• Ana Sayfa
  • Manşet
  • EMEP’ten Hakikat Komisyonu çağrısı: ‘Kürtlere karşı işlenen suçlar cezasız kalmamalı’

EMEP’ten Hakikat Komisyonu çağrısı: ‘Kürtlere karşı işlenen suçlar cezasız kalmamalı’

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan Çerçeve Yasa’ya ilişkin “Bu ülkede Kürt sorununun eşit haklar temelinde demokratik bir biçimde çözümünün tartışılmasının bile zeminini oluşturacaksa evet, bu yasaya evet diyebiliriz dedik ve onun için yasanın kendisine evet oyu kullandık” diye konuştu. Çatışmalı süreçte yaşananlara ilişkin hakikat komisyonunun kurulması çağrısında bulunan Aslan “Faili meçhullerin sonuçlarının açığa çıkarılması gerekir. Halka karşı, Kürt halkına karşı işlenen suçların cezasız kalmaması gerekir” dedi.

EMEP’ten Hakikat Komisyonu çağrısı: ‘Kürtlere karşı işlenen suçlar cezasız kalmamalı’
EMEP’ten Hakikat Komisyonu çağrısı: ‘Kürtlere karşı işlenen suçlar cezasız kalmamalı’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 11 Ağustos 2026 13:47
  • Güncellenme: 11 Ağustos 2026 13:51

Çerçeve yasa olarak da bilnen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.

Diyarbakır’daki Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenleyen EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.

Yasanın hazırlık sürecine eleştiride bulunan Aslan, “Kürt sorununun 50 yıllık çatışmalı sürecinin sona ermesi tartışmaları ve 100 yıllık bir soruna dair çözüm önerileri tartışmalarıyla birlikte dün akşam yeni bir yasa kanun teklifi olarak Meclis’e sunuldu ve parlamentodan geçti. Bu yasanın hazırlık sürecinin kendisinin antidemokratik bir biçimde hazırlandığını, adeta yangından mal kaçırır gibi hazırlandığını hepimiz biliyoruz. Bu konuda başta partimiz olmak üzere diğer sosyalist güçler, DEM Parti ve Kürt siyasal hareketinin çeşitli temsilcileri de bu yasaya dair eleştirilerini ifade ettiler” dedi.

‘Barış olmasın diye tutum alanlar var’

Yasaya bazı kesimlerin karşı çıktığını bazı kesimlerin de destek verdiğini belirten Aslan, şunları söyledi:

“Tabii ki farklı bir biçimde yasayı eleştirenler de var. Bu eleştiriler ikiye ayrılıyor. Birisi Kürt sorunu yoktur, inkar ve imhaya dayalı politikaları devam ettirme anlayışıyla hareket eden bir anlayış var ki bu zaten Türkiye’de uzun yıllardır devam eden, kendisini her koşulda var eden ve ortaya çıkan bir anlayış. Ama diğer taraftan esas olarak da Kürt sorununun demokratik, halkçı bir biçimde çözülmesi, Kürt halkının eşit koşullarda haklarının bir anayasal güvenceye kavuşturulması, ana dilde eğitim hakkı, operasyonların durdurulması, cezaevlerinin boşaltılması, yıllardır Kürt halkının mücadelesinde silah kullanan gerillaların evlerine güvenli bir şekilde dönmesi, siyasi nedenlerle cezaevinde olanların salıverilmesi de dahil olmak üzere ya da Kürt halkının kendi iradesiyle seçtiği ama iktidarın her dönem kayyum politikalarıyla görevden aldığı belediye başkanlarının, meclis üyelerinin hatta muhtarların göreve başlaması tartışması ve Kürt halkının iradesinin tanınmasını isteyen ve bunun gerçekleşmesi için mücadele eden eleştirilerle diğerlerinin aynı olmadığını ifade etmek gerekir. Yani bir taraftan imha politikaları sürsün, barış olmasın, bu ülkede tekçi anlayış devam etsin diye tutum alanlar var. Diğer tarafta da bu sorunun çözümünden yana olanlar var. Bir de iktidarın tutumu var. Yani bu süreci olabildiğince sündürmek, kendi lehine olan biçimde geliştirmek ve bu süreçten kendisince yararlı çıkmayı uman bir anlayış var.”

‘İktidarın, sarayın ve onun düzenine evet denilmiş bir oy değildir’

Aslan EMEP olarak yasaya neden evet oyu verdiklerini ise şu sözlerle aktardı:

“Bu yasanın antidemokratik olduğunu bugün de söyledik, dün de söyledik, yarın da söylemeye devam edeceğiz. Bu yasanın kendi içerisinde demokratik bir biçimde hazırlanmadığını, muhalefetle paylaşılmadığını, Kürt siyasal hareketinin imza sürecinde yasaya dair bilgileri olduğunu, bunların hepsini biliyoruz. Ama biz şunu ifade etmek istiyoruz. Diyoruz ki bugün bir umut kapısı aralanacaksa, bir umut ortaya çıkacaksa ve Erdoğan’ın saray rejiminin, saray düzeninin elinden bütün argümanlarını alabilme koşullarını oluşturacaksa, bugün bu yasaya evet diyebiliriz. Ve biz bu evetti öyle ifade ettik. Yani Kürt halkının barış umudu büyüsün diye, cezaevindeki tutsaklar dışarıya çıksın diye, gerillalar kendi evlerine, kendi yurtlarına, köylerine, ailelerine güvenli bir şekilde kavuşsun diye, kayyum politikalarına son verilsin. Seçilenlerin yeniden belediye başkanlığı, meclis üyeliği, muhtarlık yapsınlar, gelip görevlerine başlasınlar diye. Bu ülkede Kürt sorununun eşit haklar temelinde demokratik bir biçimde çözümünün tartışılmasının bile zeminini oluşturacaksa evet, bu yasaya evet diyebiliriz dedik ve onun için yasanın kendisine evet oyu kullandık. O açıdan bu evetimiz Kürt halkının özgürlük, demokrasi, barış mücadelesine bir zemin olsun, bir yol açsın diye bu dün akşam oylanan kanun tasarısına evet dedik. O açıdan burada iktidarın, sarayın ve onun düzenine evet denilmiş bir oy değildir.”

