COP31 ‘Ev Sahibi Ülke Anlaşması’
Mehmet Horuş 11 Ağustos 2026

COP31 ‘Ev Sahibi Ülke Anlaşması’

COP31 ‘Ev Sahibi Ülke Anlaşması’

 

COP31 için 9 Haziran 2026 tarihinde Bonn’da imzalanan ‘Ev Sahibi Ülke Anlaşması’, TBMM’ne sunulan Kanun Teklifi’nin onaylanmasının ardından 9 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. BM ile imzalanan bu temel anlaşmayla iklim zirvesi üzerine daha somut ve doğrudan bir resmi referans metni üzerinden konuşmak mümkün hale geldi.

Resmi Gazete’de sadece anlaşmanın onayladığının uygun bulunduğuna dair karar metni yayımlandı. Anlaşmanın tam ad şöyle; “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması Sekretaryası Arasında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansının Otuz Birinci Oturumu, Kyoto Protokolü Taraflar Toplantısı Olarak Düzenlenen Taraflar Konferansının Yirmi Birinci Oturumu, Paris Anlaşması Taraflar Toplantısı Olarak Düzenlenen Taraflar Konferansının Sekizinci Oturumu, Bağlı Organların Oturumları ve Diğer BMİDÇS Toplantılarına Dair Anlaşma”. Ancak anlaşmanın kendisine dair herhangi bir içeriğe yer verilmiyor. Bu, çok ciddi bir eksiklik. Şeklen mevcut hukuk kurallarına uygun olabilir. Ama imzalanan şeyin ne olduğuna dair bilgi içermeyen bir duyurudan ibaret kalıyor. Oysa TBMM’de Kanun Teklifi sunulurken 199 sayfalık anlaşma metni de ek olarak sunulmuştu. Meclis’teki görüşmeler bu metin üzerinden yapıldı ve bu metnin bu haliyle kabulüne karar verildi. Sıra Resmi Gazete’de yayımlanmaya geldiğinde ise sadece anlaşmanın ismiyle yetinildi. Halbuki aynı konudaki 18 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazete’de “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması Sekretaryası Arasında COP31 Toplantılarına İlişkin Olarak 19/5/2026 ve 21/5/2026 Tarihli Mektupların Teatisi Yoluyla İmzalanan Ekli Anlaşmanın Onaylanması Hakkında Karar” yayımlanmıştı. Adından da anlaşılacağı gibi milletlerarası anlaşma, kararın ekinde yayımlanarak bütün toplumun bilgisine sunuldu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte karmaşıklaşan milletlerarası sözleşmelerin kabul prosedürü üzerine çok fazla ayrıntılı hukuk tartışması yapılabilir. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi sürecinde de uzun süre kamuoyu önünde benzer tartışmalar yapıldı. Fakat resmi COP toplantıları söz konusu olduğunda biçim ve içerik arasındaki gerilim başka bir anlam kazanıyor. Ticari bir marka gibi “COP31” ismi öne çıkarılırken, imzalanan anlaşmaların adı giderek içeriğinin yerini alıyor. Resmi COP31 için ekoloji hareketlerinin dile getirdiği fuar eleştirisinin haklılığını başka bir kanıta gerek kalmadan yukarıdaki resmi hukuk metinleri ortaya koyuyor. Siyasi iktidarın sözcüleri iklim zirvesine giderken fuar organizasyonuna övgülerini sıralamaya başladılar. Bu övgüler zirve sırasında ve sonrasında da devam edecek. Ama zirvede iklim krizi karşısında hangi bağlayıcı kararların alınacağı tartışmaları bu organizasyon gürültüleri içinde duyulmak istenmeyecek.

TBMM’de kanun teklifinin görüşmeleri sırasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından her ne kadar “COP’un bir organizasyondan ve bir fuar mantığından ziyade bir karar mercii olduğu” dile getirilse de bu ifade, eleştirilerden kaçmak için sergilenen inkar tutumunu ele veriyor. Durduk yere bu açıklamanın yapılmasının başka bir amacı olamaz. Nitekim bu açıklamanın hemen devamında verilen rakamlarla fuar ve organizasyon çalışmaları dışında hiçbir bilgiye yer verilmedi. Ballandırarak verilen rakamlara göre COP31’de 197 ülkeden 100 binin üzerinde katılımcı beklendiği, EXPO alanının yüksek yatak kapasitesin olduğu, ilk hafta liderler zirvesinin olacağı ve liderler zirvesinde de 100’e yakın liderin ağırlanacağı, ülke delegasyonu olarak 25-30 bin kişinin beklendiği, teknik müzakere odalarında yaklaşık 5-6 bin müzakerecinin olacağı, ikinci hafta diğer bütün ülke bakanlarının katılımıyla 1.000’in üzerinde bakanın katılacağı gibi bilgiler aktarıldı. Dolayısıyla bu yıl içinde NATO toplantısının ardından ikinci büyük uluslararası organizasyon COP31 ile gerçekleştirilecek. Zirvenin olası bir seçim ajandası içinde iktidar için siyasi bir gösteriye dönüşeceğini tahmin edebiliriz. Bu tablo içinde Ev Sahibi Ülke Anlaşması yeniden anlam kazanıyor.

Dünya hepimizin evi ama birileri bu evin sahibi olduğunu zannediyor.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.