• Ana Sayfa
  • Manşet
  • İdlib’teki havaalanı saldırısına İsrail’den ‘Türkiye’ gerekçesi, Barrack’tan ‘çatışma riski’ uyarısı

İdlib’teki havaalanı saldırısına İsrail’den ‘Türkiye’ gerekçesi, Barrack’tan ‘çatışma riski’ uyarısı

İsrail, Suriye’nin kuzeyindeki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği hava saldırısını, Şam’ın Türkiye’nin bölgede askeri konuşlanmasına izin vermesiyle gerekçelendirdi. Tom Barrack ise Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırının Türkiye ile İsrail arasında doğrudan askeri çatışma riski barındırdığını söyledi.

İdlib’teki havaalanı saldırısına İsrail’den ‘Türkiye’ gerekçesi, Barrack’tan ‘çatışma riski’ uyarısı
İdlib’teki havaalanı saldırısına İsrail’den ‘Türkiye’ gerekçesi, Barrack’tan ‘çatışma riski’ uyarısı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 19 Ağustos 2026 12:41
  • Güncellenme: 19 Ağustos 2026 12:45

İsrail, Suriye’nin kuzeyindeki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği hava saldırısını, Şam’ın Türkiye’nin bölgede askeri konuşlanmasına izin vermesiyle gerekçelendirdi.

İsrail, 18 Ağustos gecesi İdlib’de bulunan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne en az sekiz hava saldırısı düzenledi. Reuters’a göre saldırıda pist ve depolama alanları hedef alındı; can kaybı bildirilmedi.

Saldırılarda üssün pistleri ve depolama alanları zarar gördü; Suriye makamlarına göre can kaybı yaşanmadı. Yaklaşık 10 yılı aşkın süredir aktif olmayan üs, Suriye iç savaşı sırasında defalarca el değiştirmişti.

Türkiye’den kınama

Türkiye, saldırıyı Suriye’nin egemenliğine yönelik bir ihlal olarak nitelendirerek tepki gösterdi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Suriye’nin İdlib şehri kırsalında yer alan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne 18 Ağustos’ta “İsrail tarafından düzenlenen hava saldırılarını güçlü şekilde kınıyoruz” denildi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, İsrail’in, Suriye’deki Ebu Zuhur üssüne saldırısına tepki gösterdi. Oktay, X hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

“Katil İsrail güçlerinin Suriye’nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıyı en güçlü şekilde kınıyorum. Suriye’nin egemenlik hakkına ve toprak bütünlüğüne açık bir tecavüz olan bu saldırı, soykırımcı ve işgalci Netanyahu şebekesinin bölgeyi istikrarsızlaştırma politikasının en son örneğini oluşturmuştur.

Buna ilaveten, iç siyasette sıkıştıkça Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef gösterme acziyeti içerisine düşen soykırımcı Netanyahu ve hükümeti işledikleri insanlık suçlarının üzerini örtmeye çalışmaktadır. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Suriye’nin egemenliğine ve birliğine destek vermeye, bölgede kaos üreten her girişime karşı durmaya devam edecektir. Uluslararası toplumu, Suriye’ye yönelik katil Netanyahu’nun haydutlukları karşısında sessiz kalmamaya davet ediyorum.”

Özetle Suriye ve Türkiye, saldırıların bölgedeki gerilimi tırmandırma tehdidi oluşturduğunu belirtti ve saldırılardan İsrail ordusunu sorumlu tuttu.

İsrail’den açıklama: Gerekçe olarak Türkiye gösterildi

İsrail, saldırılar hakkında doğrudan yorum yapmasa da, Suriye’nin güvenlik statükosunu “ihlal etmenin eşiğinde” olduğunu belirterek, Şam’ı Türk birliklerinin hava üssüne konuşlanmasına izin vermekle suçladı. İsrail Başbakanlık Ofisi ise saldırının gerekçesinin Türkiye olduğunu açıkladı.

Hava üssüne saldırıya dair İsrail Başbakanlık Ofisi’nin resmi X hesabından yapılan paylaşımda şunlar kaydedildi:

“İsrail ve Suriye güvenlik alanlarında statükonun korunması konusunda anlaşmıştı. Ancak Suriye, Türk askerlerinin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne konuşlanmasına izin vererek bu statükoyu ihlal etmenin eşiğine geldi. İsrail, Suriye’ye bu tür bir konuşlandırmanın İsrail’in güvenliğine tehdit oluşturacağı konusunda defalarca uyarıda bulundu. Suriye ise bu uyarıları görmezden gelmeyi tercih etti. İsrail, güvenliğine yönelik tehditlere müsamaha göstermeyecek ve mevcut durumun yeniden tesis edilmesini memnuniyetle karşılayacaktır.”

