Kürt meselesinin çözümü için yürütülen süreç kapsamında Meclis Adalet Komisyonu’nca hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” Meclis’ten geçti.
Teklif Resmi Gazete’de yayımlanırken, Takip ve Değerlendirme Kurulu dün yaptığı toplantıyla 4 alt komisyonun kurulmasına karar verdi. Süreçte gelinen aşamaya dair Tahir Elçi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mahsun Batı, MA’ya değerlendirmelerde bulundu.
Tahir Elçi Vakfı ile birlikte birçok sivil toplum örgütünün 20 Ağustos 2025 tarihinde Meclis’te kurulan Komisyon tarafından dinlendiğini hatırlatan Batı, “İki yıllık süreç olgunlaştı ve nihayetinde yasa çıktı. Süreci en başından beri desteklediğimizi ve cesur adımların atılması gerektiğini vurgulamıştık. Yasa, eksik yönleri olmasına rağmen desteklenmesi gereken iyi bir ilk adımdır. Özellikle diğer barış süreçlerinden farklı olarak bu sürece özel bir yasa çıkarılması yasal bir zemine oturtulması bizce oldukça önemlidir” dedi.
‘Yasa herkes için uygulanabilir olmalıydı’
Meclis’ten geçen yasanın arkasından birçok yeni düzenlemenin geleceğini söyleyen Batı, yasada geri dönüşler noktasında içeriği netleşmeyen, eleştirilen adımların olduğunu ifade etti:
“Yasanın 1 Haziran 2005 öncesini kapsamaması ilk temel eleştirimizdir. Yeni Türk Ceza Kanunu’nun kabul tarihi olan 2005 öncesinin neden kapsam dışı bırakıldığını anlamak zordur; yasa herkes için uygulanabilir olmalıydı. Türk Ceza Kanunu kapsamında öldürme fiillerine karışan örgüt üyelerinin ve 2005 öncesi müebbet/ağırlaştırılmış müebbet alanların kapsam dışı kalması da eleştirilecek diğer bir husustur.”
‘Önceki süreçlerde bunun alt yapısı yoktu’
Sürecin olumlu ilerler ve kurul örgütün faaliyetlerini sonlandırdığına ikna olursa, kapsam dışında kalanları için yeni tekliflerin sunulabileceğine değinen Batı, “Sayın Öcalan’ın statüsü konusunda da yasal imkanların önü açılmıştır. Önceki süreçlerde bunun yasal altyapısı yoktu ancak bu yasa; adımlar atıldıkça yeni düzenlemelerin yapılmasına olanak tanımaktadır. Yasa; kişilerin, derneklerin ve vakıfların sürece dâhil edilmesinin önünü açmaktadır. Süreçte Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki komisyonun alt komisyonlar kurabilmesi, geçmişteki Akil İnsanlar Heyeti benzeri yapılarla sivil toplumdan ve şahıslardan faydalanılmasına imkan vermektedir” dedi.
‘Sürecin önünü açabilecek bir tekliftir’
Yasanın MGK kararı sonrası hayata geçeğini belirten Batı, bu kararın ardından başvuruların ve dönüşlerin başlayacağını söyledi. Batı, “Sayın Öcalan’ın başvuranların üçte birinin silahlı gruplardan, üçte birinin cezaevindekilerden, üçte birinin de Avrupa’dan olması yönündeki önerisi de gayet mantıklı, uygulanabilir ve sürecin önünü açabilecek bir tekliftir” şeklinde konuştu.
‘Kalıcı barış sadece silahların susması değildir’
Meclis tarihinde en yüksek kabul oyu alarak yasalaşan çerçeve yasanın ciddi bir toplumsal ve siyasi mutabakatın olduğunu gösterdiğini belirten Batı, kalıcı barışın sadece silahları susması demek olmadığını söyledi:
“50 yıllık çatışma ortamının yarattığı hak ihlalleri, faili meçhuller ve köy boşaltmalarla yüzleşilmesi şarttır. Örgüt üyelerinin dönüşünden sonra bir Adalet ve Hakikat Komisyonu kurulmalıdır. İnsanlar halen çocuklarının mezarlarını ve faillerini aramaktadır. Cumartesi Anneleri’nin durumu ortadadır; hakikatler açığa çıkarılmadan ve adalet tesis edilmeden kalıcı barış sağlanamaz. Yaşamını insan haklarına adamış olan Tahir Elçi de ‘Savaş, çatışma istemiyoruz’ dediği anda katledilmiştir. Tahir Elçi Vakfı olarak bu mirası sürdürme, adalet ve hakikat mücadelesini büyütme kararlılığındayız.”
‘Adımlar hızlı ve cesurca atılmalıdır’
Yargı kararlarının uygulanmasının esas olduğunu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması için yeni bir yasaya ihtiyaç olmadığını ifade eden Batı, “Eksiklerine rağmen bu çerçeve yasayı ve yasal zeminin oluşturulmasını son derece olumlu buluyoruz. Tahir Elçi Vakfı olarak çağrımızdır; çatışmayı sonlandıracak ve toplumsal barışı tesis edecek adımlar daha hızlı ve cesurca atılmalıdır.” diye konuştu.