‘Artık sorumluluk bütünüyle iktidardadır’

“Artık uzun zamandır bir çatışmasızlık sürecinin de olduğunu biliyoruz. Artık iktidarın atması gereken adımların önünde bir engel olmadığını, engel çıkmadığını kamuoyunun bilmesi gerekir” diyen Aslan, “Bu konuda artık sorumluluk bütünüyle iktidardadır, saraydadır, Erdoğan’dadır, Cumhur İttifakı’ndadır. Adım atmayacaklarsa bunun sorumlusu onlar olacaktır. O yüzden de bu kanun teklifinin parlamentodan geçmesi önemlidir. Silah bırakanların döndüklerinde siyaset yapma haklarının ellerinden alınmaması gerekir. Cezaevlerinde binlerce siyasal mahkumun, siyasal tutuklunun, rehin almış tutukluların serbest bırakılması gerekir. Parti olarak biz bir siyasal genel affın da çıkarılmasını talep ediyoruz. Bu siyasal genel af içerisinde hiçbir siyasal mahkum arasında tercih yapılmadan hepsinin ama siyasi nedenlerle içeride olan gazetecidir, siyasetçidir, sendikacıdır, farklı alanlarda mücadele etmiştir. Bütün bunların serbest kalması ve siyasal bir genel affın gerçekleşmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Barış için derdi olanlar yan yana gelmek zorundadır’

Onaylanan kanun bir ilk adım diye ifade edildiğine dikkat çeken Aslan, “Ama bugüne kadar hatırlarsanız. Kürt sorunu çeşitli evreleri, çeşitli tartışma dönemleri oldu. Çatışmasızlık uzun süredir devam ediyor zaten. Türkiye, ‘Terörsüz Türkiye’ söyleminden artık kurtulmak gerekiyor. Terörsüz bölge söyleminden kurtulmak gerekiyor. Hem PKK’nın kuruluş süreci hem Kürt siyasal hareketinin silahlı mücadeleye başlama süreci, onun ortaya çıkardığı, yani onları ortaya çıkan nedenler ortadan kalkmadığı sürece Kürt sorunu zaten çözüme kavuşması, demokratik, eşit haklar temelinde bir anayasal güvenceye kavuşmadığı sürece bu tartışma hep olacaktır. Artık top iktidardadır, onun adım atması gerekir. Onun atacağı adımlara bağlı olarak da Kürt halkının eşitlik, özgürlük, demokrasi, barış mücadelesi gerçekleşebilir. Biz bunu sadece onların atacağı adımlar değil, aynı zamanda Türk ve Kürt halkının, Türk ve Kürt işçi sınıfının ve emekçilerin bundan sonraki süreçte iktidarın bu adımları atması için zorlamak, bunun için mücadele etmek, bunun için çaba göstermek, bunun için bütün olanaklarımızı, gücümüzü Kürt halkının eşit koşullarda bir arada yaşamasını güvence altına alacak bir mücadeleyi birlikte sürdürmektir. Barış için derdi olanlar, Kürt halkının eşitlik ve özgürlük mücadelesi için derdi olanlar yan yana gelmek zorundadır. Birlikte mücadele etmek zorundadır” dedi.

‘Sürecin sorumluluğunu eşitlik ve özgürlük isteyenlere yıkmayı asla kabul etmiyoruz’

Çatışmalı süreçte yaşananlara ilişkin hakikat komisyonunun kurulması çağrısında bulunan Aslan, “Şimdi iktidarın temel argümanlarından bir tanesi, işte uzun yıllar süren çatışmalı dönemde kaynaklı olarak işlenen suçlar diye ifade ettiği, tırnak içerisinde söylüyorum. Peki biz tersinden şu soruyu sormak isteriz. 50 yıllık çatışmalı dönemde faili meçhul cinayetler ne olacak? Yakılan, yıkılan köyler ne olacak? Asit kuyuları ne olacak, değil mi? Bunların hesabının sorulması ve hakikatlerin ortaya çıkarılması, gerekiyor. Bin operasyonların hesabı ne olacak? Bu ülkede dönemin başbakanları dediler ki ‘Bu vatan için kurşun atan, kurşun yiyenler bizim onurumuzdur’ diye o faili meçhulleri işleyenlere sahip çıktılar. Böyle dönemlerden geçtik. O yüzden bu mesele tek taraflı bir mesele olarak ele alınıp bütün sürecin sorumluluğunu eşitlik ve özgürlük isteyenlere yıkmayı asla kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. O yüzden faili meçhullerin sonuçlarının açığa çıkarılması gerekir. Halka karşı, Kürt halkına karşı işlenen suçların cezasız kalmaması gerekir. Kim işlediyse bu suçları, kim yaptıysa bunların hesapları verilsin istiyoruz” şeklinde konuştu.

ÖHD’den ‘Çerçeve Yasa’ çağrısı ‘Demokratikleşme başlıkları ertelenmemelidir’

‘Çerçeve Yasa’ dünya basınında: ‘Türkiye sınırlarının ötesinde etkiler yaratabilir’