Saldırı, Ankara ile Tel Aviv arasındaki Suriye geriliminin yeni bir aşamaya taşındığına işaret ediyor.

Türkiye, Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye’nin yeni yönetimiyle askeri ve siyasi ilişkilerini güçlendirirken, İsrail Şam’ın yeniden askeri kapasite oluşturmasına ve Türkiye’nin Suriye’deki etkisinin artmasına karşı çıkıyor.

İsrail’in Ebu Zuhur saldırısı, Suriye’de 2013’ten bu yana büyük ölçüde kullanılmayan bir askeri tesisin yeniden faaliyete geçirilmesi tartışmalarının ortasında gelmesi ile dikkat çekti. Reuters, saldırının Mart ayından bu yana Şam hükümetine ait bir tesise yönelik ilk İsrail saldırısı olduğunu bildirdi.

ABD, İsrail-Türkiye-Suriye arasında çatışmayı önleme mekanizması kuruyor

Saldırının ardından ABD, Türkiye, İsrail ve Suriye arasında doğrudan çatışma riskini azaltmak için bir iletişim mekanizması kurulması üzerinde çalışıyor.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in saldırısını “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirirken, taraflar arasında yanlış anlaşılmaların önlenmesi için bir “çatışmasızlık” mekanizmasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

İsrail ile Türkiye’nin Suriye’deki askeri faaliyetleri nedeniyle karşı karşıya gelme ihtimali, Washington açısından da yeni bir sorun yaratıyor. Her iki ülke ABD’nin bölgedeki müttefiki olmasına rağmen Ankara’nın Şam’la askeri işbirliğini genişletmesi, İsrail’in Suriye’deki hareket alanını daraltabileceği endişesini artırıyor.

Barrack’tan saldırının Türkiye ile doğrudan askeri çatışma riski barındırdığı açıklaması

ABD’nin Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ilinin doğusunda bulunan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırının Türkiye ile İsrail arasında doğrudan askeri çatışma riski barındırdığını söyledi.

İsrail’in The Jerusalem Post gazetesine konuşan Barrack, İsrail’in dün Suriye’deki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Barrack, saldırının Türkiye ve Suriye ile İsrail arasında askeri çatışma riski barındırdığını vurgulayarak, “Dün yaşanan olaylar ciddi ve endişe vericiydi. Ancak, can kaybı yaşanmaması ve durumun tırmanmaması bizi rahatlattı” dedi.

İsrail-Suriye çatışma önleme biriminin yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda “gizli görüşmelerin” sürdüğünü söyleyen Barrack, “Türkiye, doğrudan veya dolaylı olarak bu sürece davet edilebilir” diye konuştu.

Barrack, iletişimin önemine işaret ederek, Türkçe, Arapça, İngilizce ve İbranice dillerini akıcı şekilde konuşan personelin 24 saat görev yaptığı bir işbirliği birimi kurulmasının faydalı olacağını söyledi.

‘Suriye radarları İsrail için tehdit oluşturmuyor’

Suriye Geçici Hükümeti Başbakanı Ahmed Şara’nın İsrail’e karşı saldırgan niyetleri olmadığını ve yalnızca kendi egemenliğini korumayı amaçladığını belirten Büyükelçi, Şam Havalimanı’na kurulan radarlar bağlamında, Tel Aviv yönetiminin iddia ettiğinin aksine, ABD’nin görüşüne göre sivil altyapının İsrail için bir güvenlik tehdidi oluşturmadığını söyledi.

Barrack, “Suriye’nin güvenli ve güvenilir bir iç havacılık sistemini sürdürebilmesi, işlevsel bir sivil radar kapsama alanına bağlıdır. Bu teknik gerekliliğin bir güvenlik sorunu teşkil etmediğine ve daha fazla görüşmenin konuyu herkesin memnuniyetine uygun şekilde netleştirmeye yardımcı olabileceğine inanmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Türkiye ile İsrail arasında gerilimi azaltmak ve geri döndürülmesi zor bir tırmanışı önlemek için yardımcı olmak istediğini dile getiren Barrack, “Başkan Trump’ın planı, gerekli alan ve destek sağlandığı takdirde başarıya ulaşabilecek uygulanabilir bir yol sunmaktadır” diye konuştu.

