ABD’nin Michigan eyaletinde geçen hafta yapılan Demokrat Parti ön seçimini Abdul El-Sayed kazandı. Oyların yaklaşık yüzde 48,5’ini alan El-Sayed, Kasım ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyetçi aday Mike Rogers ile yarışacak.
ABD’de siyasi partiler, genel seçimlerde yarışacak adaylarını belirlemek için ön seçim yapıyorlar. Michigan’daki ön seçim Demokrat Parti içindeki farklı politik eğilimlerin karşı karşıya geldiği bir yer olarak dikkat çekti.
El-Sayed seçim kampanyasında ne savundu?
El-Sayed seçim kampanyasını “Siyasetten parayı uzaklaştırmak, cebimize para koymak ve herkes için sağlık sigortasını hayata geçirmek” sloganları üzerine kurdu. Ekonomik eşitsizliklerin azaltılması, sağlık hizmetlerinin kamusal güvence altına alınması ve siyasette paranın etkisinin sınırlandırılması, kampanyasının temel başlıklarıydı.
El-Sayed, tüm vatandaşların sağlık hizmetlerine erişebilmesini sağlayacak Herkes İçin Sağlık Sigortası sistemini savunuyor. Prim ve katkı paylarının yanı sıra yüksek sağlık ödemelerininortadan kaldırılmasını öneriyor. Yaşlılara yönelik programında ise 65 yaş ve üzerindekiler için federal sağlık sigortası programı olan Medicare’deki maliyet paylaşımının kaldırılması, kamu tarafından ödenen sosyal güvenlik prim tavanının yükseltilmesi ve yaşlıların konutlarını koruyabilmelerine yönelik düzenlemeler bulunuyor.
Kampanyanın bir diğer önemli başlığı Filistin ve İsrail politikasıydı. El-Sayed, İsrail’in Gazze’deki askeri harekâtını “soykırım” olarak nitelendiriyor. Kendisine iki devletli çözümü destekleyip desteklemediği sorulduğunda, El-Sayed şöyle cevap verdi:
“Filistinliler ve Yahudi İsrailliler için eşit haklara, siyasi haysiyete ve kendi kaderini tayin hakkına inanıyorum. Nihai barışın ne olması gerektiğine karar vermek Amerikalı bir politikacı olarak benim işim değil. Ancak kaynaklarımızın sorumlu olduğum insanlar için doğru bir şekilde yönetildiğinden emin olmak benim işim.”
El-Sayed bu cevabı ile kampanyasında ekonomi, sağlık ve Filistin meselelerini birbirinden ayrı başlıklar olarak değil, kamu kaynaklarının nasıl kullanılacağı ve siyasetin kimlerin çıkarlarına hizmet edeceği tartışması içinde ele almış oldu.
Demokrat Parti içinde iki farklı çizgi
El-Sayed ile Haley Stevens arasındaki yarış, Demokrat Parti içindeki farklı siyasal yönelimleri açık biçimde karşı karşıya getirdi. Bir tarafta Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez’intemsil ettiği ilerici kanadın desteklediği El-Sayed, diğer tarafta ise parti merkezine yakın aday olan Stevens vardı.
İlerici kanatın içinde Demokratik Sosyalistler (DSA) önemli bir yere sahip. DSA, ABD’de demokratik sosyalizmi savunan, ancak bir siyasi parti olmayan, üyeleri ve yerel örgütleri üzerinden çalışan bir siyasi ve aktivist örgüt. DSA, ekonominin ve toplumun çalışan insanların demokratik denetiminde olmasını savunuyor. Örgüt, Sanders’ın 2016 başkan adaylığıkampanyasının ardından büyüyen yeni sol hareketin önemli temsilcilerinden biri haline geldi. DSA son zamanlarda Demokrat Parti içindeki ilerici adaylarla ilişkisi güçlendi.
El-Sayed DSA üyesi değil, kendisine sosyalist de demiyor ancak DSA’dan güçlü bir destek alıyor.
