YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Silivri’deki Marmara Cezaevi ziyareti sonrasında açıklama yaptı.
Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Gezi davasından tutuklu seçilmiş TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, şehir plancısı Tayfun Kahraman, Osman Kavala, Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya başta olmak üzere bir dizi ziyaret gerçekleştiren YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’nin demokratikleşmesi, hukuk devleti, savunma hakkı ve adil yargılama üzerine sohbet ettiklerini söyledi.
‘Yakınlarıyla tehdit ediliyorlar’
Tanrıkulu, ziyaretlerinin ardından ANKA’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Yargıya güven meselesi olması lazım. Tüm bunu sohbet ettik. Ben tecrübeli bir avukat, hukukçu, bir siyasetçi olarak… Yargıya güvenin bu kadar çok dip yaptığı, insanların neredeyse yargısız infaz edildiği, siyasetin kişiselleştirilerek bir öç alma makinesine, mekanizmasına dönüştüğü başka bir döneme tanık olmadım. Milletvekili arkadaşlarımız, siyasetçiler, belediye başkanları özel yaşamlarıyla, yakınlarıyla maalesef tehdit ediliyorlar ve yargı bunun aracısı oluyor.
’12 Eylül askeri darbesinde dahi olmamıştı’
En yakınları, kardeşleri, çocukları, danışmanları, şoförleri, abileri, bütün yakın çevreleri gerçekten hukuk denmeyecek bir mekanizmayla maalesef rehin alınıp cezaevlerine atılıyorlar. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Bu ağır dönemi atlatacağız ama siyasetin bu kadar çok kişiselleştiği, kişisel düşmanlığa dönüştüğü ve yargının da bu kadar pervasız bir hale geldiği başka bir dönem 12 Eylül askeri darbesinde dahi olmamıştı. O darbe döneminde bile olmamıştı.
Bir dokunulmaz alan vardı, özel alan, yakınlar, çocuklar falan. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun yargısı maalesef siyasetteki bu teammülleri de yerle bir etti, askıya aldı ve hukuksuz bir biçimde tamamen bir öç alma mekanizmasına ve bir düşmanlığa dönüştürdü bu meseleyi. Bunların not edilmesi lazım. Bunlara bizim itirazımızın dışında diğer siyasi partilerin, kanaat önderlerinin ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nde vicdan sahibi olduğuna inandığımız hukukçuların ve siyasetçilerin ses çıkartması ve itiraz etmesi lazım. Özellikle bunu belirtmek istiyorum”
‘Bizzat Erdoğan’ın önünü kapattığı bu yolu açması lazım’
‘Çerçeve Yasa’ya ilişkin değerlendirmede de bulunan Tanrıkulu, “Bu yasal düzenleme, silahsızlanma, çatışmanın sona ermesine ilişkin ama asıl mesele Türkiye’de hem Türkiye’nin Kürt meselesi bakımından hem de Türkiye bakımından hukuk devleti meselesidir, demokratikleşmedir” dedi. Tanrıkulu şöyle devam etti:
“Bu kapsamda da 10 yıldır cezaevinde olan dostlarımız var. Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları var lehine, Türkiye’nin aleyhine ve uygulanmayan. İşte 25 Ağustos’ta bir karar daha açıklanacak Büyük Daire’de. Ama mevcut kararlar uygulanmıyor. Can Atalay, Anayasa Mahkemesi kararı var. Demokratikleşmenin öncüsü olması gereken Türkiye Büyük Millet Meclisi maalesef Anayasa’ya aykırı bir biçimde Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen milletvekilliğini düşürdü ve o durum halen duruyor.
Tayfun Kahraman. Anayasa Mahkemesi kararı var 4,5 aydır yazılmadı… Bakın eğer Türkiye’de gerçek anlamda toplumsal barışa giden yol açılacaksa eğer başlayalım. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulamasından başlayalım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulamasından başlayalım. Bunların önünde hiçbir yasal engel yok. Sadece Adalet ve Kalkınma Partisi’nin siyasi iradesi var. O siyasi irade yargıya yol vermediği için yargı da bu kararların uygulanması konusunda ayak sürtüyor. Siyasete bakıyor. Yüzünü siyasete çevirmiş. Acaba ne diyecekler?
Ama bugüne kadar Adalet ve Kalkınma Partili siyasetçilerden ve Erdoğan’dan maalesef Anayasa Mahkemesi kararları konusunda ve AİHM kararları konusunda bu ortamda dahi pozitif bir cümle kurulmadı. Ama daha önce Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayız demişti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını tanımayız demişti. Ama artık o dönem olmaması lazım. Bizzat Erdoğan’ın önünü kapattığı bu yolu aşması lazım. Kendisi kapattı. Kendisi kapattı. Bizzat kendisi AİM kararlarının uygulanmayacağını Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmayacağını belirtti. Yargı o nedenle bu kararları bugüne kadar uygulamadı. Şimdi bunun yolunu kendisinin açması lazım. Demesi lazım. Türkiye’de bizim barışa ihtiyacımız var. Bir yasa parlamentodan geçti, büyük bir çoğunlukla geçti. Şimdi bunun zamanı demesi lazım ki yargı yol alabilsin. Yol açılsın bütün bunlara.”