İsrail gazeteleri nasıl gördü?

İsrail’in Ebu Zuhur Hava Üssü’ne saldırısını “Türk birliklerinin konuşlanmasını engelleme” gerekçesiyle savunması, İsrail basınında yalnızca Suriye’ye yönelik bir operasyon olarak ele alınmadı. Haber ve yorumlarda asıl meselenin, Türkiye’nin Esad sonrası Suriye’de kurduğu askeri nüfuz ve Ankara’nın Şam’ın ordusunu yeniden yapılandırmasındaki rolü olduğu vurgulandı.

İsrailli ve Amerikalı kaynaklara dayanan haberlerde de Türkiye’nin Ebu Zuhur’da askeri varlık kurmaya hazırlandığı iddiasının bağımsız biçimde doğrulanmadığı görülüyor.

Times of Israel: Mesele yalnızca bir üs değil

Times of Israel, ismi açıklanmayan bir Türk yetkilinin Axios’a Ankara’nın üste askeri varlık oluşturma arayışında olmadığını söylediğini aktardı. Gazete, saldırının arka planını aktarırken İsrail’in uzun süredir Türkiye’nin Suriye’de kalıcı biçimde yerleşmesini ve nüfuzunu artırmasını önlemeye çalıştığını yazdı. Gazetenin askeri muhabiri, saldırıdan önceki haber akışında bile İsrail’in Türkiye’nin Suriye’deki etkisini sınırlamak için daha önce de adımlar attığını hatırlattı.

Gazeteye göre İsrail açısından özellikle hassas konu, Türkiye’nin yeni Suriye yönetiminin hava gücü ve askeri altyapısının yeniden oluşturulmasına yardımcı olması. İsrail’in kaygısı, bunun ileride İsrail’in Suriye hava sahasındaki operasyonlarını sınırlayabilecek bir kapasiteye dönüşmesi.

Haaretz: Ankara artık güvenlik denkleminde

Haaretz ise gelişmeyi daha doğrudan Türkiye-İsrail rekabeti üzerinden çerçeveledi. Gazetenin canlı haber akışındaki başlıkta Netanyahu hükümetinin iddiası, “Türkiye’nin hedef alınan Suriye hava üssünün yakınında asker konuşlandırmanın eşiğinde olması” şeklinde verildi.

Bu çerçeve önemli. Çünkü İsrail açısından Esad’ın devrilmesiyle birlikte eski tehdit algısının yerini yeni bir denklem aldı: İran’ın Suriye’deki etkisinin azalması İsrail için bir kazanımken, aynı boşluğun Türkiye tarafından doldurulması yeni bir sorun olarak ortaya çıkıyor.

Haaretz ayrıca ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın saldırıyı “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirmesini öne çıkardı. Böylece İsrail hükümetinin saldırıyı “savunma” ve “statükoyu koruma” çerçevesine yerleştirmesine karşı, Washington’un operasyonu bölgesel istikrar açısından riskli gördüğünü gösterdi.

Jerusalem Post: Türkiye daha büyük tehdit olarak görülüyor

Gazetenin haberinde İsrail’in Suriye’deki askeri kapasiteyi yeniden yapılandırma girişimlerine ilişkin ABD’ye istihbarat sağladığı belirtilirken, Türkiye’nin Suriye’deki askeri etkisinin artması İsrail açısından uzun vadeli bir güvenlik sorunu olarak ele alındı.

Gazetenin daha önce yayımladığı yorumlarda da Türkiye, İsrail açısından giderek daha önemli bir bölgesel stratejik rakip olarak tarif edilmişti. Bu yorumlarda Ankara’nın Suriye’de yeni yönetim üzerindeki etkisi, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgesel politikası birlikte değerlendiriliyor.

Ebu Zuhur askeri havaalanı 2013’ten bu yana kullanım dışı. Aralık 2024’te Suriye’de yönetimi ele geçiren HTŞ güçleri üssün kontrolünü de devraldı. Suriye, Beşar Esad hükümetinin iki hafta içinde devrilmesiyle sonuçlanan saldırılar sırasında hasar gören askeri tesislerini yeniden inşa etmeye çalışıyor. (BBC Türkçe/ANKA/AA/Numedya24)