El-Sayed’in destekçileri arasında Sanders ve Ocasio-Cortez’in yanı sıra sendikalar da var. Birleşik Otomotiv İşçileri Sendikası’nın (UAW) desteği özellikle önemli. Michigan’ın ABD otomotiv sanayisinin merkezlerinden biri olması nedeniyle UAW’nin desteği, El-Sayed’in işçi sınıfına dönük politikalarının önemli bir karşılığı olduğunu gösteriyor.
Michigan yarışının diğer tarafında ise Haley Stevens bulunuyordu. Stevens, Demokrat Parti yönetiminin merkezi hattını savunan önemli isimlerinden ve İsrail yanlısı siyasi çevrelerden ciddi destek aldı.
Bu ön seçimde Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi’nin (AIPAC) rolü özellikle dikkat çekti.AIPAC, ABD’de İsrail ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlü tutulmasını savunan etkili bir siyasi lobi kuruluşu. Michigan ön seçiminde AIPAC, Stevens’ın kampanyasını desteklemek için 30 milyon dolar harcadı. Associated Press bu miktarı, AIPAC ve bağlantılı grupların tek bir seçimde yaptığı en büyük harcama olarak nitelendiriyor.
Bu harcamanın önemi yalnızca miktarında değildi, Demokrat Parti ön seçimlerinde, adayların arkasındaki siyasi ve mali güçlerin, seçmen tercihlerini nasıl etkilediği tartışması da gündeme geldi. AIPAC’ın Stevens’a verdiği destek, El-Sayed’in ise büyük kurumsal bağışlara karşı çıkması, seçimi aynı zamanda siyasette paranın rolü üzerine bir tartışmaya dönüştürdü.
Demokratik sosyalist Alexandria Ocasio-Cortez, seçim öncesinde Michigan’a gelerek El-Sayediçin kampanya yaptı. Büyük parasal desteklerin seçimlerdeki etkisini eleştiren Ocasio-Cortezşöyle dedi:
“Siyasetteki doğa kanunlarından biri de en çok para harcayanın kazanmasıdır. Bu seçim, Amerika’da paradan başka şeylerin de kazanabileceğini göstermek için bir fırsat.”
Michigan ön seçimi iki aday arasındaki bir yarış olmaktan çıkarak, Demokrat Parti içinde paranın siyasetteki rolü, ekonomik politikalar ve partinin izleyeceği yön konusunda daha geniş bir ayrışmayı görünür hale getirdi.
Demokrat Parti’de Filistin ayrışması
Michigan’daki yarışta Filistin meselesi, Demokrat Parti içinde yaşanan daha geniş bir değişimin başlıklarından biri olarak ortaya çıktı. Bir yanda İsrail’le geleneksel ittifakı koruyan yaklaşım, diğer yanda özellikle genç seçmenler arasında güçlenen, ABD’nin İsrail’e verdiği askeri ve siyasi desteği sorgulayan bir tutum bulunuyor.
Reuters/Ipsos tarafından yapılan araştırmaya göre Demokratlar arasında İsrail’in popülerliği 2018’de yüzde 59 iken mayıs ayında yüzde 22’ye geriledi. Aynı araştırmada Demokratların yüzde 16’sı İsrail’e askeri ve ekonomik yardımın devamını desteklerken, yüzde 57’si buna karşı çıktı.
Bu tartışma geçen haftalarda Kongre’de de açık biçimde görüldü. Temsilciler Meclisi’nde 15 Temmuz’da yapılan oylamada, İsrail’e yönelik 3,3 milyar dolarlık askeri yardımın kesilmesini öngören önerge görüşüldü. Önerge 104’e karşı 314 oyla reddedildi. Ancak Demokratlar arasındaki tablo dikkat çekiciydi. 103 Demokrat temsilci, önerge lehinde oy kullandı. 2024’te İsrail’e askeri yardımı kesmeye yönelik benzer bir oylamada 37 Demokrat önerge lehinde oy kullanmıştı. İki yıl içinde bu sayı 103’e çıktı. Bu, İsrail’in kuruluşundan beri ilk kez büyük bir Amerikan partisinde, temsilcilerin çoğunluğunun İsrail’e askeri yardımı kesmek yönünde oy kullanmasıydı.
