayınlaması gerekiyor. Dolayısıyla bu sürecin çok uzamayacağını umut ediyoruz. Tespit ve teyit meselesi meclis komisyonun hazırladığı raporda yer aldı. Bu tespit ve teyit kararının hızlı bir şekilde verilmesi gerekiyor. Süreçler kırılgan. Ortadoğu’da konjonktürler çok hızlı değişiyor” dedi.

‘Akın Gürlek’e dayandırarak söylenilen söz bence problemli’

Kobane davasında verilen cezaların siyasi olduğunu belirterek sözlerine başlayan Sebahat Tuncel, “Akın Gürlek’e dayandırarak söylenilen söz bence problemli bir söylem. AİHM ihlal kararı verdi. Ceza ertelemeleri var TJA ve Barış İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak bunu eleştirdik. Devlet Bahçeli ‘Öcalan gelsin Meclis’te siyaset yapsın’ dedi. O zaman bunun önündeki engeller kaldırılsın. Bu yasa taslağı ikinci aşamaya geçişin taslağı. Şimdi müzakerede hukuki sürece geçilmiş oldu. Burada Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a sevgi ve saygılarımı göndermek istiyorum. Devlet ilk kez Kürt sorunun güvenlikçi politikalarla çözülemeyeceğini ifade etti. Özal’dan bu yana birçok rapor tutuldu, girişimlerde bulunuldu. Devletin ikna olduğu bir süreç yaşanıyor. Sayın Öcalan, ‘Kürtler bu cumhuriyetle barışacak ama devlet de Kürtlerle barışacak’ dedi. Bütün baskı rejimlerine rağmen halk, barışta demokraside ısrar etti” ifadelerini kullandı.

‘Devlete bırakılamayacak kadar hassas bir konudur’

Artık geleceğin konuşulması gerektiğini dile getiren Sebahat Tuncel, şöyle devam etti: “Önümüzdeki yolun uzunluğunu görün. verilen mücadeleyle inkar ortadan kalktı. Ama hala özgürlük sağlanmadı. Bu metinde de Kürt sorunu hala çözülmüyor. Kürdistan’daki örnek, dünya örneklerine benzemiyor. Asıl demokratik siyaset bundan sonra gelişecek. Bu süreç esasta Kürt halkının, kadınların, gençlerin işi. Sokakta ‘Bu devlet Alevileri, Kürtleri mi kandıracak’ sorusu var. Onlar ‘Terörsüz Türkiye’ diye ifade ettiler. Ama burada önemli olan Kürtlerin ne istediği. Gasp edilen haklarımızı istiyorsak mücadeleyi ne AKP’ye ne CHP’ye ne Yeni Parti’ye bırakabiliriz. Asıl mesele halkta. Mahkeme salonlarında, seçim sandıklarında direndik. Varto en şiddetli çatışmanın ve mücadelenin olduğu yer. Bu devlete bırakılamayacak kadar hassas bir konudur. Tayyip Erdoğan sadece ekonomik kayıplardan bahsetti. Ne kadar insanın yaşamını kaybettiğinden, ne kazanılacağından bahsetmedi. Bu ülkede her şey olabiliyorsunuz sadece Kürt olamıyorsunuz. Türkiye’de 35 milyon Kürt yaşıyor. Ya bu devlet Kürtlerin anadil talebini karşılayacak ya da yerel yönetimlere devredecek. Abdullah Öcalan, kimlik farklılıklarına saygı duyulması gerektiğini söyledi.

Kendi geleceğimizi nasıl örgütleyeceğiz? Bir strateji değişikliği var. Silahlı mücadelen, demokratik siyasete geçiş. Kürtler mücadeleyi bırakmıyor, mücadelenin araçlarını değiştiriyor. Kürtler hem varlığını, kimliğini koruyacaklar hem de bunlarla devletin içinde yer alacaklar. Bugün Rojava’da olan da bu. Devletin de bu perspektifi geliştirmesi gerekiyor. Bunu örgütleyebilmemiz için en küçük birimlere kadar örgütlememiz gerekiyor. Önümüzdeki dönemin temel mücadele zemini doğamıza sahip çıkmak da olacak.”

Panelin ardından festivalin ilk günü akşam verilecek konserin ardından sona erecek.