Federe Kürdistan Bölgesi’nin Duhok kentinde yaşayan Rasho ailesi, epilepsi hastası 4 yaşındaki Alveer Rasho’nun tedavisi için İzmir üzerinden Avrupa’ya gitmeye çalışırken, vize engeline takıldı. 31 Temmuz’da İzmir Adnan Menderes Havaalanı’nda yapılan pasaport kontrolünde “vizenin sahte olduğu” gerekçesiyle baba Araz Rasho ve anne Şahbaz Rasho ile birlikte biri erkek (4) biri kız (6) olmak üzere 2 çocuk, gözaltına alındı. Baba Rasho, 1 Ağustos günü savcılıkça alınan ifadesinin ardından Sulh Ceza Hakimliği’nce “resmi evrakta sahtecilik” suçlamasıyla tutuklanarak, Şakran 2 Nolu T Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Anne ve 2 çocuk ise Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’ne (GGM) götürüldü.
Ailenin avukatı Edhem Kuruş, epilepsi hastası 4 yaşındaki Alveer’in düzenli tedaviye ve bağımsız bir çocuk nöroloğuna erişim hakkının hayati önemde olduğuna dikkat çekerek, bunun hukuka ve vicdana aykırı olduğunu söyledi. Kuruş, Federe Kürdistan Bölgesi’nin Duhok kentine bağlı Şêxan bölgesinden gelen Êzidî ailenin yaşadıklarına ilişkin şunları dile getirdi: “Anne ve 2 çocuk da bu süreçte gözaltına alınmıştır. Geri Gönderme Merkezi’ne gönderilen çocuklardan 4 yaşında olan Alveer’e epilepsi tanısı konulmuş. Geri Gönderme Merkezi’ne gittiğimde kendileriyle birkaç defa görüştüm. Çocuk epilepsi hastası olmasına rağmen, hâlâ yanlarında getirdikleri ilaçları veriyor, annesi. Epilepsi, ne zaman nöbet geçirileceği belli olmayan bir hastalıktır. Ayrıca epilepsi ilaçlarının 10 saat aralıklarla sabah ve akşam olmak üzere düzenli verilmesi gerekmektedir. Burada şöyle bir problem bulunmakta, anne Şahbaz ve çocuklar Türkçe bilmiyor, sadece Kürtçe konuşuyorlar. Yeterli okuma yazmaları bulunmamaktadır. Bundan kaynaklı olarak sürekli bir tercüman problemi yaşıyorlar.”
Sağlık hakkı talebi reddedildi
“Geri Gönderme Merkezi’ndeki idari gözetim kararına karşı Sulh Ceza Hakimliği’ne itirazda bulunduk. Ancak itirazlarımız reddedildi” diyen Kuruş, şunları kaydetti: “Bunu açıkçası anlayamadık. Çocuklardan biri epilepsi hastası ve tedavisinin bağımsız bir çocuk nöroloğu tarafından takip edilmesi gerekiyor. Zaten Türkiye’den Avrupa’ya çıkma sebepleri de çocuğun hastalığı, Avrupa’daki akrabalarının yanına gidip tedaviyi sürdürmeyi amaçlıyorlar. İtirazın reddi kararı yerinde olduğu gibi genel gerekçeler belirtilmiştir. Oysa yaptığımız itirazda çocuğun sağlık durumunu, babanın cezaevinde oluşunu, resmi bir ikametgah adresi bildirdiğimizi ve çocuğun tedavisinin bağımsız bir uzman tarafından takibini talep ettiğimizi dile getirmiştik. Bütün bunlara rağmen talebimiz reddedildi. Oysa bu hususların teker teker açıklanması gerekiyordu.”
‘Aile şu an parçalanmış durumda’
Sürecin denetimsizlik yerine hukuki çerçevelerde ve hem ailenin hem de çocukların sağlık durumlarının gözetilerek yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Kuruş, “Müvekkil Şahbaz’ın ya da çocukların yurt dışına kaçma durumu da yok. Nitekim Şahbaz hakkında savcılık tarafından yurt dışı çıkış yasağı uygulanmıştır. Eşi tutuklu, çocuğu hasta olan bu ailenin GGM’de en az 6 ay kalması söz konusu değil. Çünkü bu kadar uzun süre orada kalmaları durumunda çocuk daha ağır sağlık sorunları yaşayabilir. Bu durum diğer çocuk ve anne için de olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Aile şu an parçalanmış durumda” ifadelerini kullandı.
Menemen’de yanlarında kalabilecekleri aile dostları olmasına ve kendilerini bizzat teslim alacaklarını belirtmiş olmalarına rağmen izin verilmediğini dile getiren Kuruş, “En azından Menemen’deki sabit adrese geçmelerinin daha uygun ve hakkaniyetli olacağını düşünüyoruz. Sürecin denetimsiz yürütülmesini elbette istemiyoruz. Ancak hukuk kuralları çerçevesinde yürütülmesini talep ediyoruz. Anne ve çocuklar açısından çocuğun sağlık durumu, ailenin bütünlüğü ve tedavi hakkına kavuşabilmesi adına belirlediğimiz adreste ikamet ederek tedavi sürecini daha sağlıklı yürütebilecekleri bir yaşama geçmelerini istiyoruz” diye belirtti.
GGM’de tutulan diğer mülteciler açısından da benzer sorunların olduğuna dikkat çeken Kuruş, “Tercüman eksikliği, avukat yetersizliği ve idarede muhatap bulunamaması gibi durumlar mevcut. Bunların üzerinde durulmasını ve denetime tabi tutulmasını talep ediyoruz. Ayrıca baba Araz açısından da tutukluluğun hukuka aykırı ve ölçüsüz olduğunu düşünüyoruz. Resmi belgede sahtecilik suçu kast unsuru taşımak zorundadır. Dosya incelendiğinde herhangi bir para transferi bulunmamakta, müvekkil Araz’ı suçlu gösterebilecek somut bir delil de yer almamaktadır. Tutuklama yerine farklı alternatif tedbirler uygulanabilir” dedi.