Daha önce İsrail’e yardım gönderilmesi konusunda olumlu oy kullanan ve AIPAC’ten destek alan New York Demokrat temsilcisi Pat Ryan bile bu kez yardımların kesilmesi yönünde oy kullandı. Oylamanın ardından Ryan, “açıkçası onların desteğini istemiyorum” dedi ve AIPAC’ınsiyasi komitesinden gelen parayı iade edeceğini açıkladı.
Ryan’ın tutumu, Demokrat Parti içinde İsrail politikası konusunda yaşanan değişimin yeni seçilen ilerici adaylarla sınırlı olmadığını gösteren örneklerden biri. Daha önce İsrail’e destek veren bazı Demokrat siyasetçiler, Gazze soykırımı sonrasında tutumlarını yeniden değerlendirmeye başladı.
Demokrat Parti’de değişen dengeler
El-Sayed’in Michigan’daki başarısı, Demokrat Parti’nin ilerici kanadının ön seçimlerde elde ettiği tek sonuç değil. Son dönemde farklı eyaletlerde, parti yönetiminin ve yerleşik Demokrat siyasetçilerin karşısına çıkan yenilikçi adaylar dikkat çekici sonuçlar aldı.
New York’ta yapılan Kongre ön seçimlerinde DSA’nın adayları, parti merkezinin desteklediği Demokratları yenerek iki mevcut Kongre üyesinin koltuğunu değiştirdi. Colorado’da ise Demokratik sosyalist Melat Kiros, uzun süredir görev yapan bir Demokrat Temsilciler Meclisi üyesini mağlup etti.
Wisconsin’de de 11 Ağustos’ta yapılacak Demokrat Parti vali ön seçiminde dört aday yarışıyor. Demokratik sosyalist eyalet meclisi üyesi Francesca Hong, son kamuoyu araştırmalarında yüzde 38’lik destekle rakiplerinin önünde bulunuyor.
Ancak bu sonuçlardan, Demokrat Parti’nin bütünüyle sola kaydığını çıkarmak için henüz erken. Ön seçimlerdeki bu başarılar, daha çok parti içinde ilerici kanadın ağırlığının arttığını ve yerleşik Demokrat siyasetçilere artık daha güçlü bir meydan okuma yönelttiğini gösteriyor.
2028 başkanlık seçimleri
ABD’de bir sonraki başkanlık seçimi Kasım 2028’de yapılacak. Demokrat Parti’nin başkan adayının belirleneceği ön seçimler 2028 yılı içinde gerçekleştirilecek. Dolayısıyla Michigan’daki gibi eyalet ön seçimleri, parti içinde hangi adayların ve hangi politikaların seçmen karşılığı bulduğunu görmek açısından önem taşıyor.
Demokrat Parti açısından 2028’e giderken ekonomi, sağlık hizmetleri ve sosyal politikaların yanı sıra, Filistin meselesi de önemli tartışma başlıklarından biri olacak.
El-Sayed’in zaferi ve diğer ilerici adayların ön seçimlerde elde ettiği sonuçlar, Demokrat Parti içinde yaşanan değişimin tek bir eyalet ya da adayla sınırlı olmadığını gösteriyor. Ancak bu adayların asıl sınavı Kasım 2026’daki ara seçimler olacak. DSA’nın desteklediği adayların genel seçimlerde alacağı sonuçlar, ilerici politikaların Demokrat seçmenler dışındaki seçmenlerden ne ölçüde destek alabildiğini de gösterecek. Bu sonuçlar, 2028 başkanlık seçimlerine giderken Demokrat Parti içinde hangi siyasal çizginin ve hangi isimlerin güç kazanacağı konusunda önemli bir gösterge olacak.




